İki yıl önce göl alanı 65 bin hektardan 50 bin hektara düşen, teknelerin yüzemez hale geldiği ve balık neslinin yüzde 80 azaldığı Beyşehir Gölü'nde son yağışlar, umutların yeniden yeşermesine neden oldu.
2007 yılında görülen ve 2008 yılında da devam eden şiddetli kuraklık, Akşehir Gölü ve bölgedeki pek çok sulak alanın tamamen kurumasına, Tuz Gölü ve Beyşehir Gölü'nde de su seviyesinde önemli miktarda azalmaya neden oldu.
Türkiye'nin en büyük tatlı su gölü olan Beyşehir Gölü'nde kuraklık, çok sayıda balıkçı ve çiftçiyi olumsuz etkiledi.
Gölde su seviyesindeki azalmayla birlikte otlanmanın artması, göldeki eko-sistemin bozulmasına, buna bağlı olarak balık miktarlarının yüzde 80 oranında azalmasına neden oldu. Aşırı otlanma ve su azlığı nedeniyle bazı büyük tekneler gölde yüzemez hale geldi. 2000 yılında 500 ton sazanın avlandığı gölden geçtiğimiz yıl sadece 100 ton sazan tutulabildi.
Gölden sağlanan balıkları işleyen göl kıyısında 17 fabrikadan 14'ü ham madde olmadığı için kapandı. Halen açık olan 3 fabrika ise ayakta kalma mücadelesi veriyor. Bu durum, fabrikalarda çalışan işçilerin, kamış keserek ya da çeşitli su ürünleri avlayarak geçimini sağlayan çok sayıda kişinin işsiz kalmasına, bölgenin ekonomik açıdan zayıflamasına neden olmuştu.
Beyşehir Gölü'nde su seviyesi, son altı ayda meydana gelen yağışlar sonucunda 1122.60 rakımı seviyesine ulaştı. Gölde geçen yıl Nisan ayı sonunda 2 milyar 988 milyon metre küp olan su miktarı ise son olarak 3 milyar 434 milyon metre küp olarak ölçüldü.
Plaj olarak kullanılan kıyılar ve kenarda bulunan sazlıklar, yağışlarla birlikte su altında kaldı. Sazlıkların su altında kalması, ekonomik değeri olan sazan, levrek ve kadifenin üreme alanlarını genişletti.
DSİ yetkilileri, çiftçilere su temininde çok zor durumda kalınmadıkça, 1122.10 rakımının altında gölden su alınmayacağını, bu konuda gerekli hassasiyeti göstereceklerini söyledi.
-''GÖLDE YAŞANAN YÖNETİM PROBLEMİ KARMAŞAYA YOL AÇIYOR''-
Selçuk Üniversitesi (SÜ) Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Babaoğlu, su miktarındaki artışın herkesi sevindirdiğini ancak, suyun yükselmesinin göldeki sorunları tümüyle ortadan kaldırmayacağına dikkati çekti.
Gölde her şeyden önce yönetim problemi yaşandığını, kararların birden fazla kuruluş tarafından verilmesinin karmaşa doğurduğunu dile getiren Babaoğlu, şunları kaydetti:
''Burada tek merkezden yönetim oluşturulup, gölle ilgili alınacak kararların tek elden çıkması gerekiyor. Konya'nın tüm tarımsal su ihtiyacı için tek kaynak Beyşehir Gölü'dür. Gölü besleyen 20'den fazla dere, kanalizasyon ve endüstriyel atıklarla kirletilmektedir. Tarımsal kaynaklı azot, fosfor ve ağır metal gibi kirleticiler de göle akmaktadır. Öngörüsüz ve bilinçsiz balık türü aşılanması gölde, ekonomik değeri olan balıkların üremesini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu sorunlara çözüm bulunursa, Beyşehir Gölü'nün su seviyesindeki artış daha da anlamlı hale gelecektir.''
Beyşehir Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Erol Erdoğan, Beyşehir Gölü'nde 15 Martta başlayan su ürünleri avlanma yasağının 15 Haziranda sona ereceğini söyledi.
Göldeki su miktarındaki artışın balık sayısını kısa süre içinde artırmasını beklemediklerini ifade eden Erdoğan, ''Balık oranının 2010-2011 yılları ve sonrasında eski seviyelerine ulaşmasını bekliyoruz'' diye konuştu.