Konya İnanç Özgürlükleri Platformu üyeleri 61. kez Kayalıpark’ta saat 12’de buluşarak başörtüsüne özgürlük taleplerini tekrarladılar. ABD’de gerçekleştirilen başkanlık seçimlerinin de değerlendirildiği buluşmada platform adına hazırlanan basın bildirisini Yavuz Erden okudu. Bildiride başörtüsünün ahlakın en yüksek simgesi olduğu vurgulandı.
Bildiride şu ifadelere yer verildi:
Kendi güçlerine, kendi iradelerine, inançları olmayan bireyler ve topluluklar, her zaman kendi hak ve özgürlüklerini koruyacak daha iyi bir gelecek ve adalet üzerine tesis edilmiş bir toplumsal yapıyı gerçekleştirecek kişileri umutla bekler, her toplumsal değişimin ardından yeni gelenin mesihi bir el sahibi olduğuna inanır. Köleleştirilmiş ve iğdiş edilmiş zihin sahipleri kurtarıcı bir efendinin bahşedeceği lütufları bekleyip zillet içerisinde yaşamayı bir onur zannederler. Onlarda gördükleri bir takım güzellikleri mutlak doğru kabul edip, onlara karşı büyük bir umut beslerler. Akıbetse hep hayal kırıklığı olmuştur.
Kırmızı ışıkta durdu, markette sırada bekledi diye kendisine teveccüh gösterilen A.N.Sezer yedi yıl boyunca milletin başında milletin başında boza pişirmiş gidişi büyük sevinçlere sebebiyet vermişti. Sam amcadan bizar olan dünya halkları kulübesinden çıkartılıp getirilmiş Tom Amca’ya büyük bir ilgi gösterip ondan çok şey beklemektedir. Ama bilinmelidir ki Tom Amca da Sam Amca’nın ev köleleri arasından çıkmış ve efendisinin yolundan ayrılmamaya yeminli bir ev kölesidir. Bugün Martin Luther’in rüyası gerçekleşti diye sevinenler malcom X’in uyanlarına kulak vermeyenlerdir. Ha Sam amca, ha Tom amca... İkisi de emperyalist, ikisi de işgalci, ikisi de Müslümanların yaşam alanlarına yönelik baskıcı ve zorba.
Allah’a, kendi iradelerine ve amellerine güvenen bir topluluğun Obama’dan umudu olmaz. Hak ve özgürlükler zalimlerin çiftlik bekçilerinin iki dudağının arasında değil Müslüman halkların kararlı ve onurlu direnişinin gölgesinde olacaktır. Ülkemizde batılılaşma ve modernizmin öncülüğünü yapanlar, Türk modernleşmesini ahlaksız bir modernleşme olarak tasvir etmiştir. Bu öncüler ahlaka dair ne varsa hepsini bir tabu görüp, onları yıkmak için yılmaz savaşçılar olmuşlardır. Adları her tür ahlaksızlıkla birlikte anılan bu öncü grubun; medya aracılığıyla Hüseyin Üzmez üzerinden İslam’a ve Müslüman camiaya yönelik saldırgan ve rezilce tutum ve söylevleri bir iğrençlik seremonisi haline dönüşmüştür. “Dinime dahleden bari müselman olsa!” deyimi gereği, davranış ve sözleri asla kabul edilemeyecek olan bir şahsı tenkit de yarışanlar bari kendileri temiz olsalar... İlk taşı eli temiz olanlar atsmlar denildiğinde vücutlarında temiz yer bulunmayanların taş atma yarışına girmesi, “bunlar hiç aynaya bakmaz, utanmazlar” yorumuna sebebiyet vermiştir.
Tek parti dönemi, uzatmalı modernistlerinin Vakit gazetesine yönelik linç girişimlerini buradan tel’in ediyoruz. Vakit Gazetesi’nin dile getirdiği her tür ahlaksızlığa yönelik İslami yaptırımların uygulanması teklifini destekliyoruz. Diyoruz ki: “En güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilen Nebi’nin (a.s) takipçileri her zaman ahlakın yanında ahlaksızlığın karşısında olacaktır. Özellikle ahlaksızlığı aleni olanların ahlak savuculuğu yapmaya kalkıştıkları bir dönemde...” Başörtüsü ahlakın en yüce simgesidir. Ahlak savunucularının(!) onu yasaklaması ve ona olan- düşmanlıkları onların ahlak dersi veren ama ahlaktan rahatsız olan kimseler olduklarını en güzel bir şekilde ortaya sermektedir.
Ferit Hepokur-Memleket