Anne babaların çocuklarına uykuya dalmadan önce anlattıkları sürükleyici masallar, uzun kış gecelerini hareketlendiren peygamber kıssaları, aile büyüklerinden dinlenen hayat tecrübeleri... Kare kare takip edilen diziler henüz hayatımızda yokken zihinlerde kurulan sinema perdelerine ne güzellikler yansıtılmazdı ki? Hz. Adem ile Hz. Havva'nın şeytanın tuzağına düşüp yasak meyveyi tattıktan sonra yaşadıkları ya da Hz. Nuh'un yeni bir hayatın başlangıcı olan gemisiyle başlayan Nuh tufanı gibi olaylar anlatılanların içinde yaşıyormuşçasına ilgiyle takip edilirdi. Çocukluğun en unutulmaz peygamberleri Hz. Yusuf ve Hz. Yunus olurken, Hz. İsmail hâlâ babasına itaat etmeyi bekleyen bir çocuktu. Hz. Yusuf'un rüya ile başlayıp her adımı yeni bir serüven olan kuyuya atılış, babasından ayrılış ve kavuşmayla son bulan hayatı çocuk zihinlerde o günkü hayat tarzıyla birleştirilerek canlandırılırdı. En çok ilgi çeken mucize Hz. Yunus'un kendi adıyla anılan balık tarafından yutulması mucizesiydi. Balığın karnındaki yaşam mücadelesi ve sonunda masalı dinleyen küçüğün de öğrendiği duayla karaya çıkması kare kare zihinlerde canlandırılırdı. Bu ilginç mucizeyi dinleyen hemen her çocuk, kendini birkaç saniyeliğine balığın karnına hapsolmuş hisseder, Hz. Yusuf'un duasını okuyarak hızla oradan çıkmak isterdi. Hz. İsmail'in babasının rüyaları neticesinde ona itaat adına bıçak altına yatması itaat duygusunun ne demek olduğunun örneğiydi. Bu esnada Allah'ın Hz. İbrahim'e melekler vasıtasıyla bir kurban göndermesi rahat bir nefes almak demekti.
Hz. İbrahim'i yakmayıp gül bahçesine dönüşen ateş, her Musa'nın bir Firavun'la imtihanı, Hz. Meryem'in asâleti, Hz. İsa'nın henüz bebek olduğu halde babasız dünyaya geldiğini söylemesi Harry Potter'lerin olmadığı dünyada en güzel kıssalar olarak anlatılagelirdi. Küçük zihinlerde henüz biçimlenmekte olan bazı kavramlar, örneğin dostluk duygusu Ashab-ı Kehf'in üç asırlık mağara serüveninden bahsedilerek pekiştirilir, çocuklara ibadet sevdirilirken Hz. Peygamber'in namazı esnasında kucağına oturan torunu misâl getirilirdi.
Oysa bugün...
Çizgi film kahramanı Pokémon'a özenip evinin balkonundan atlamaya teşebbüs ederek gazetelerin üçüncü sayfalarına haber olan minikler, Harry Potter'ın büyüsüne kapılıp sihir yapmaya yeltenenler, çizgi filmlerdeki kötü tercümeler sayesinde "Tanrı Aşkına!" rica eden küçük seyirciler hemen her gün karşılaştığımız sıradan olaylar haline geldi.
Hafta içi ve hafta sonu televizyon kanalllarında yayınlanan bazı çizgi filmler yapımcılarının ve üretildikleri ülkelerin inanç ve değerlerini de beraberinde getiriyor. Çoğu Uzakdoğu ve Batı kaynaklı çizgi dizilerde Türk kültüründe olmayan birçok dinî öge göze çarpıyor. Sözgelimi Tom &Jerry adlı çizgi filmin kedi karakteri Tom'un iki elinin parmaklarını boyun hizasında birleştirip dua eder konumda yalvarması bunu izleyen kimi çocuklarda taklit ile karşılık buluyor. Hıristiyan teolojide önemli yeri olan "kanatlı" melekler, kilise ikonları, Hz. İsa'nın yeniden dirilişi anısına kutlanan Paskalya Bayramı'nın yanı sıra Noel Bayramı, Şükran Günü, Kutsal Yortu (Haç Yortusu), Vaftiz, Vaftiz Annesi- babası, gibi ifade ve bunları karşılayan anlamlar, küçük izleyicilerde kavram kargaşasına neden oluyor.
Spider Man, Action Man, Super Man, Pokémon gibi çizgi diziler erkek çocukların tercihi olurken; kızlar tercihini Şirinler, Bugs Bunny, Taşdevri, Sylvester&Twetty ağırlıklı çizgi dizilerden yana kullanıyor.
Bunların yanında Temel Reis gibi küçük seyircileri faydalı gıdaları yemeye teşvik edici çizgi diziler, verdikleri önemli mesaj ve içerikleri nedeniyle en çok izlenenler arasında ilk sıralarda yer alıyor.