Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, dershanelerin dönüşümüyle ilgili, "Taslak son şeklini alacak ve biz ocak ayında bunu, Meclis gündeminin mümkün olması halinde yasalaşması için hükümet olarak sevk edeceğiz. Yani dershanelerin dönüşümü konusu ocak ayı içerisinde mümkün olursa Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine gelecek ve bu yasanın arkasında duracağız" dedi.
Arınç, Bakanlar Kurulu Toplantısı sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Dershanelerin dönüşümüyle ilgili bir soru üzerine Arınç, dershanelerde çok faydalı işler de yapıldığını kendi çocuklarının da dershanelere gittiğini ve bunu daha önce belirttiğini hatırlattı. ,
"Birincisi bir dönüşüm projesini gerçekleştirmek istiyoruz" ifadesini kullanan Arınç, şöyle devam etti:
"Bunun doğrudan dershanelere karşı bir husumet gibi lütfen hiç kimse algılamasın. İkincisi: Bu dershanelerin sayısı şu kadar bin, buradaki öğrencilerin sayısı on binlerce. Peki bu dershanelerin sahipleri sadece 'hizmet hareketi' diye bildiğimiz, sizin gazetelerde 'cemaat' diye yazdığınız, 'cemaatle hükümet arasında kavga da var canım' diyerek söylemek istediğiniz şeyleri bu kapsama koyamazsınız. Bin birimlik dershane varsa hizmet hareketi bunlardan sadece yüzde 22'sine sahiptir, geriye kalanlar yine hür teşebbüsün bir araya gelerek kurdukları insani ve ekonomik faaliyetlerdir. Her birisinin, dershanecilik yaparak bu konuda branşlaşma içerisinde olduklarını ve öğrencilerimizden aldıkları ücret karşılığında da onlara hizmet sunduklarını düşünmeliyiz. Yani bu dershanelerin sahiplerinin arasında farklı düşünceler var, farklı siyasi görüşler var, farklı inanç grupları var ve bu çok da doğaldır. 'Dershaneler kapatılıyor, yandık, bittik, öldük' diyenler sadece bunların şu kadarıdır ama diğerleriyle yapılan temaslarda, onlar da Türkiye'nin geldiği nokta itibarıyla bir dönüşüme ihtiyacı olduğunu söylüyorlar."
Gazetelerde ve ekranlarda farklı konuşanlar olabileceğini dile getiren Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ama Sayın Bakanımızın temas ettiği, bizim de temas ettiğimiz pek çok insan bu dershanelerin özel okullara dönüşme veya akademik liselere dönüşme konusundaki teşviklerini ve tedbirlerini benimsiyor sadece bunun için bir geçiş sürecine ihtiyaçları olduğunu da kabul ediyorlar. Şimdi bu kadar sözü niçin söylüyorum? İki şey için: Biz meseleye rasyonel bakıyoruz, bir tarafın penceresinden bakmıyoruz. O pencereden bakanlar da yanlış yapıyorlar. Meseleye akılcı bir yaklaşımla ulaşmamız gerekir, çocuk benim çocuğum, bu milletin evladı."
Arınç, 16 milyon gencin eğitim sistemi içerisinde olduğunu ve Avrupa ülkelerinin hiçbirisinde bu sayıda genç yaşta, eğitim çağında öğrenci bulmanın mümkün olmadığını ifade etti. Arınç, şunları söyledi:
"Bu bizim bir zenginliğimiz. Biz buna karşı nitelikli eğitim vereceğiz çocuklarımızı geleceğe hazırlayacağız. Bunun için dershanelerin konumu nerede olmalıdır? Meseleye buradan bakıyoruz. Meseleye buradan bakınca da dershaneler konusunda, artık fonksiyonlarını giderek yitirdiğini bunlara ihtiyaç kalmadığını, ikinci bir hamle olarak bunların okullaşma sürecinin başlaması gerektiğini düşünüyoruz. Buna karşı sürekli, adeta tehdit noktasına gelen, başka birtakım yeni çıkmalarla da hükümet aleyhtarı bir gösteriye dönüşen, bir güç gösterisi haline gelen davranışları yadırgadığımızı söylemek istiyorum. Yakınlıklarımızı herkes bilir ama hükümeti hedef tahtasına koyarak, yapmak istemediğimiz, hatta aklımızın ucundan bile geçmeyen bir konuyu bizimle bir kavga meselesi haline getirmek çok doğru bir davranış değildir."
"Bugün geldiğimiz nokta şudur: Evet bu mesele halledilecektir" ifadesini kullanan Arınç, şunları kaydetti:
"Bunun için taslak son şeklini alacak ve biz ocak ayında bunu, Meclis gündeminin mümkün olması halinde yasalaşması için hükümet olarak sevk edeceğiz. Yani dershanelerin dönüşümü konusu ocak ayı içerisinde mümkün olursa Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine gelecek ve bu yasanın arkasında duracağız. En son noktasını söyleyerek merakınızı tatmin edeyim: Bu dönüşüm sürecinin sağlıklı olabilmesi için de iki yıllık bir süre öngörüyoruz yani Eylül 2015 demek 2015-2016 yeni eğitim öğretim yılının başladığı tarih. O tarihte dershanelerin okullaşma sürecindeki son noktaya gelmesini arzu ediyoruz. Böylelikle ocak ayından itibaren kendini hazır eden dershaneler için daha avantajlı imkanlar teklif etmeyi ama sonrasında 'ben henüz hazır değilim bu hazırlığı ancak iki yıla kadar yapabilirim' diyenlere de yine teşvikler vererek ama bu kadar süreyi de kendilerine tanıyarak bu meselenin çözülmesinde fayda gördüğümüzü Sayın Başbakanımızla birlikte bütün bakan arkadaşlarımız kabul ettiler. Belki önümüzdeki günlerde detayları konusunda Sayın Milli Eğitim Bakanımız da sizlere bilgiler sunabilir."
Herkesin hassasiyetle takip ettiği konuyu kendilerinin de bütün yönleriyle tekrar tartışma ve görüşme imkanı bulduklarını söyleyen Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bakın ben bir Hadis-i Şerif'e çok önem veririm. Ebu Hureyre'den rivayet edildiğini göre, Rasulullah Aleyhisselatüvesselam şöyle bir hikmet buyurmuş: 'Yakında büyük fitneler olacak. O fitnelerde yerinde oturanlar, ayaktakilerden, ayaktakiler yürüyenlerden, yürüyenler koşanlardan daha hayırlı olacaktır. Kim o fitne içinde bulunmuş olursa ondan uzak dursun. O zaman bir iltica yeri bir sığınacak mekan bulursa ona sığınsın.' Sahih-i Buhari'de zikrediliyor. Hükümet sözcüsü sıfatıyla bunu yapmamış olayım. Bu Bülent Arınç olarak benim duyduğum ızdırabın karşısında söylemek istediğim bir konudur. Şimdi tam bir fitne zamanıdır. Bu fitneyi çıkaranlar, büyütmek isteyenler, bu ateşin içerisinden büyük zararlı sonuçlar çıkarmaya çalışanlar için inançları olduğuna emin olduğumdan böyle bir Hadis-i Şerifi okumak istedim."
Hazreti Muhammed'in bir başka hadisini daha hatırlatan Arınç, şunları söyledi:
"Peygamberimiz şöyle buyuruyor ki 'fitne çıktığı zaman ayaktaysanız oturacaksınız, yürüyorsanız ayakta duracaksınız, koşuyorsanız yürüyeceksiniz.' Yani fitneyi uyandırmadan veya fitneyi büyütmeden ne doğruysa onu yapacaksınız. Bu sözüm kime? Önce kendimize kabul edelim. Yani asla bir fitnenin unsuru olmak istemeyiz. Böyle bir şeyi de kabul etmemiz mümkün değil ama her gün televizyonlarından gazetelerinden kalemlerinden hükümeti hedef tahtasına oturtarak, küçücük bir meseleyi cihanşümul bir mesele haline getirerek, güzel insanların arasını açmaya çalışan, birbirlerini Allah rızası için sevenlerin arasına fitne koymaya gayret edenlere buradan istirham ediyorum: Fitnenin aleti olmayalım. Ne biz ne de siz.
Bundan sonraki yazacaklarınız söyleyecekleriniz bu ateşi büyütmeye yaramasın bu ateşin söndürülmesi için herkes elindeki bir bardak suyu döküversin. Sözümün nereye gittiğini herkes çok iyi bilir. Ben kendimi çok kusurlu kabul ederim ama şu ana kadar yapılan yayınlara baktığım zaman okumakta ve dinlemekte zorlanıyorum. bu yazdıkları çizdikleri yetmiyormuş gibi başka başka yerlerden ta on yıl öncesine ait birtakım şeyleri çıkartmak suretiyle 'haa aslında bunlar da vardı' diyerek daha heybelerimizi açmadık deve yükü elimizde şunlar da var demenin fitneyi büyütmeden fazla faydası yoktur. Büyüklerimiz bu işi bizden çok daha iyi bilirler."
Meselenin basit bir şekilde halledileceğini dile getiren Arınç, öğretmenlerin de, öğrencilerin de zarar görmeyeceklerini, insanların da ekonomik olarak mağdur olmayacaklarını vurguladı. Arınç, "Artık Türkiye'nin 16 milyon genci, üniversitelerdeki 3-5 milyon gencimiz en iyi eğitim kurumlarında, en fedakar öğretmenlerimizle inşallah birtakım eğitim araç ve gereçleriyle daha iyi bir eğitim alacaklardır. Ocakta yasayı çıkartıyoruz Allah kısmet ederse. Eylül 2015'e kadar da dönüşümü tamamlamak için bir süre veriyoruz" diye konuştu.
(Sürecek)
Muhabir: Enes Kaplan
Yayınlayan: H. İbrahim Uyar