MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK), Irak'ın kuzeyine yaptığı sınır ötesi harekata 8. günde ansızın son vermesinin, Türk milletine derin bir şaşkınlık, teessür ve hayal kırıklığı yaşattığını söyledi.
Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli, TSK'nın Irak'ın kuzeyine yaptığı kara harekatı ve sonraki gelişmeleri değerlendirdi.
''Bugünkü grup toplantımızı, Kuzey Irak'a yapılan kara harekatında toprağa düşerek şehitlik mertebesine ulaşan 24 silahlı kuvvetler mensubumuza ve 3 geçici köy korucumuza Yüce Allah'tan bir kere daha rahmet dileyerek açmayı ve Türk milletinin kalbinde ebediyen yaşayacak bu asil ve kahraman evlatlarımızın aziz hatıraları önünde minnet ve şükranla eğileceğimiz saygı duruşuyla bitirmeyi öngörüyordum'' diyen Bahçeli, ancak, son birkaç gün içindeki olayların, bu çerçevenin dışına çıkılmasını zaruri hale getirdiğini söyledi.
Bahçeli, TSK'nın 21 Şubatta başlattığı sınır ötesi harekatın seyri, sona erdirilme zamanı ve şekli ile bu konuda Türkiye'nin maruz kaldığı dış baskıların, siyasi gündemin en önemli konusu olduğunu belirtti.
Bu süreçte yaşanan gelişmelerin ve bunların izaha muhtaç bazı yönlerinin, Türk milletinde haklı endişe, kuşku ve tereddütlerin doğmasına yol açtığını ifade eden Bahçeli, bu konuda yapılan resmi açıklamaların ve kamuoyuna verilen bilgilerin, oluşan bu endişeleri gidermede yeterli olmadığını savundu.
-''SİYASİ EZİKLİK VE TUTARSIZLIK...''-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, bu süreçte sergilediği tutumu, ''Siyasi eziklik ve tutarsızlık'' olarak niteleyen Devlet Bahçeli, şöyle dedi:
''Kuzey Irak'a başlatılan sınır ötesi harekat, Türk milleti tarafından heyecan ve gururla karşılanmış ve Türkiye'ye büyük acılar çektiren kanlı terörün belinin kırılacağı yolunda büyük ümit ve beklentiler yaratmıştır. Resmi makamların, içinin doldurulamadığı sonradan anlaşılan hamasi ve afaki beyanları, sözde kararlılık gösterileri ile harekatın basın ve yayın organlarında ele alınış biçimi, kamuoyunda yüksek bir beklenti ortamı oluşmasına ilave katkılarda bulunmuştur.
Böyle bir ortamda, sınır ötesi askeri harekata 8. gününde ansızın son verilmesi ve Türk birliklerinin geri çekilmesinin, 29 Şubat sabahı itibariyle tamamlandığının izahı ve anlaşılması zor bir kargaşa süreci sonunda gecikmeli olarak kamuoyuna duyurulması, Türk milletine derin bir şaşkınlık, teessür ve hayal kırıklığı yaşatmıştır. Bu sürecin son aşamasında devlet organları arasında çok ciddi bir uyum, koordinasyon ve bilgilendirme sorunu ortaya çıkmış, ilgili kurumlar birbirinden kopuk bir şekilde ya sessizlik içine girmişler ya da çelişkili tutumlar sergilemişlerdir.''
MHP lideri Bahçeli, ''Kaos'' şartlarının, sınır ötesi harekatın sona erdirilmesi sürecinde, devletin zirvesinde yaşandığını ileri sürerek, ''AKP hükümeti bu süreci yönetmede sergilediği şaşkınlık, beceriksizlik ve ciddiyetsizlikle, devletin itibarının yara almasının en büyük sorumlusu olmuştur'' dedi.
-''DEVLETİN İTİBARININ AŞINMASI...-''
Başbakan'ın sonradan giriştiği tevil çabaları ve kamuoyunu yatıştırmak için başlattığı yönlendirme kampanyalarının bu acı gerçeği değiştirmeyeceğini öne süren Bahçeli, ''AKP hükümetini, 'Devletin itibarının aşınmasına ve inandırıcılığının sorgulanmasına' yol açma vebalinden kurtarmaya yetmeyecektir'' diye konuştu.
Terörle mücadele konusunda son 5 yılda meydana gelen olayları da anlatan Bahçeli, AK Parti hükümetinin, bu süre içinde Kuzey Irak'ta yuvalanan terör unsurlarına karşı hiçbir müdahalede bulunmadığını, TBMM'nin iznini gerektirmeyen hava harekatı için bile 5 yıl beklediğini söyledi.
Başbakan Erdoğan'ın, ''Terörle mücadelede çok önemli bir aşamaya geçiş ve terörü temizlik harekatı'' olarak tanımladığı kara operasyonunun, kamuoyunda yaratılan beklentilerin aksine çok kısa sürdüğünü belirten Bahçeli, Irak'ın kuzeyindeki Barzani ve peşmerge gruplarının himayesinde yuvalanan PKK'lı teröristlerin sayısının, 3 bin ile 3 bin 500 arasında olduğunu bildirdi.
Bunların önemli bir bölümünün, Barzani'nin peşmergeleriyle iç içe yaşadığını ifade eden Bahçeli, konuşmasında son kara harekatına ilişkin resmi makamlara da değindi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, sınır ötesi operasyonda görev alan ve kendilerine verilen hedefler doğrultusunda görevlerini başarıyla icra eden TSK mensuplarını kutlayarak, ''MHP; terörle top yekun mücadelede, arkasında inandırıcı bir askeri güç ve siyasi irade olan, çok yönlü bir caydırıcılık stratejisinin, kararlılık ve kesintisiz olarak uygulanmasının kaçınılmaz olduğuna inanmaktadır. Ancak, AKP hükümeti son 5 yıl içinde terörle mücadelede acz ve zafiyet içinde olmuştur'' dedi.
-''AKP DÖNEMİNDEKİ İLK KARA HAREKATI...''-
Bahçeli, AKP'nin, terör örgütü PKK'nın gerçek anlamda tasfiye edilerek bölgeden sökülüp atılması hedefinden uzaklaştığını, mevzi ve kısmi tedbirlerle yetinmeyi yeni bir küçük hedef olarak benimsediğini savundu.
Devlet Bahçeli, AKP hükümeti döneminde icra edilen bu ilk sınır ötesi kara harekatının, gecikmiş bir adım sayılsa bile yine de gerekli ve önemli bir aşama olduğuna işaret ederek, terör örgütü PKK'nın tasfiyesi hedefine ulaşılması için olmazsa olmaz 3 temel şart bulunduğunu bildirdi.
Bunlardan birincisinin, Irak'ın kuzeyindeki terör yuvalarına yönelik kapsamlı bir temizlik ve imha harekatı yapılması ve TSK unsurlarının bölgede geçici bir süre konuşlandırılarak bir güvenlik kuşağı oluşturulması olduğunu dile getiren Bahçeli, ''İkinci şart ise, Barzani ve Peşmerge güçlerinin, terör örgütü PKK'ya sağladığı açık veya örtülü himaye ve desteği kesmesidir. ABD'nin sınırlı istihbarat paylaşımının ötesinde, Türkiye'ye bu konuda siyasi ve askeri destek vermesi de üçüncü şarttır. Son gelişmelere bakıldığında, bu şartların gerçekleşmediği görülecektir'' şeklinde konuştu.
-''BARZANİ'YE TEMİNAT...''-
Konuşmasında bölgesel Kürt yönetimi lideri Mesut Barzani'nin tutumunu da eleştiren MHP Genel Başkanı Bahçeli, Barzani'nin, sınır ötesi operasyonu, ''TSK'nın saldırısı'' olarak nitelendirdiğini ve bunu bahane ederek 1997 yılından beri özel bir düzenlemeyle Irak'ın kuzeyinde bulunan bin 200 civarındaki Türk Özel Kuvvetler unsurlarının bölgeden çıkartılması için resmi girişim başlattığını söyledi.
Devlet Bahçeli, bu gerçek ortadayken, Başbakan'ın, ''Terörle mücadele sürecini Irak'la istişare halinde sürdürdüklerini söylemesi ve Irak yönetiminin sergilediği dirayetli ve işbirliğine açık tutumunu takdire şayan'' bulmasının, en hafif tabiriyle, ''İbret verici bir siyasi aymazlık ve körlük'' olduğunu söyledi.
-''ABD'NİN TÜRKİYE'YE VERDİĞİ DESTEK...''-
''Sayın Başbakan ne kadar inkâra yeltense de gerçekler önümüzdeki dönemde bir bir ortaya çıkacaktır'' diyen Bahçeli, ABD'nin terörle mücadelede Türkiye'ye verdiği desteğe değinerek, ABD'nin terörle mücadele konusunda Türkiye'ye verdiği sınırlı desteğin niteliği ve amacı ile bu konuda ilerletmeye çalıştığı siyasi projeye dayanan düşüncelerinin, giderek belirgin hale geldiğini ifade etti.
Bahçeli, ''Son kara harekatının, süre, bölge ve askeri hedefler bakımından ABD'nin izin verdiği ölçüde yapıldığını gösteren işaretler, ABD'nin harekatın ilk günlerinden başlayarak ortaya koyduğu tutum, bu konudaki niyetlerini göstermek açısından esef ve endişe verici gelişmeler olmuştur'' değerlendirmesinde bulundu.
MHP lideri Bahçeli, terör örgütü PKK'yı, Türkiye ve ABD'nin ortak düşmanı ilan eden Başkan Bush'un son zamanlarda yaptığı açıklamalara da işaret ederek, ''Bu aşağılayıcı tebligatlar, ABD'nin kafasının gerisindeki düşünce ve niyetleri, tereddüte mahal bırakmayacak biçimde ortaya koymuştur. ABD'nin Kuzey Irak'ın istikrarının etkilenmemesi bahanesiyle terörle mücadelede Türkiye'nin önünü kesecek kırmızı çizgiler çıkarması, bu konuda, 'Tavşana kaç, tazıya tut' siyaseti izlediklerini bir kere daha göstermiştir '' diye konuştu.
Devlet Bahçeli, ''Türk Silahlı Kuvvetlerinin Hedefi Kandil'' manşetlerinin atıldığı, ''Hakurk ve Haftanin kamplarına girilmek üzere olunduğu'' şeklinde yayınların yapıldığı bir ortamda, böyle bir ani çekilmenin, Türk kamuoyunda haklı olarak doğurduğu bu duyguların, yadırganmasının hiçbir meşru gerekçesinin bulunmadığını kaydetti.
Türk kamuoyunun, çekilmenin başladığını ve tamamlandığını ilk defa Barzani sözcülerinin açıklamalarından öğrendiğini belirten Bahçeli, ''AKP hükümetinin, terörle mücadeleden beklenen siyasi amaçları, böylesine dar bir çerçevede belirlediği, Türk Silahlı Kuvvetlerinin de buna uygun olarak sınırlı hedeflere kısa süreli bir harekat icra ettiği anlaşılmaktadır. Eğer durum böyleyse, bu gerçeklerin açıkça ortaya konulması herkes için sorumluluk icabı olarak görülmelidir'' diye konuştu.
-''TÜRK KAMUOYU TATMİN OLMADI''-
Bahçeli, Türk kamuoyunun geri çekilme konusunda ''Salt güvenlik'' nedenleriyle yapılan açıklamaları tatmin edici bulmadığını bildirdi.
Operasyonla ilgili olarak yapılan basın açıklamalarında etkisiz hale getirilen hedeflere ilişkin olarak, ''PKK terör örgütünü gerilla statüsüne sokacak'' uluslararası savaş hukukunda bu yönde karşılığı olan terim ve sıfatlara yer verildiğini öne süren Devlet Bahçeli, ''Bu çerçevede, komuta merkezi, muhabere ve lojistik tesisi ve mürettebatı olan uçaksavar mevzii gibi terimlerin, teröristlere savaş hukuku kapsamında savaşan taraf statüsü atfedecek nitelikte olduğunu düşünmekteyiz. Düzenli bir muharip güç için kullanılması doğal olan bu nitelendirme ve atıfların, terör örgütünün hak etmediği bir imaj ve prestij kazanmasına ve kendisine büyük bir güç vehmedilmesine hizmet edebileceğinin bu kapsamda hatırda tutulması da yerinde olacaktır'' ifadesini kullandı.
Bahçeli, ABD'nin, Türkiye'ye sınırlı bir çerçevede istihbarat desteği verdiğini ancak terörün temizlenmesi için gerekli çapta kara harekatının önüne set çektiğini dile getirdi.
-''TESADÜF OLARAK GÖRÜLEMEZ...''-
''ABD'nin, sorunun çözümünü Barzani'nin istediği yönde Türkiye içinde başlatılacak siyasi çözüm süreçlerine yönlendirme çabası içinde olduğu bütün açıklığıyla ortaya çıkmıştır'' diyen Bahçeli şöyle devam etti:
''Herkes artık bu gerçekleri görmeli ve oynanan sinsi oyunun adını doğru koymalıdır. ABD, bu anlamda 'Türkiye'ye ölümü göstererek sıtmaya razı etmeye' çalışmaktadır. Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerde ve terörle mücadelede bir milat olduğu söylenen 5 Kasım 2007 Beyaz Saray görüşmesi, aslında Türkiye'nin siyasi çözüm sürecine çekilmesi yönünde bir dönüm noktası olarak kabul edilmelidir.''
Son zamanlarda; ABD yetkililerinin sürekli olarak, askeri operasyonların terörü bitirmek için yeterli olmayacağına, bu konuda Türkiye'nin siyasi adımlar atması gerektiğine vurgu yapmalarının ''Tesadüf olarak görülemeyeceğine'' dikkati çeken MHP lideri Bahçeli, ABD Savunma Bakanının da son ziyaretinde siyasi programla desteklenen siyasi açılımlara ihtiyaç bulunduğunu özel olarak ön plana çıkardığını söyledi.
MHP lideri Bahçeli şöyle dedi:
''Türkiye'ye gelmeden Irak'tan bir an önce çıkılması için tebligatta bulunan Savunma Bakanı, Türkiye'de yetkililerle yaptığı görüşmelerin sonuçlarını, dönüş yolculuğunda Amerikalı basın mensuplarına şu sözlerle aktarmıştır:
'Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan, askeri olmayan alanlardaki bazı girişimlerini özel olarak bana aktardılar. Kaygıları, askeri operasyonlardan taviz vermeden, bu girişimlerin ne kadarını Türk kamuoyuna açıklayacaklarına ilişkin dengeyi bulmaktır. Türk yetkilileri Iraklılarla da temas kurdular. Başbakan'ın özel temsilcisi Bağdat'a gitti. Bu durumda sürecin o kısmına da başladıklarını düşünüyorum' Amerikalı Bakanın Türk basınına da yansıyan bu sözlerinin anlamı açıktır: Türk hükümeti terör ve etnik bölücülük sorunu için iç ve dış boyutları olan bir sürece angaje olmuştur ve bunu ABD ile görüşmektedir.
Bu çerçevede Türkiye, bazı siyasi açılımlarda bulunmaya hazırlanmakta ve bunu hayata geçirmek için uygun bir ortamın oluşmasını beklemektedir. Türkiye'nin içindeki siyasi çözüm sürecinin yanı sıra, Barzani ile yeni bir siyasi pazarlık süreci başlatılması için ilk adımlar da atılmıştır.''
-BEYAZ SARAY ZİRVESİ-
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 5 Kasımda Beyaz Saray'da yapılan zirvenin hangi anlamda milat olduğunun şimdi daha iyi anlaşıldığını ve taşların yerine oturduğunu belirterek, ''ABD ile siyasi çözüm konusunda pazarlık yapılmadığını bugüne kadar sürekli iddia eden, bu konuda bir onur polemiği başlatan ve son olarak 'Sağır duymaz, uydurur' gibi hafif sözlerin arkasına sığınarak kendini aklamaya çalışan Başbakan Erdoğan'ın bu beyanlar karşısında ne söyleyeceğini Türk milleti merak etmektedir.
AKP'nin mumu bu konuda da yassıya kadar yanmış, Başbakan Erdoğan'ın maskesi bir kere daha düşmüştür. Sayın Başbakan ve hükümeti, terörden beslenen etnik bölücülük sorununun iç boyutunun çözümünü, PKK'nın siyasi talepleri doğrultusunda siyasi bir süreç başlatılmasına bağlamıştır'' dedi.
-''ANLAŞILMAZ GARABET, AFFEDİLMEZ GAFLET''-
''Türkiye'nin terörle mücadelede askeri yollarla sonuç alamayacağının tecrübeyle sabit olduğunu'' iddia eden bazı çevrelerin bulunduğuna dikkati çeken Bahçeli, şunları söyledi:
''Bu çevrelerin, askeri operasyonların kısa sürede bitirilerek siyasi operasyon aşamasına geçilmesini savunmalarındaki amaçlarının, Türkiye'nin milli kimliği, milli birliği ve üniter devlet yapısı üzerinde operasyon yapılması olduğu artık anlaşılmalıdır. Askeri operasyonların devamına ve PKK ile silahlı mücadeleye karşı çıkarak, siyasi çözüm çığırtkanlığı yapanlarla, üniversitelerde başörtüsü yasağının kalkmasına karşı çıkan ve bunun Türkiye'nin önemli bir sorunu olmadığını söyleyenlerin büyük ölçüde aynı çevreler olması, üzerinde ayrıca düşünülmesi gereken bir ibret vesilesidir.
Başörtüsü sorununun çözüm süreci için TBMM'nin ortaya çıkan iradesini 'Siyasi kaosa davetiye çıkartmak' olarak değerlendiren bu odakların, Türkiye'nin bölünmesi süreçlerinin başlatılmasının iç çatışma daveti olacağını hala anlayamamaları, bunu demokratikleşme ve Batı medeniyeti ölçüsü olarak görmeleri, nereden bakılırsa bakılsın anlaşılmaz bir garabet ve affedilmez bir gaflettir.''
Devlet Bahçeli, Türk milleti ve milli kimlik kavramlarının yeniden tanımlanarak farklı etnik kimliklerin kurucu kimlikler olarak Anayasa teminatı altına alınması; Kürtçe'nin eğitim ve siyasi iletişim dili olarak resmen kabulü ve Türkiye'nin üniter siyasi yapısının, özerk bölge-eyalet sistemi temelinde yıkımının alt yapısının hazırlanması yönündeki çalışmaların sürdürüldüğüne dikkati çekti.
-''ÜZERİNİZDEKİ ŞAİBEYİ KALDIRMIŞ OLACAKSINIZ''-
''Bu şablon, Türkiye'deki Brüksel ve Erbil lobilerinin, İmralı canisinin, PKK'nın ve TBMM'deki maşalarının Türkiye'ye dayatmak istedikleri siyasi çözüm reçetesidir'' diyen Devlet Bahçeli konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Başbakan Erdoğan'ın dalgalı siyasi geçmişi, bu konulardaki beyanları ve son olarak hazırlattığı yeni Anayasa taslağında yer alan bu yöndeki hükümler, AKP'nin siyasi perspektifinin de bu amaçlarla örtüşen bir çizgide geliştiğini göstermektedir. 'PKK'nın ve etnik bölücülerin bu yöndeki taleplerinin hiçbir şart altında gerçekleşmeyeceğini, buna tamamıyla karşı bulunduklarını' bugüne kadar kesin ifadelerle açıklamayan Sayın Başbakan, bu tutumuyla bu odakların ümit ve cesaret kaynağını olmuştur.
Şimdi buradan Sayın Başbakan'a seslenmek ve çok samimi bir çağrıda bulunmak istiyorum: Sayın Başbakan, bu ülke hepimizindir. Türkiye'nin milli birliğini, milli devlet niteliğini ve üniter siyasi yapısını korumak ve güçlendirmek hepimizin ortak görevi ve sorumluluğudur. Zaman zaman tek millet, tek devlet, tek vatan ve tek bayrak kavramlarını klişe sloganlar olarak dile getiriyorsunuz.
Ancak, gelin bu kavramların somut içeriğinin ve bunların vazgeçilmez gereklerinin ne olduğunu, sık sık tekrarladığınız terörle mücadelenin siyasi boyutundan ne anladığınızı açık ve dürüst olarak ortaya koyun. Türk milletinin karşısına çıkarak PKK'nın ve etnik bölücülerin bu taleplerine karşı olduğunuzu ve bu emellere hiçbir şart altında geçit verilmeyeceğini açıkça ilan edin.
Eğer bunu yaparsanız üzerinizdeki büyük bir şaibeyi ortadan kaldırmış olacaksınız.''
-İSRAİL'İN GAZZE OPERASYONU-
MHP lideri Bahçeli, konuşmasında İsrail'in Gazze'de gerçekleştirdiği operasyonlara da değinerek, burada ''İnsanlık trajedisi'' yaşandığını ifade etti.
İsrail'in Gazze şeridindeki yönetimi, ''Düşman bölge'' olarak tanımladığını ve son altı aydır buraya karşı çok ağır bir ambargo ve tecrit politikası uyguladığını anlatan Bahçeli şunları kaydetti:
''Bunun sonucunda 1.5 milyon mülteci çok uzun bir süredir muhasara altında yaşam savaşı vermekte, bölgeye acil insani yardım ve tıbbi malzeme ulaştırılmasında bile çok ciddi sorun ve engellemeler yaşanmaktadır.
İsrail'in insanlık dışı bu ablukasına ilaveten, son dönemde İsrail'e füze saldırılarının artması gerekçesiyle başlatılan askeri harekat toplu sivil katliam boyutlar kazanmış, son günlerde 100'den fazla Filistinli kardeşimiz hayatını kaybetmiştir. İsrail, bu saldırgan tutumu ile çoluk-çocuk-yaşlı, masum sivil halkı da hedef alan insanlık suçu işlemekte ve Ortadoğu barış çabalarını bir kere daha dinamitlemektedir.
MHP, İsrail'i şiddetle kınamakta ve karşılıklı saldırıların bir an önce son bulmasını ümit etmektedir.''
A.A.