Murat Güzel hem okuyan hem yazan bir yazar… Yazılarından yoğun okuyan bir yazar olduğu belli oluyor. Okumaya ne kadar vakit ayırabiliyorsunuz günde…
Kendimi bildim bileli okuyorum. Bunun için özel bir vakit ayırmam gerekmiyor. Basitçe şöyle söyleyeyim: Çocukken yolda bulduğum gazete parçalarını bile okuduğum vakiydi. İlkokula ders kitaplarım haricinde babaanneme ait bir kitabı okumak için götürdüğümü, sonra bu kitabı kaybetmem yüzünden rahmetli babaannemin bana küstüğünü hatırlıyorum, kötü bir anı olarak. Yine rahmetli babamın kitapçı arkadaşlarına sık sık uğrar, onun hesabından kitap alırdım. Evimize sürekli gazete ve kitap girerdi.
1991’den bu yana çeşitli dergi ve yayınevlerinde editörlük, çevirmenlik, yöneticilik yaptığım için bilfiil meslek olarak icra ettim okumayı. Bu yüzden okumaya “vakit” ayırma gibi bir derdim olmadı. Şu anda da, Konya’da yayınlanan Memleket Günlük Yerli Gazete’de editörlük yaptığım için bütün günüm ve gecem okumakla geçiyor diyebilirim.
Okumayı finanse etme gibi bir derdim de yoktu doğrusu. Parasız olduğum zamanlar okuyamadığım kitapları arkadaşlardan ödünç alıp okudum, kitapçılarda vakit geçirerek okudum, okudum, okudum, okudum ve okumalarını finanse edemediğini söyleyenlerdense sıkıldım. Peki bütün bu okumalar beni adam kıldı mı? Bu konuda bir şey demem, benim bir şey demem yakışık almaz.
Şu sıralar neler okuyorsunuz?
Bu aralar şiir, felsefe ve tarih odaklı sürdürüyorum okumalarımı. Ama bazen epey yorulan zihnimi rahatlatmak için fantastik kurgu, bilim kurgu gibi “çıtır çerez” şeyleri de aradan çıkarıyorum. Şu anda Judith Butler’ın Ayrıntı yayınlarından çıkan “İktidarın Psişik Yaşamı-Tabiyet Üzerine Teoriler” adlı kitabını okuyorum. Etienne Balibar’ın “Spinoza ve Siyaset”i, Foucault’nun “Doğruyu Söylemek” kitabı da sırada. Tabii Murat Menteş’in “Dublörün Dilemması”nı unutmamam gerekiyor. Bunlar haricinde Zencani’nin Sultan Alaeddin Keykubad’a sunduğu Siyasetname’yi, Rüçhan Arık’ın Kubad Abad’ını da el altında tutuyorum, arada bir göz atmak için.
Osman’ın (Özbahçe) Düşmanlık’ı da –nedense- birkaç gündür elimin altında. Bir türlü uzaklaşmıyor. Sırnaşıyor falan. Tekrar okunmak istiyor sanırım.
Bir ara 13. yy. Konyası’nın romanını yazacağınızı duymuştuk. Mevlana ve Nasreddin Hoca döneminin Konyası’ndan 4 bin kişiyi tespit ettiğini duymuştuk? O çalışma ne zamana tamamlanır?
Sanırım yeterince sabırlı bir adam değilim. Roman yazmak sabır gerektiriyor. Hele 13. yüzyıl Konyası’ndaki siyasi, fikri, kültürel ve toplumsal çekişmelere odaklanan bir roman yazmak için çok araştırma yapmak, kahraman tipolojilerini, olay akışlarını, düşünce eğilimlerini iyi takip etmek gerekiyor. Gerçi kurguda herhangi bir sorun yaşayacağıma ihtimal vermedim şimdiye dek; ancak, Hz. Mevlana’nın deyişiyle kendimi biraz daha “pişirmem” gerekiyor galiba bu konuda.
Tezkire'de ve Atlılar'da çok önemli makaleleriniz çıktı yıllarca. Çalıştığınız makale var mı, neler var?
Çalıştığım bir çok makale var. Notlarını alıyorum. Düşünüyorum üzerlerinde. Günümüz şiiri üzerine birkaç makale yazacağım Kökler için. Tevfik Fikret, Mehmet Akif yazıları duruyor hala kafamın bir köşesinde. “Öteki Olmamak İçin” başlığı altında “Of Not Being A Jew”e yönelik bir okuma da üretmek istiyorum. Bunlar kısa ya da uzun vadede (vadeli olmuyor işte! Bazen peşin çalışmak gerekiyor.) yazmayı düşündüklerim arasında yer alanlar.
Bunlar haricinde şu aralar kafam sürekli “Türk Düşüncesi”yle meşgul, özellikle Türk Düşüncesi’nde önemli bir yer tutan Europe Fetişizmi ile. Bu proje aslında sevgili arkadaşlarım Nuh Yılmaz ve Cemalettin Haşimi’yle karşılıklı mütalaalarımız neticesinde yürütülebilecek, sürdürülebilecek bir proje. Ben bu projenin kendi üstüme düşen kısımlarını yazabilirsem ne ala. Sözgelimi “Bizim onlardan neyimiz eksik?” bir süredir tamamlamayı umut ettiğim bir makale. Tamamlanırsa inşallah Tezkire’de yayınlanacak.
İyi bir Murat Güzel şiiri var. Şiirleriniz ne zaman kitaplaşır?
Sahiden iyi bir Murat Güzel şiiri var. Hatta, fotokopi usulüyle kitaplaştırdığım “Uzak Koku”yu İbrahim Demirci, Osman Özbahçe, Abdullah Harmancı, M. Akif Kuruçay gibi dostlar okudular. Onlar da iyi buldu, sağ olsunlar. Fakat bu kitap ne zaman, kim tarafından basılı haliyle yayınlanır derseniz, bunu bilemem. Yani, benimle bir alakası yok. İş benden çıktı. Şiirin toplumsal işbölümünde tuttuğu yerle ilgili uzun bir mütalaa sunmam gerekir bu konuya girersem. Şu anda yorgunum ve toplumsal işbölümü şiir söz konusu olunca beni hiç ilgilendirmiyor doğrusu. Canı cehenneme!
Yayımlanmaya hazır neler var?
Yayınlanmaya hazır çok şey var. Tezkire’deki makaleleri bir araya getirmeyi düşünüyorum sözgelimi. Bir ara Aşiyan’da bir kısmını yayınladığım Ankara Hikayeleri’ni toplamayı… Uzak Koku var, Kopukluklar kitap hacmine erişti. O duruyor orada. Mümtehine var, Doğruların Destanı var. Makale, şiir, yazı ve haberler… her gün yayınlamaya hazır yüzlerce şey çıkarıyorum. Verimli bir çağımdayım, Allah’a şükür, kem gözlere şiş! Bütün bu çalışmaların hemen hepsi yayınlanmaya değer mi derseniz, bu konuda son derece kıyıcı olduğumu söyleyebilirim.
Günümüz yazarlarından onun yazdığı bir şeyi okumazsam olmaz dediğiniz biri/ birileri var mı?
Yazdığı bir şeyi okumazsam olmaz dediğim pek az insan var. Bir insanın yazdığı her şeyi okumanın bence pek gerekli olduğunu düşünmüyorum.
Ama, sizin sorunuzun kasdını iyi anladığımı var sayarak, size kendilerini “gizli saklı” okumaktan büyük mutluluk duyduğum bazı isimleri çıtlatabilirim: Cemil Meriç, İsmet Özel, Nihat Genç, Yasin Aktay, Ulus Baker, Hakan Arslanbenzer, Abdullah Harmancı, Eren Safi, Osman Özbahçe, Hayriye Ünal, Murat Menteş bu tür yazar, düşünür ve şairlerden. Bunlar isimlerini saydıklarım. Başkaları da var, değer verdiğim bütün yazarları burada sıralamaya vaktim yetmeyebilir.