Aydınlar Ocağı’nda “Türkçe Dünya Dili Olmalı” diyen Türkçe okutmanı Uyaroğlu, Batı ve Amerikan kökenli kelimelerin düşünce ufkumuzu daraltıp yozlaştırdığını savundu
Aydınlar Ocağı’nın bu haftaki Salı Sohbetleri’nde konuşan Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Okutmanı Şakir Tuncay Uyaroğlu, 650 bin kelimelik zengin söz varlığına sahip Türkçenin, 1970’li yıllardan itibaren büyük yaralar almaya başladığını savundu. Programa Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü’nün yanı sıra, Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şube Başkanı M. Ali Köseoğlu, Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Tahir Yüksek ve yazarlar katıldı. Uyaroğlu, kullanılmaya başlanan uydurma kelimeler için dönemin Türk Dil Kurumu tarafından “Öztürkçe Kelimeler Sözlüğü” adlı bir kitap hazırlandığını ve bu sözlükte bulunan 3 bin 850 adet uydurma kelime ile zengin Türkçenin 3 bin 850 kelimeye mahkûm edildiğini vurguladı.
BU KELİMELER TÜRK LEHÇELERİNDE YOK
Bu sözlükte yer alan çoğu uydurma kelimenin hiçbir Türk lehçesinde olmadığını ve kullanmadığını anlatan Uyaroğlu, bu tezini 1991 yılında Kültür Bakanlığı tarafından yayınlanan “Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Sözlüğü”nden örnekler vererek ispat etti. 1933 yıllarında Atatürk’ün de bu Öztürkçe akımına itibar ettiğini ve iki yıl sonra bu görüşünden vazgeçtiğini belirten Uyaroğlu; “İngilizceden aldığımız dört harfli Tren yerine güya TDK’nın kültürlü ve seviyeli hocaları şunu önermiş: Önden çektirgeçli, arkadan ittirgeçli, üstten düttürgeçli, çok oturgaçlı götürgeç. Bunu söyleyinceye kadar hızlı tren Konya mücavir alanını geçmiş olur. Çocuklara bıraksak yakıştırdıkları “çuf çuf” ile bunlardan daha güzel karşılıklar bulurlardı. Hatta İstiklal Marşımız için “Ulusal Düttürü” diyecek kadar seviyesizleşen ucubeler uydurmuşlar” dedi. Dil uzmanlarını eleştirerek sözlerine devam eden Uyaroğlu, Türk dilindeki, Arapça ve Farsça kelimelere karşı oldukları kadar, batı kökenli kelimelere de hassas davranmadıklarını belirtti.
DİLİN ÖZÜ ÜVEYİ OLMAZ
Dünyada hiçbir dilin ‘özü-üveyi’ olmadığını, bunun sadece uydurmacıların kılıf olarak ortaya attıklarını ileri süren Uyaroğlu, son yıllarda Türkçe’yi işgal eden Batı ve Amerikan kökenli kelimelerin düşüncenin Türk ufkunu daraltıp yozlaştırdığını, bunları kullanırken bile gülünç duruma düşüldüğünün altını çizdi. Osmanlı döneminde Arapça ve Farsça kelimeler kullanılıp aşırıya kaçmanın da yanlış olduğunu söyleyen Uyaroğlu, “Çinli mütefekkir Kun’a sormuşlar: ‘Bir ülkeyi yönetmeye çağırsalardı ilk işiniz ne olurdu?’ diye. Kun’un cevabı âleme ibret olacak nitelikte olmuş: “Önce dili gözden geçirmekle işe başlardım; dil kusurlu olunca düşünceler iyi anlatılamaz. Düşünceler iyi anlatılamazsa yapılması gereken işler doğru yapılamaz, işler doğru yapılmayınca ülkenin töresi ve kültürü bozulur, adalet yanlış yola sapar. Halk şaşırır ne yapacağını bilemez, bunun içindir ki hiç bir varlık dil kadar önemli değildir” ifadelerini kullandı. Uyaroğlu konuşmasının sonunda. kendi yazdığı ve Türkçenin sorunlarını dile getirdiği “Türkçe Konuşacaksak, Türk’çe Konuşalım” adlı kitabını imzaladı.