MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli 2009 değerlendirmesinde şunları söyledi:
Geride kalan yılda devlet gelenekleri ve binlerce yıldır süren kardeşlik duyguları zedelenmiştir...
Türkiye uluslararası arenada itibar kaybetmiş ve aciz duruma düşürmülmüştür.
Ahlaki değerlerden ve nezaketten uzak bir politika üslubu siyasi iktidarda hakim olmuştur...
Milli devlet duruşu hükümet tarafından çağdışı hassasiyetler olarak tanımlanmış ve aşağılanmıştır...
Bölücülük hükümet vasıtasıyla siyasete taşınmıştır. İmrali canisi yeniden terörün lideri haline getirildi.
Türkiye'nin milli birliğini hedef alan ihanet provaları alenen yapılmıştır...
İsrail'i sözde Müslüman zulmü için uyaran Başbakan'ın Danimarka Başbakanını NATO Genel Sekreterliğine seçmesi, Ermenistan'la futbol maçı adıyla protokoller imzalaması, Hükümetin ısrarla Kandil'e gitmemek istememesi, toplumun tamamanına yayılan dinlenme ve izlenme gibi özel hayata müdahale korkusunun yayılması, hak arama mücadeleleri, emeğin ve alınteri talep edenlere sergilenen zorbalık, Irak'ta, Karabağ'da ve Urumçi'de boyun eğmişlik hali... Hükümetin taviz ve teslimiyet siyasetiyle meşruiyet arama çalışmalarıdır.
Türkiye bir yol ayrımına doğru hızla gitmektedir. Türkiye'nin milli bünyesini tehdit eden gelişmeler giderek ağırlaşmaktadır.
2010 yılına girilirken Türkiye'nin hazin tablosu budur...
Türk siyasi hayatında milletlerin ve devletlerin uzun ömürleri içinde zaman zaman tehlikelerle dolu kriz döneminden geçtikleri tarihi bir gerçektir.
Türk milleti demokrasi ve kardeşliğin hilafına yaşanan gelişmeleri üzüntü ve ibretle hatırlamaktadır.
Bugün ateş çemberinden geçmekte olan Türkiye Cumhuriyeti bir beka sorunuyla karşı karşıyadır. Türkiye'yi etnik tuzakların içine çekmek isteyen küresel aktörlerin niyeti ortaya çıkmıştır. Türkiye'yi kimlik tahrikleriyle kavga ortamına çekerek geleceği karartmak ve dönüşü olmayan bir husumeti milletimizi alet etmektir.
AKP'nin bu çizgide ısrarcı olacağı anlaşılmaktadır. Bölücü heveslere cesaret vermenin, etnik tahrikleri sürdürmenin ve bunlardan medet ummanın Türkiye'nin birliğini ve kardeşliğini katledecek yanlıştan dönmesi en büyük temennimizdir.
Hükümetin geçmişten desr çıkardığı ve olumlu bir gelişme söz konusu değildir. Bu yılında geçmiş yıllardan daha olumsuz bir yıl olacağı şimdiden belli olmuştur.
Gün milli birlik ve beraberlik günüdür. Bu itibarla siyasi hayatımızda çok önemli bir kavşağa hızla yaklaşıldığını buradan ifade etmek istiyorum. Bütün olumsuzluklara rağmen Türkiye'nin hiçbir sorunu çözülemez değildir.
Demokratik rejim yapamayanın gideceği yapanın geleceği imkanları sunar. Dürüst ve samimi olmayan, meşruiyet sorunu ve kimlik sorunuyla bocalayan liyakatsız kadroları Türkiye'nin daha fazla taşıması mümkün değildir. Yeni bir onarım sürecinin başlaması gerekmektedir.
Bunun yegane yolu millet iradesine müracaat etmektedir. 2,5 yıl önce AKP'ye verilen desteğin sınınmasının zamanı gelmiştir.
Er ya da geç milletin iradesine gidilecektir. Bu süreçte Türkiye'yi küçük düşüren siyaset tüccarlarının yakasına yapışmak bizim için bir namus borcudur.
Haber 7