Her cumartesi Kayalıpark’taki kutlu direnişlerini sürdüren İnanç Özgürlükleri Platformu üyelerinde, bu hafta da gelenek bozulmadı. Direnişlerinde 124 haftayı geride bırakan platform üyelerinin bu haftaki gündeminde ise Balyoz Planı ve başörtüsü meselesi vardı.
Platform adına açıklama yapan platform üyesi Musa Kazım Yılmaz, “Değişmeyen gündemler, değişmeyen olaylar vardır. İnsanlar ve toplumlar değişse de, zamanlar farklılaşsa da, gündemler değişmiyor. İdeolojiler, inançlar, dünya görüşleri, bu sabit gündemlerde bir değişiklik meydana getirmiyor. Başörtüsü nerede olursa olsun, hangi çağda ve hangi ideolojide bulunursa bulunsun, önemli gündem maddesi olmaya devam ediyor. Örtünme, insanın fıtratında var oldukça, fıtratında düşmanları bulundukça, gündemde kalmaya devam edecektir. Şeytan, anne babamız Adem ve Havva’nın, örtülerinden sıyırarak nasıl cennetten çıkmalarına sebep olduysa ve ilk fesadını örtü üzerinden gerçekleştirdiyse şeytanlaşanlar da, fesatlarını örtü üzerinden yapmaya çalışmakta, tarihin bütün zamanlarında.” dedi. İnsan hakları, eşitlik, özgürlük ve adalet denilince, zihinlerde yaratılan ismin Fransa olduğunu belirten Yılmaz, “Fransa bu kavramların her birinin, sadece kendisi için geçerli olduğunu, başkalarına bunların uygulanamayacağını, kendi inanç ve kültüründen olmayan herkesin, “öteki” olduğunu, yine örtü üzerinden ortaya koymaktadır.
Burkayı ve peçeyi yasaklamak isteyerek, ifsadın yanında olduğunu, yücelttiği iddia olunan kavramlarınsa birer tüketim malzemesi olduğunu, açıkça ortaya koymaktadır. NATO genel sekreterliğine getirilen Rasmussen Danimarka’da örtünün yasaklanması için gösterdiği çabalar göz önüne alındığında NATO’nun da bu ifsat projesindeki yeri açıkça ortaya çıkmaktadır. NATO genel sekreterliğine getirilmeden önce İslam dünyasına sözler veren bu şahıs daha önceki dönemlerdeki ıslama olan kinini yeniden kusmakta, ahitlerinin birer yalandan ibaret olduğunu ortaya koymaktadır. Onların öğretmeni iblistir. Amelleri de onun amelleridir” şeklinde konuştu.
MISIR HÜKÜMETİ YANLIŞ YAPTI
Batılılaşma yolunda hızla ilerleyen, yasaklarda ve baskıda Türkiye’yi aratmayan Mısır hükümetinin, geçtiğimiz aylarda, peçeye ve hicaba yasak getirdiğini hatırlatan Yılmaz, “Üniversitelerde uygulanmaya başlayan bu yasak, ulemanın yoğun tepkisine sebep olmuş, bu tepkiler mısır hükümetine geri adım attırmış ve yasak uygulamadan kaldırılmıştır. Aynı hassasiyetin ülkemizdeki ilim ehli tarafından gösterilmesi beklenilmektedir. İlim ehlinin, Allah’ın emirlerine getirilene yasaklar hususundaki suskunluğu onların ilimlerine ve İslami kişiliklerine yakışmamaktadır.
Yoksa ülkemizde ilim ehli baskılardan mı çekinmektedir? Bilinmelidir ki Allah tüm güç ve iktidar sahiplerinden daha azizdir. Ülkemiz tarihi, darbelerin rutine bindirildiği geleneksel hale getirildiği bir ülkedir. Dördüncüsünü, beşincisini gerçekleştirdiğimiz, geleneksel askeri darbeler serisinin devamı hususunda bir kısım askeri zevat bu geleneği bozmamak hususunda yoğun gayret göstermektedir. Geleneksel Türk misafirperverliğine alternatif olan, geleneksel Türk darbe severliği, darbe literatürümüze yepyeni isimler de kazandırmaktadır. Şimdi birde nur topu gibi “Balyoz” planımız var. Neymiş efendim? Camileri bombalayacaklarmış, kendi uçağımızı vuracaklarmış, yüz binlerce kişiyi gözaltına alacaklarmış, aydınlarımız ve halkımız şok olmuş. Bu haberler insanın kanını donduruyormuş.
Hayret ki ne hayret! İlk defa mı oluyor bunlar? Daha önce ki darbe hazırlıklarında bunları yaşamadık mı? Her on yılda bir aynı senaryoyu üzerimizde tekrar tekrar oynamadılar mı? Ne zaman bu şaşırmış numaralarından vazgeçeceksiniz? Ne zaman gerçeği göreceksiniz? Beyler, darbelerin ve darbe severlerin esas suçluları sizlersiniz! Sizin tepkisizliğiniz aymazlığa varan vurdumduymazlığınız bu olayların cesaretlendiricisidir. Bunun farkında mısınız?” şeklinde tepkisini dile getirdi. Ferit Hepokur-Memleket