CHP'den Sarıgül'ün partisine geçen Hikmet Çetin, NATO'nun Afganistan Kıdemli Temsilciliği'ne atandığında dönemin liderlerinden bir tek Baykal'ın arayıp tebrik etmediğini açıkladı.
Tesadüf işte! CHP Lideri Deniz Baykal'ın Cübbeli'ye telefonda geçmiş olsun dediğinin ortaya çıkmasının günler öncesinden Türkiye solunun Hikmet Abi'si, Hikmet Çetin ile bir söyleşi gerçekleştirmiştim. Hem yıllar sonra yeniden siyasete girmesinin, hem de darbe sonrası kurulacak hükümette adının başbakan yardımcılığında niçin geçmiş olabileceğinin nedenlerini konuşmak için kayıt cihazımı uzattığım Çetin'den, övünçle bahsettiği Afganistan temsilciliği görevini dönemin siyasi liderlerinden sadece Baykal'ın tebrik etmediğini de öğrenmiştim. Hal böyle olunca, yani Cübbeli'ye geçmiş olsun telefonu gündeme oturup, "Birbirimizi nezaketle, saygıyla selamlamasını, hal hatır sormasını, geçmiş olsun demesini, şifa dilemesini bilmeliyiz kim olursak olalım. Çünkü biz aynı toplumun insanlarıyız" diyen Baykal'a, Türkiye için son derece önemli ve zor bir görevi üstlenen Çetin'in, "Herkes aradı ama bir tek o aramadı" sözlerini hatırlatmak da farz oldu.
Balyoz'a göre darbe sonrası kurulacak hükümetin başbakan yardımcısı sizmişsiniz. Ne düşünüyorsunuz?
Bu konuda konuşmak istemiyorum.
Neden?
Nedeni basit. Tamamen hayal ürünü, kurgunun ötesine geçmeyecek bir planda, benden habersiz birilerinin adımı kullanmış olmasına verilecek cevabım yok!
Hiç mi bir şey yok yani?
Yok aslında ama sizin hatırınıza kısaca şunu söyleyeyim. Ben darbeden zarar görmüş bir kişiyim. Bir anlamda darbezedeyim. Öğrencilik yıllarımdan beri demokrasi için kendimce mücadele verdim. Sorunların demokrasi içinde çözülmesi gerektiğine inanıyorum. Gerçek demokrasinin gereği de budur.
Tamam ama birileri işte sizin adınızı bu plana yazmış!
Bakın, bilgim, ilgim olmayan bir konuda ismimin geçmiş olması, benim açımdan ciddiye alınmayacak bir saçmalık. Kurgu olarak herkesin ismini yazabilirsiniz. Eğer varsa bu kurguyu kimin yaptığı umarım yargıda ortaya çıkar.
Enteresan değil mi? Tam da siyasete yeniden döndüğünüz bir dönemde böyle bir mevzunun gündeme gelmiş olması...
Evet. Gerçekten enteresan.
Peki nereden çıktı, siyasete 10 yıl sonunda geri dönmek?
Çünkü bu yönde ısrarlı talepler oldu. İnsanlar bana, "Senin gibi deneyim sahibi bir isim köşesine çekilip oturamaz" diye baskı yaptı. Bir beklenti vardı insanlarda. Ben de o beklentiye cevap vermek zorunda kaldım.
Benim anlamadığım 54 yıllık CHP geçmişiniz varken başka bir siyaseti tercih etmeniz.
CHP'de zaten olamazdı ki! CHP yönetimi beni 2002'de veto etmişti.
Nasıl yani?
Milletvekili adayı olmak için müracaat etmiştim. Bazı yönetici arkadaşları, "Beni aday göstermeyecekseniz boşu boşuna bu müracaatı yapmayayım" diye de uyarmıştım. Sonuçta listeler yayınlanıp vetolandığımı görünce elbette üzüldüm. Düşünsenize üniversite yıllarından başlayarak yıllarca bu partiye hizmet etmişsiniz. Genel Başkanlığa kadar çıkmışsınız ama bugünkü yöneticiler haber bile vermeden sizi CHP'de aday olmaya bile layık görmüyor. İşte o aşamada siyasete değil ama yöneticilere kırıldım ve kenara çekildim. Bazen, belki de iyi oldu diyorum. Böylece üç yıl kadar Afganistan'da görev yapmış oldum. Ve bu güne kadar da hiçbir siyasi hareketin içinde bulunmadım.
Bu arada Afganistan için yeniden adınız geçiyor. Gidecek misiniz yeniden?
Bana gelen bir teklif yok ama gelirse de "ne yapacağımı" bu aşamada bilemiyorum. Daha üst bir görev, daha geniş kapsamlı bir görev olacak ama tabii bunlar benim dışımda konuşuluyor. Ama söylemeliyim ki onur duyarım.
Türkiye için çok önemli bir görev değil mi?
Elbette. Bizim Afganistan'da bu şekilde temsil edilmemiz herkesi gururlandırmıştı o dönem. Toplumun her kesiminden tebrik almıştım. Dönemin Cumhurbaşkanı Sezer'den tutun da Başbakan Tayyip Erdoğan'a, Devlet Bahçeli'ye kadar birçok insan arayıp, "Hayırlı olsun. Zor bir göreve gidiyorsunuz. Yapabileceğimiz bir şey var mı?" demişti.
Peki Deniz Baykal aramış mıydı?
Hayır aramamıştı. CHP'den tek bir yetkili isim aramadı. Ama benim için önemli değil.
Önemli bence ya!
Ya tabii ki önemli ama ne diyeyim şimdi. "O görev Türkiye adına yürütülen zor bir görevdi. Orada bile siyasi davrandılar. Ayıp ettiler!" filan mı diyeceğim. Ne yapalım işte aramadılar!
'CHP rapora sahip çıkmayınca hem şaşırdım hem üzüldüm'
1991'de Kürt Raporu'nu Baykal'la birlikte hazırlamıştınız değil mi?
Evet. Sayın Erdal İnönü Genel Başkan, Deniz Baykal Genel Sekreter'di. Konunun önemli olduğu çok açıktı ve Baykal'ın başkanlığında ben, Eşref Erdem, Fuat Atalay ve Cumhur Keskin'den oluşan bir komisyon oluşturuldu. Her kesimden görüşler alındı.
Bugünkü Demokratik Açılım'dan farkı neydi?
Bugünkü açılım tam belli değil ama çok farklı olacağını sanmıyorum. Konu aynı, sorun aynı. Bugün konuşulanları biz o zaman SHP olarak görüp rapor haline getirerek yayınlamıştık.
Hakkınızda soruşturma bile başlatılmış değil mi?
Şöyle oldu. Savcılıktan partiye 'Bunu kim yazdı?' diye yazı gelince rahmetli İnönü tepki gösterip 'Benim yazdığımı bildirin' demişti. Bu konularda çok duyarlıydı. CHP, o rapora gereği gibi sahip çıkmayınca hem şaşırdım, hem de üzüldüm. Daha ilk günden 'Bizim bu konuda yıllar önce hazırlanan raporumuz var. Buna ekleyeceğiniz bir şey var mı?' denilebilirdi.
Niye şaşırdınız peki?
Çünkü bu tür demokratik açılımları dünyada genellikle sol ve sosyal demokrat partiler yapar. İnsan haklarına, demokrasiye, özgürlüğe ve eşitliğe daha duyarlıdırlar. Öyle değil midir sizce de?
'İktidara aday muhalif parti yok'
Peki Sarıgül'de ne buldunuz?
Bir kere bugün iktidara aday bir muhalefet partisinin bulunmadığını düşünüyorum. Bu bir eksikliktir ve bu açıdan siyasette bir boşluk var. Sarıgül'ün bu boşluğu doldurabileceğini gördüm.
Bu kadar mı?
Parti büyüklerine, onların deneyimlerine, birikimlerine saygısı var. Bizlerden de katkı bekliyor, çok açık davranıyor. Tabii bütün bunların dışında kararı sonunda halkımız verecektir. Benimkiler gözlem.
'Gürsel Tekin muhatabım değil'
Gürsel Tekin, "İstifa edin, yoksa kovarım!" diyerek sizin de aralarında olduğunuz birkaç kişiye dair ilginç bir çıkış yapmıştı.
2002'de parti yönetimi ne yaptıysa o da o geleneği devam ettirmiştir bana göre. CHP'ye 1956'da kaydoldum. İsmet İnönü'ye Uşak'ta taş atılırken yanındaydım. Bugünkü yöneticilerin bir kısmı başka yerlerdeydi. Ne zaman partili olduğunu bilmediğim bir il başkanı çıkıyor "Kovarım seni!" diyor. Siz olsanız ne cevap verirdiniz bilemem. Ben "Muhatabım değil" dedim.
Sabah