Bağımlılık gözleri kör, kulakları sağır edermiş!

Yücel Kemendi

Bir ay önce halkoylaması bitinceye kadar bu konuları yazmayacağım demiştim. Bugün sözümde duramadım tekrar yazdım.

O gün, gündelik siyasetle bu kadar içli dışlı olmayacağım demiştim.

O gün bu konular seni yıpratır sadece kendi gündemimle meşgul ol, Tarihten sayfaları bize aktar diyen dostlarım vardı, bugün onların isteklerini yerine getiremedim, verdiğim söze sadece bir ay sadık kalabildim.

Aslında bir bakıma ben doğruyu yapıyorum…

Çünkü ben doğrudan 'asıl siyaset'le ilgili olmayan hiçbir şey hakkında yazmama gayretimi sürdürüyorum.

Ülkemizde, reel politik olanla 'asıl siyaset' çok fazla iç içe geçiyor  bende Çaresiz kalıyorum.

Bu konuda bir örnekle yazıma başlamak istiyorum, Alamanya'nın meşhur büyük gavuru malum gazeteleri neredeyse tamamen Türkçe yayınladığı referandum sayfalarında hayır çıkması için çırpınırken bende yerimde duramıyorum.

Gâvur bunca gâvurluk ederken  tabir-i caizse yedi düvel birleşip dün adı Abdülhamit olan yiğide, bugünde  adı Recep Tayyip Erdoğan olana, yükselişini engellemek için, Arenada yaralanmış boğalar gibi saldırırken, yerinde durabilmek bu konuları yazmayacağım demek bana yakışmayacak diye düşündüm.

Osmanlının yıkılışından sonra yeni kurulan devletten çok şey bekleyenler, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, tarih için kısa sayılabilecek ömründe değişik entrikalar çevirmişlerdi ancak hiç bu kadar net, hiç bu kadar açık, tehdit etmemişlerdi.

Bunca tehdide, bunca alçaklığa, bunca düşmanlığa karşı bir direniş hattı oluşturmayan, bu direniş hattındaki yerini almayan kim varsa bunun da hesabını kendi vicdanına vermek zorunda kalacaktır. Onun için bu konularda tekrar yazma kararı aldım. Umarım 'artık her şey için çok geç' denilecek duruma düşmemişimdir.

Bazı siyasilerimiz ya da yazarlarımız 'Yahu daha Amerika'yı, Almanya'yı, Fransa'yı, 15 Temmuz darbe girişimini FETÖ'nün yaptığına ikna edemedik. Avrupa ile, Amerika ile ilişkilerimiz çok kötü gidiyor hiç dostumuz kalmadı Böyle mi olacaktı?' diyor.

Tabi bunlara da verecek cevabımız, ne olur her şeyi yapında bunu yapmayın olacak.

Amerika, yada Avrupa, büyüttüğü, beslediği, gözü gibi baktığı itlerin kalkıştığı darbeyi kimin yaptığını bilmez mi? Bilir.

Bu durumda Avrupa'ya, Amerika'ya bu darbeyi anlatmak için ne yaparsak yapalım faydasızdır. Adamların 'darbeyi FETÖ'nün yaptığına dair delil yok' demelerindeki kastın ne olduğunu göremeyecek kadar saf değilim çünkü…

Buradan başka bir konuya da açıklık getirmek istiyorum Tarihi süreç içerisinde Ak partiye deli gibi bağlı olduklarını söyleyen o partide oldukları için makam ve mevki sahibi olanların bugün yaptıkları tavırları tabiî ki hiç kabul edilir cinsten değildir.

Durum böyle olunca da bende buradan soruyorum; Sayın Abdullah Gül, Sayın Ahmet Davutoğlu, Sayın Bülent abi neredesiniz bu kampanyanın başında sizin olmanız gerekmez”mi?

Birde bağımlı olan partililere, dün biz bu iş böyle olmaz “Gavur”dan dost olmaz” derken 'o işler senin bildiğin gibi değil' diyordunuz.

Şimdi gemiyi ilk terk eden eski komutanlarınız oldu dersem ne diyeceksiniz.

Şimdi size o işler sizin bildiğiniz gibi değil, bazı bağımlılıklarınız sizin meseleyi anlamanıza engel oluyordu dersem ne diyeceksiniz?

Çünkü aşırı bağımlılık gözleri kör kulakları sağır edermiş…

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.