Batı Şeria’da tırmanan gerilim ve yerleşimci şiddeti, uluslararası arenada somut adımların atılmasına yol açtı. İngiltere, Kanada, Fransa ve Norveç, Tel Aviv yönetiminin bölgedeki işgalci ve saldırgan adımlarına karşı ortak bir yaptırım paketi açıkladı. Avustralya’nın da destek verdiği ortak bildiride, bu kararın "Filistinli sivillere yönelik yerleşimci şiddetinin korkunç seviyelerinden sorumlu aşırılık yanlısı yerleşimcileri hesap verebilir kılmayı" amaçladığı vurgulandı. Ülkeler, İsrail hükümetinin sahada acil önlemler almaması durumunda daha sert adımların geleceği uyarısında bulundu.
Fransa'dan İsrailli Bakana Giriş Yasağı
Açıklanan yaptırımlar ülkeler arasında farklılık gösterirken, en dikkat çekici hamle Fransa'dan geldi. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, Filistin karşıtı söylemleriyle bilinen İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich başta olmak üzere, yerleşimci örgütlerin 4 liderine ve şiddet olaylarına karışan 21 yerleşimciye ülkeye giriş yasağı getirildiğini duyurdu. Fransa ayrıca, 12 Haziran'da Paris'te tarafların sivil toplum kuruluşlarını ve dışişleri bakanlarını bir araya getirecek kritik bir barış toplantısına ev sahipliği yapacak.
Finansal Akışlar ve İnşaat Şirketleri Hedefte
İngiltere ve Kanada ise yaptırımların ekonomik boyutuna odaklandı. Londra yönetimi, aşırılık yanlısı grupların bölgede cezasızca hareket etmesini sağlayan finans akışlarını kesmeyi hedeflediğini belirterek, Filistinlilere ait mülklerin yıkımında rol oynayan bir inşaat şirketini yaptırım listesine aldı. Kanada (Ottawa) yönetimi ise benzer şekilde bölgede faaliyet gösteren farklı bir inşaat şirketi ve sahiplerine yaptırım uygulayarak, Kanada vatandaşlarının bu kişi ve kurumlarla ticaret yapmasını yasakladı.
İsrail'den "Antisemitizm" Suçlamasıyla Jet Tepki
Yaptırım kararlarına Tel Aviv'den tepki gecikmedi. İsrail Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamada kararlar sert bir dille kınandı. Bakanlık, yaptırım kararı alan batılı hükümetleri "kendi ülkelerindeki antisemitizmi kontrol edememekle" ve bu tür adımlarla "antisemitizmi küresel ölçekte teşvik etmekle" suçladı.
"E1 Projesi" ile Bölünme Tehlikesi
Diplomatik kaynaklar, artan yerleşimci şiddetinin arkasında iki devletli çözüm ihtimalini ve kurulması muhtemel bir Filistin devletini tamamen ortadan kaldırma stratejisi yattığını belirtiyor. Özellikle İsrail'in Doğu Kudüs'ün doğusunda hayata geçirmek istediği ve "E1 Projesi" olarak bilinen yasa dışı yerleşim planı, Batı Şeria'yı coğrafi olarak ikiye bölme ve Filistin'in Doğu Kudüs ile olan bağını tamamen koparma riski taşıdığı için uluslararası toplumda büyük endişe yaratıyor. Bölgedeki yasa dışı yerleşim birimleri, 1967 yılındaki Altı Gün Savaşı'ndan bu yana Birleşmiş Milletler (BM) ve uluslararası hukuk tarafından yasa dışı olarak kabul ediliyor.