Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, son günlerde 28 Şubat'ın sivil yapısını hayata geçirmek isteyen bir psikolojik harekatla böyle bir iklim yaratmak isteyen planlı bir çalışma bulunduğunu belirterek, "Ancak, milli iradeye saygısızlık yapanların karşısında duran bir irade var. Boşuna rüya görüyorlar" dedi.
Bozdağ, Kanal 7 Televizyonu'nda gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Alevilere yönelik çalışmalara ilişkin soru üzerine Bozdağ, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Suriye ile yaşananların ardından çok farklı bir yaklaşımın içinde yer aldığını belirtti.
Reyhanlı'daki bombalı saldırılarda 53 kişinin şehit olduğunu anımsatan Bozdağ, şunları kaydetti:
"Ondan sonra da CHP'nin bazı vekillerinin gayretleri, çabaları medyaya yansıdı. Yansımayan kısımlarıyla baktığınızda, Tunceli milletvekili sıfatını taşıyan bir kişi, ismini anmak istemiyorum, ortaya koyduğu şey bu ülkede Alevi ve Sünni kardeşlerimizi karşı karşıya getirmek gibi çok insanları rahatsız eden şeyler ortaya çıkıyor. Son olaylarda da yine bu kardeşlerimizin üzerinden hesap, kitap yapanlar var. Türkiye, Alevi ve Sünni kardeşliğini birileri bozmak istediğinde buna pek çok bedel ödedi ve bu bedeller geçmişte örnekleriyle dolu. Biz AK Parti iktidarları olarak hükümete geldiğimizden bu yana toplumun bütün meselelerini kendi meselesi bilen bir anlayışa sahip olduk. Onun için her meselenin üzerine gittik. Türkiye'de bugün bir Alevi meselesi varsa Alevi-Bektaşi geleneğinden gelen kardeşlerimizin sıkıntıları varsa bunun birinci nedeni CHP'dir. Çünkü tekke ve zaviyelerin kapatılmasına ilişkin kanun onların devr-i iktidarında çıktı. Yasak orada başlıyor. Bu yasağı biz koymadık. Onlar koydu. Dersim hadiseleri varsa o hadiselerden dolayı Tunceli'de pek çok kardeşimiz hayatını kaybetmişse, onların hayatına mal eden adımları atan yine CHP olmuştur, onun zihniyetindeki iktidar olmuştur."
Sivas'da 1993'te Madımak Oteli'nde yaşanan olayları da hatırlatan Bozdağ, "Olaylar oldu, hepimizin hala içini acıtan, canını acıtan bir hadisede pek çok insanımız hayatını kaybetti. Peki adım atıldı mı? Yok. Dikkat edin. Türkiye'de Alevi-Bektaşi geleneğinden gelen kardeşlerimizin hangi sorunu varsa, bu sorunu kim ortaya çıkarmış, kim neden olmuş, kim yaratmış, bu acıyı kim yaşatmış, bu acı kimin döneminde olmuş diye baktığınızda bütün soruların cevabı, CHP'yi gösteriyor" diye konuştu.
"CHP bunu kutsayan bir tutum içine girdi"
Çözüme yönelik çalışmalarla ilgili soruya cevap veren Bozdağ, Türkiye'nin birçok sorununda olduğu gibi Alevi sorununun çözümü konusunda da iktidar oldukları günden beri çaba gösterip, ciddi adımlar attıklarını söyledi.
Alevi çalıştaylarını anımsatan Bozdağ, "Bu konuda kafa yoranlar, ilk defa bir araya gelip bu konuyu birlikte müzakere etme ve resmi muhatap olarak karşılarında devleti ve devletin temsilcilerini görme imkanı buldular. Bu bizim tarihimizde bir ilktir" dedi.
Bozdağ, hükümetin Alevi sorununun çözümüne yönelik çalışmalarına ilişkin şunları söyledi:
"Din, Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinde yer alan Alevilikle ilgili bölümleri, Alevi kardeşlerimizin bilgisine itibar ettiği saygın Alevi önderlerine yazdırdık. Onlar yazdılar, biz noktasına, virgülüne dokunmadan kitaplara koyduk. Şu anda kitaplarda onların yazdıkları kısım var, biz hiç dokunmadık. Kendi inanışlarını, o inanışın önderlerine, bilge insanlarına yazdıran adımı biz attık.
Madımak olayı, hep konuşuldu. DSP iktidarda, CHP iktidarda ama bir adım yok. Hep laf, eleştiri. Biz ne yaptık? O oteli, altındaki lokantıyı bütünüyle kamulaştırdık. Oraya bir kütüphane, bir anı köşesi koyduk. Adeta orayı bir kültür merkezine dönüştürdük. Madımak konusunda adımı biz attık.
Alevi-Bektaşi klasiklerinin Türkçe'ye çevrilmesi kararı aldık ve bunu da Alevi-Bektaşi olan kardeşlerimize yaptırdık. Kerbela şehitleri hepimizin şehidi. Onların şehit edilişinin yıl dönümleri münasebetiyle Türkiye'de bütün camilerde mevlidi şerifler okutulması yine bu dönemde başlatıldı. TRT Muharrem ayında ve Alevi-Bektaşi geleneğine sahip kardreşlerimizin değer verdiği önemli günlerde yayınlara başladı. Başbakanımız ilk defa Muharrem iftarında Alevi kardeşlerimizle bir araya geldi. Üniversitelerde Alevi araştırma ve uygulama merkezleri oluşturduk. Gazi, Hitit ve Tunceli üniversitelerinde araştırma ve uygulama merkezleri var. Bilimsel açıdan bu konuları araştıran yapılar oluşturuldu, buna destek olundu.
Yurt dışındaki vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını karşılamak için Diyanet İşleri Başkanlığı yurt dışına 45 Alevi dedesi gönderdi. Dersim'de yaşanan zulümle alakalı Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı sıfatıyla sayın Başbakanımız çıktı ve 'Devletin özür dilemesi gerekiyorsa ben özür diliyorum' dedi ve ilk defa devlet adına Dersim'de yaşananlardan dolayı özrü biz diledik, bizim iktidarımız diledi. CHP Genel Başkanı'na çağrı yaptık buyur sen de bunu söyle, hükümet olarak biz söylüyoruz, sen de buyur söyle. Ama söylemedi, başka şeyler söyledi. Adeta bunu kutsayan bir tutum içine girdi."
Başbakan, çalışma talimatı verdi
Bozdağ, Alevi meselesinin kalıcı çözüme kavuşması için adım atmada kararlı olduklarını belirterek, "Çalıştaylarda pek çok konu müzakere edildi ve ortaya ciddi bir rapor çıktı. Hem o rapordan istifade ederek hem de bundan sonraki süreçte ne tür adımlar atabiliriz, neler yapabiliriz buna ilişkin de bir çalışma yürüyor. Bu çalışma da bittikten ve geniş çaplı müzakereden sonra buna dair kararı vereceğiz ve bu kararı kamuoyuyla paylaşacağız. Bu konuda sayın Başbakanımız bizlere çalışma talimatını verdiler ve bir rapor talep ettiler. O çerçevede bir çalışma yürüyor. Bu çalışma nihayetinde neler yapacağımızı kararlaştıracağız" görüşünü dile getirdi.
Cemevlerinin statüsünün olmasını desteklediklerini söyleyen Bozdağ, "Alevi-Bektaşi geleneğine sahip kardeşlerimiz cemevi diyerek ona zaten bir statü vermişler. Onun ismi cemevi ve yapısı da belli. Onlar ona bir değer veriyor. Bizim onların verdiği değerin, ismin dışında bir yapı içine girmemiz zaten doğru değil. O bir inanışı, anlayışı değiştirmek olur ki yasalar inanışlara anlayışlara müdahale etmez sadece onları teminat altına alan yaklaşımlar ortaya koyar" diye konuştu.
"İbadet yeri camidir karşı söyleminin" hatırlatılması üzerine Bozdağ, buradaki kavram kargaşasına işaret etti. Bütün yeryüzünün ibadet yeri olduğunu vurgulayan Bozdağ, ancak Hazreti Peygamber'in ilk mescidi yapmasından bu yana Müslümanların tek ortak mabedinin cami olduğunu vurguladı.
Bozdağ, cemevine verilecek statüye devletin karışmasının doğru olmadığını belirterek, "Tarihte tarikatlar veya başka gruplar, ortak kullanıldığı için camide yapamayacağı ancak kendi inançlarınca, kendi yollarınca yapmaları gereken zikirleri, ibadetleri yapmak üzere tekkeler, zaviyeler, dergahlar, meydan yerleri, erkan yerleri oluşturmuşlar. Ortak yapamadıkları ama kendilerine ait olan, kendilerini diğerlerinden ayırt eden dini ayinleri oralarda yapmışlar" şeklinde konuştu.
Sadece Alevi-Bektaşi geleneğinden gelenlerin değil bütün grupların bu tür yerleri bulunduğunu dile getiren Bozdağ, şahsi görüşüne göre, sorunun ana kaynağı olan tekke ve zaviyelerin kapatılmasına ilişkin kanunun değiştirilebileceğini söyledi.
Bu kanunun tarikatları, Alevi-Bektaşi geleneğini de yasakladığını hatırlatan Bozdağ, şöyle devam etti:
"Şimdi soruyorum, Kadiriler, Nakşiler, Mevleviler, Bektaşiler, şeyhler, dedeler, babalar, müritler Türkiye'de var mı var. Seçim vakti sizin partinizden olanlar, başka partilerden olanlar bunların oylarını talep etmiyorlar mı? Devlet, bunların nerede olduğunu bilmiyor mu? Kanunun içinde böyle bir yasak var ama devlet de biliyor, CHP de biliyor, AK Parti de biliyor, Türkiye'de 76 milyon insan biliyor ki bütün tarikatlar yasak ama hepsi yaşıyor. Türkiye'de kapısında kilit bulunan bir tane türbe yok. Bütün türbeler açık, bütün tarikatlar faaliyetini sürdürüyor, hepsi var ama ortada da bir kanun var. Diyor ki bunların hepsi yasak. Bir kısım diyor ki bu kanunun sembolik anlamı var. Doğrudur bu kanunun sembolik anlamı var. Şer'i hukuktan laik hukuka geçilen o dönemde, çok büyük bir kıymet taşıyabilir ve sembolik bir anlamı da bulunabilir. Ancak artık Türkiye, bu korkuları üzerinde atmış bir ülke. Bunu kaldırmak değil ama sorunun çözümüne yardımcı olacak şekilde değişimini konuşmakta fayda var."
Bozdağ, bu kanun yok sayılarak atılan her adımın eksik kalacağını ifade etti.
-Meseleyi uzatmayacağız
Bekir Bozdağ, Fethullah Gülen'in, "Cemevleri ve camiler aynı bahçede bulunabilir" açıklamasının hatırlatılıp bu fikri paylaşıp paylaşmadığının sorulması üzerine, geçmişte de cemevleriyle camilerin aynı yerlerde bulunduğunu söyledi. Bozdağ, "Tekke ve zaviyelerle ilgili yapıların hepsinin içinde dergahların, erkan yerlerinin, zaviyelerin olduğunu, aynı zamanda içinde mescidin veya bir caminin bulunduğunu da görürsünüz. Bunlar iç içe, yan yana bizim tarihimizden tevarüz ederek var" dedi.
Tüm çalışmaları Alevi toplumunun temsilcileriyle istişare ederek gerçekleştireceklerini söyleyen Bozdağ, meseleyi uzatmayı, zamana yaymayı değil sorununun çözümü için kalıcı adımlar atmada kararlı olduklarını ifade etti.
Bozdağ, mezhepçilik konusunda, "Dünyanın değişik yerlerinde bazı yapılar, insanları inançlarından dolayı karşı karşıya getirmişler. Bin sene önce yaşanmış olaydan dolayı bin sene sonra insanların karşı karşıya gelmesini ben anlamakta zorluk çekiyorum" değerlendirmesinde bulundu. Bozdağ, hiçbir fikrin Kur'an ve sünnet yerine ikame edilemeyeceğini eğer böyle görülüyorsa tehlike bulunduğunu aktardı.
Bozdağ, bir soru üzerine, "Torba yasada, vekil imam hatip, müezzin, kayyum ve kuran kursu öğretmenleri için bir düzenleme var" dedi.
"Ortalıkta 28 Şubat havası" olup olmadığına yönelik soru üzerine ise Bozdağ, şu değerlendirmeyi yaptı:
"28 Şubatın sivil yapısını hayata geçirmek isteyen bir psikolojik harekat var. Böyle bir iklim yaratmak isteyen planlı bir çalışma var. Ama bu iklimi yaratmaları mümkün değil. Çünkü halk çok değişti. Onlar hala 68, 78 model. İkincisi de bütün dünyanın hayranlığını kazanmış milletinin lideri Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin Başbakanıdır. Onların Tayyip Bey'i hesap etmeden yaptıkları her iş, boşa çıkacaktır. O zaman geriye duran, aman nolur diyen bir yapı vardı, şimdi öyle değil. Emanete sahip çıkan, milletin önüne düşen ve biz bu emaneti kimseyle paylaşmayız diyen bir yapı var. Milli iradeye karşı saygısızlık yapanların karşısında duran bir irade var boşuna rüya görüyorlar."