Egemen Bağış, Memur-Sen Konfederasyonu Başkanı Ahmet Gündoğdu'yu ve beraberindeki heyeti Bakanlıkta kabul etti. Kabulde konuşan Bağış, AB sürecinin sadece demokratikleşmeyi getirmediğini, bütün hayatı etkilediğini kaydederek, çalışma hayatı ve sendikaların da bu sürecin bir parçası olduğunu belirtti.
Tam üyelik sürecinde üzerinde engelleme olmayan Sosyal Politikalar ve İstihdam Faslı konusunda Memur-Sen yetkililerinin görüşlerini almak istediğini anlatan Bağış, "Ama ben Memur-Sen'in özellikle Türkiye'nin demokratikleşme ve şeffaflaşma sürecindeki dik duruşu için de bu vesileyle kendilerine teşekkür etmek istiyorum. Gerçekten Türkiye'nin artık milletinin değerleriyle barışık bir ülke haline gelmesinde Memur-Sen'in verdiği net mesajları ben çok önemsedim bugüne kadar" dedi.
Memur-Sen Konfederasyonu Başkanı Ahmet Gündoğdu da konuşmasında, 12 Eylül referandumunun Türkiye'nin demokratikleşmesinde bir milat olduğunu söyledi. Gündoğdu, 12 Eylül referandumu için, "Vesayetin deşifresi ve sistemin millete dönmesi adına çok önemli bir başlangıç" diye konuştu.
Anayasa değişikliği ile toplu sözleşme hakkının ilk kez anayasada yer aldığını hatırlatan Gündoğdu, referandum sürecindeki anlayışlarının "Yetmez ama evet" olduğunu anımsatarak, "Şimdi 'yeter ve evet' demek istiyoruz. Yeter ve evet demek için yeni bir anayasa ihtiyacının olduğunu her kesim dile getiriyor. 74 milyonu kucaklayan, devletin vatandaşları tanımlamadığı, ama tanıdığı, öteki oluşturmadan her ideolojiye aynı yakınlıkta olduğu, ama ideolojilerden arınmış yeni bir anayasaya ihtiyaç var" dedi.
Gündoğdu, yeni anayasada çalışma hayatı için grev ve siyaset hakkı, laiklik için de standart bir tanım istediklerini belirtti.
Gündoğdu, 49 bin 700 kişiyle yüz yüze görüşerek "nasıl bir anayasa istiyorsunuz" anketi yaptıklarını da ifade ederek, raporun 12 Eylül'de açıklanacağını söyledi.
-BM RAPORUNUN ERTELENMESİ-
Konuşmaların ardından gazetecilerin, İsrail'in talebiyle Mavi Marmara raporunun tekrar ertelenmesini nasıl değerlendirdiğini sormaları üzerine Bağış, "Güneş balçıkla sıvanmaz" dedi.
"Uluslararası sularda 9 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının şehit edildiğini" kaydeden Bağış, "Hiçbir ülkenin uluslararası sularda bir başka ülkenin vatandaşlarının hayatına kastetme hakkı yoktur. Bunu ancak kanun dışı korsanlar gerçekleştirebilir. İstedikleri kadar geciktirsinler, ama gerçekler saklanamaz" diye konuştu.
Bağış, Türkiye'nin bu konudaki tavrının net olduğunu belirterek, şunları söyledi:
"Sayın Başbakanımız, üç tane çok açık, net koşul ortaya koymuştur: Eğer İsrail Türkiye ile ilişkilerinin normalleşmesini istiyorsa, özür dilemelidir, hayatını kaybeden kardeşlerimizin, şehitlerimizin yakınlarına tazminat ödemelidir ve Gazze'ye uyguladığı haksız, kanunsuz, saçma ambargolara da son vermelidir. Bunları zaten Sayın Başbakanımız da, Dışişleri Bakanımız da, her birimiz de her yerde her vesileyle dile getiriyoruz. Ben de muhatabım olan Avrupalı siyasilere bunu söylüyorum. Türkiye'nin pozisyonu bellidir."