Bugün büyük önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Ulusal Kurtuluş Mücadelemizi başlatmak üzere Samsun’da bağımsızlık meşalesini yakışının 95. yıldönümünü büyük bir coşkuyla ve heyecanla kutluyoruz.
Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde 95 yıl önce 19 Mayıs 1919’da emperyalistlere karşı başlatılan ulusal mücadelemiz, emperyalizmin sömürüsü ve saldırısı altında ezilen tüm uluslara da, izini sürecekleri bir yol çizmiştir.
Birinci Dünya Savaşı’nın galibi emperyalist devletlerin ülkemize yönelik küstah saldırılarına karşı, ulusumuz, amansız bir ölüm kalım mücadelesine başlamıştı.
İleri görüşlü ve sağlam bir stratejiye sahip bir önderlikten yoksun olan bu mücadele, zafer için gerekli siyasi ve askeri önderliğe Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışı ile kavuşmuştur.
Hasta adam olarak nitelendirilen Osmanlı Devleti’nin yerini alan Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli: Ulusal Kurtuluş Savaşı, Lozan Antlaşması ve Atatürk Devrimleridir.
Ulusumuzun varlığı ve bağımsızlığı bu temele dayanmaktadır!
Ulusumuzun geleceği olan genç nesil bugün ciddi tehditlerle karşı karşıya bulunmaktadır. Sınavlara endeksli hayatlara mahkûm edilen, eskiden ülkemizin en güvenilir kurumlarından olan YÖK ve ÖSYM’nin bugün sınavlarda “sehven” yaptığı hatalarla mağdur edilen genç nesil, eğitim ve öğretimde hayata geçirilen müfredatlarla aklın ve bilimin yol göstericiliğinden uzaklaştırılmaya çalışılmaktadır.
Üniversitelerin özerk yapıları baskı altına alınmaya çalışılmakta, belli kesimlerin çevresinde oluşturulmaya çalışılan kadrolar, kararlı adımlarla gelen gençliğin önüne set çekmektedir.
Türk Gençliği tehlikenin farkındadır. Cumhuriyet'in temel değerlerine, laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti'ne sahip çıkarak, aydınlık Türkiye’nin meşalesini taşımaya devam edecektir. Bu yolda Atatürk'ün Gençliğe Seslenişi, gelecek kuşaklara inancının ve güveninin göstergesidir. Her türlü tuzak ve engellemelere rağmen Türk gençliği, Atatürk’ün bu inancını boşa çıkartmayacaktır.
Eğitim-İş, Cumhuriyetin öğretmenleri, eğitim ve bilim çalışanlarının temsilcisi olarak bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ne, O’nun temel felsefesine ve kazanımlarına sahip çıkmaya devam edecektir.