Başlayacam a. birliğinizden

Küfretmeyi pek sevmem ama yeri gelince küfür edebilmeli insan. Can Yücel”in şiirlerini bu yüzden severim. Güzelim dizelerinde yeri gelince hakkını verir küfrün.

Zeki Oğuz

Küfretmeyi pek sevmem ama yeri gelince küfür edebilmeli insan. Can Yücel”in şiirlerini bu yüzden severim. Güzelim dizelerinde yeri gelince hakkını verir küfrün.

Gazetelerde bazı haberleri okudukça içimden bağıra bağıra küfretmek geçiyor. Haberlerin kaynağı yıllardır yamanmaya çalıştığımız Avrupa birliği olunca küfrün adreside belli oluyor. Dediklerine göre semt pazarları kaldırılacakmış. 

Orta ve alt gelire sahip insanlarımız semt pazarlarından alış veriş ederler. Bu pazarlarda bütçelerine göre ürün bulma imkânları vardır. Benim semt pazarlarına tutkun olma nedenlerimden biri doğrudan üreticiden ürün alabilme imkânımın olmasıdır. Üreticiler genellikle Pazar yerlerinin kenarlarında dururlar ve getirdikleri ürünü genellikle ucuza verirler. Ürünleri hilesiz hurdasızdır.

Semt pazarlarının bir güzel yanı da tekelciliği önlemesidir. Kabzımalın kafasına göre fiyat belirlemesinin önüne geçmesidir. 12 Eylül faşist rejiminin dayatması sonucu yedi yıl domates satmış biri olarak kabzımalların Antalya”daki toptancıları arayarak, bir süre mal gönderme, mal çoğalınca fiyatlar düşmeye başladı, sözlerini çok duydum.

Artık küflü peyniri de yiyemeyeceğimizi duydum. Küflü peynirsiz bir Konya”yı düşünmek bile istemiyorum. Kadınlar pazarına ne zaman yolum düşse ilk aldığım ürün küflü peynir olur. Avrupa Birliğinden bir yetkiliyi çağırıp küflü peynirin, küflü peynirle yapılan bir böreğin tadına mı baktırsak ne.  

Duyduğuma göre tandır ekmeği de yasaklanacakmış. Elli yıldır şehirde yaşarım ama hala soframda tandır ekmeği ararım. Hal böyleyken avrupadaki p…… lerin benim ağız tadıma niye karıştıklarına akıl erdiremiyorum.

Konya Gazeteciler Cemiyeti 62 yıllık köklü bir kuruluş. İlk kurucuları zamanın ünlü kalem erbabı gazeteciler. Kuruluş dilekçesinin altında Namık Ayas, Sofu Tuğrul, Celal Kişmir, Besim Ergun, İbrahim Karayılmaz gibi ünlü isimler var.

1950 Ağustos ayının ilk haftasında kurulan cemiyet ilk toplantısını da 19 ağustosta yapıyor. Bu toplantıya vali, belediye başkanı, milletvekilleri ve şehrin önde gelenleri katılıyor, şehrin sorunları tartışılıyor.

Cemiyet son genel kurulunu 4 Martta yaptı. İki liste yarıştı. Demokratik bir yarıştı, genel kurul divan heyeti bile iki adayın ortak önerisiyle oluştu. Aradan bir hafta geçmeden gazetelerde bir ilan yayınlanmaya başladı. Kendilerine değişim gurubu adını veren bir gurup yapılan seçimin çoğulculuk, eşitlik ve demokrasi kavramlarıyla çeliştiğini bu yüzden yeni yönetimin Konya medya camiasını temsil edemeyeceğini vurgulamaya başladılar. 

Bu nasıl bir mantık anlamak mümkün değil. Kurallarına uygun bir seçim oldu, yeni bir yönetim oluştu. Bırakın biraz çalışsın adamlar. Çalışmazlarsa yakalarına yapışırsınız. Sizin listeniz kazansaydı yapılan seçim daha mı demokratik olacaktı?

Düşüncem o ki bu arkadaşların listesi iyi ki kazanmamış çünkü bu gurubun demokrasi anlayışları da biraz garip. Verdikleri ilanda cemiyetin düzenleyeceği hiçbir etkinlikte yer almayacakları gibi cemiyette düzenlenecek hiçbir programa yayın organlarında yer vermeyeceklerini belirtiyorlar. Bu nasıl sansürcü bir kafa böyle?

Konya basını, medyası ikilikten, ayrımcılıktan hiçbir şey kazanmaz. Aksine kaybeder. Onun için bu arkadaşların tutumlarını yeniden gözden geçireceklerine inanıyorum.

Yerel Haberleri

SEZON ÖNCESİ KRİTİK İNCELEME
TARİHİ CAMİLERDE SAF TUTTULAR
MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?
ARANAN ŞAHISLARA SIKI TAKİP