Bebek okşayan anne nelere kadir?

Bebeğini öpüp okşayan, sevip koklayan bir anneden daha doğal ne olabilir? Ama bu temasın aslında genlere işlemiş pek çok olumsuzluğu ortadan kaldırdığını ortaya çıktı ve bilimde yeni bir sayfa açıldı.

Yetişkin bir canlıda kalıcı karakter özelliğinin, anne okşaması gibi çevresel bir etkenle değişmesi, bilimde yeni bir sayfa açtı.
Bu tezin kanıtlanması ile, 'insanların doğuştan gelen genetik özeliklerinin mi yoksa çevresel faktörlerin mi daha etkili olduğu'tartışması yeni bir boyut kazanacak. Kanadalı araştırmacılar, doğuştan gelme ile sonradan kazanılmış özellikler arasındaki bugüne kadar bilinmeyen bağları aydınlatmaya çalışıyor.

Bebeğini öpüp okşayan, sevip koklayan bir anneden daha doğal ne olabilir? Ama bu doğallığın arkasındaki biyolojik nedenler merak edildi ve ilginç sonuçlara varıldı. Uzun yıllardan beri bilim insanları anne okşamalarının bebekler üzerindeki etkilerini araştırıyorlar. 1950'li yıllarda bebeklerin kundağa sarılması kadar doğal bir olay yoktu. Ta ki Amerikalı çocuk hastalıkları uzmanı ve psikanalist John Bowlby, bebeğin temel gereksinimleri arasında fiziksel temasın çok önemli olduğunu söyleyene kadar...

Bowlby'ye göre okşama, dokunma bebeğin gelişimi açısından son derece önemli idi. Ve bu görüş kısa süre içinde dünya çapında kabul gördü. 50 yıldır bebekler annenin (ve meraklı babanın!) tensel temasının keyfini yaşıyor. Dahası, bebek doğar doğmaz derhal annenin çıplak bedeni üzerine bırakılıyor!

Bu çok doğru psikolojik yaklaşımdan sonra, şimdi de anne ile çocuk arasında dokunsal bağın biyolojik doğası araştırılmaya başlandı. Bilim dünyasının özellikle ilgisini çeken, annenin okşamalarının, geleceğin yetişkininin karakter oluşumunda nasıl bir biyolojik etki yaptığı...

İlk yanıt Kanadalı bilim adamlarından geldi. Michael Meaney, çevresindeki genetik bilimcileri ve gelişme uzmanları ile, yeni doğan bebekler ve anneleri arasında oluşan bedensel temas sonrasında DNA'ları etrafında önemli kimyasal değişimler saptadılar.

Bir diğer deyişle, okşamaların psikolojik olduğu kadar genetik açıdan da önemli olduğu ve genetik değişiklikleri tetiklediği ortaya çıktı.

Çevresel faktörler

Meaney, Science et Vie dergisine yaptığı açıklamada şöyle diyor: 'Alıcıların sayısı ne kadar fazla olursa, strese karşı verilen tepki o kadar düşük olur. Yavrularını sürekli okşayan, onlara dokunan anneler, bebeklerinde bu genlerin aktivitelerini, dolayısıyla da alıcıların üretimini arttırmış oluyorlar.'Annelerinden yeterince ilgi görmeyen yavrularda bu alıcılar çok üretilemediği için, strese karşı aşırıya kaçabilen tepkiler verebiliyor.

Sonuç şaşırtıcı: Yetişkin bir canlıda artık kalıcı hale gelen bir karakter özelliği, annesinin davranışları sonucu değişiyor ve yeniden şekillenmiş oluyor. Tabii bu tez çok önemli ve bu nedenle de üzerinde tartışmalar sürüyor ve yeni araştırmalar yapılıyor.

Bu tezin kanıtlanması halinde, çok uzun yıllarda beri süregelen 'insanların doğuştan gelen genetik özeliklerinin mi yoksa çevresel faktörlerin mi daha etkili olduğu'tartışmasında önemli adımlar atılmış olacak. Meaney 'Artık soru, çevresel faktörlerin insan genomu üzerinde nasıl etkilerini olduğunu ortaya koymak, dolayısıyla kişiye özgü özeliklerin nedenlerini açığa çıkarmak'diyor.

Genetik hafıza
DNA özellikleri kadar, DNA etrafındaki kimyasalların değişimlerini incelemek de önemli. Bilim dünyasının 'epigenetik değişimler'diye tanımladığı bu olgu, genlerin aktivitelerini kontrol eden bir anahtar gibi...

Yapılan araştırmalara göre canlılar, annelerinin davranışlarının yol açtığı değişimleri, biyolojik olarak 'hafızalarında'saklıyorlar. Buna en çarpıcı örneklerden biri, 1992 yılında yapılan epidemik bir araştırma. Bu araştırmada 1945 yılında Hollanda'da baş gösteren kıtlık sırasında anneleri yeterli beslenmediği için düşük kilolu doğan bebeklerin, 1970 ve 1980'lerde doğan çocuklarında da yine aynı düşük kilo sorunu ile karşılaşıldığı tespit ediliyor.

Yani birkaç ay ya da birkaç yıl süren bir kıtlık, toplumun önemli bir kesimine damgasını vurabilecek genetik bir değişime yol açabiliyor. Diğer bir deyişle, organizmanın içindeki genetik hafıza nesilden nesile aktarılabiliyor.

Yalnız üzerinde durulması gereken bir nokta daha var: Epigenetik değişimler tersine çevrilebiliyor. Örneğin, bebekliğinin ilk yıllarında az ihtimam gösterilen bir çocuk, daha sonra anaç bir anne tarafından evlat edinildiğinde, gelecekteki yaşantısında endişe ve stresten kurtulabiliyor.

Sağlık Haberleri

Bahar aylarındaki göz alerjisi görme kaybına yol açabilir
Kanser Tedavisinde Yeni Dönem: Kemoterapi Artık Bir "Öcü" Değil
Sosyal Medya Tuzağına Düşmeyin: Bilinçsiz Spor Sakat Bırakıyor!
Dakikada 6 Can: Aşıların 50 Yıllık Mucizevi Karnesi
Kilo vermek için başvurduğu merkezde kanser olduğunu öğrendi