Ayşe Türkmenoğlu gündemi değerlendirdi

Ayşe Türkmenoğlu yaptığı basın toplantısında gündeme dair olaylarla ilgili açıklamalarda bulundu

Ayşe Türkmenoğlu yaptığı basın toplantısında gündeme dair olaylarla ilgili açıklamalarda bulundu. İşte Türkmenoğlu'nun konuşmalarından satır başları:

Yeni eğitim öğretim yılı

"2013-2014 eğitim öğretim yılı geçen hafta itibariyle resmen başlamış bulunuyor. Yaklaşık 16 milyon öğrenci, 870 bin öğretmen 550 bin derslikte eğitime başlamıştır. Bu vesile ile eğitim camiamızda hizmet veren tüm personelimize, özellikle genç nesillerimizin yetişmesinde en büyük fedakârlığa sahip ve en büyük görevi yerine getiren öğretmenlerimize görevlerinde; öğrencilerimize de derslerinde başarılar diliyorum."

Bilindiği gibi Avrupa’nın en genç nüfusuna sahip ülkelerin başında geliyoruz. Böyle büyük bir genç nüfusa sahip ülkede elbette ki en çok önem verilmesi gereken husus eğitim hususudur.

İktidara geldiğimiz günden bu yana her alanda olduğu gibi eğitim alanında bir çok yeniliğe ve projeye imza attık. Zaman zaman tartışılsa, zaman zaman değişikliklere gidilse de çalışmalarımız hep en iyi eğitim sistemine ulaşma amacına yönelik olmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde eğitim için bütçeden ayrılan pay ilk kez AK Parti iktidarı döneminde şimdiki rakamlara ulaşmıştır. 2002 yılında hükümetlerin eğitime ayırdığı bütçe sadece 7.5 milyar iken bu rakam hemen hemen 7 misli artarak bugün 47.5 milyar üzerine çıkmıştır. 10 yılda eğitim bütçesi 5 kat dan fazla artmıştır. Bu haliyle milli eğitim en büyük harcanan bütçe kaleme olmuştur. Bildiğiniz üzere yıllardır bütçeden en fazla ödeneğin Milli Savunma Bakanlığı alırken son 7 yıldır en güçlü ödenek Milli Eğitim Bakanlığı'na ayrılmaktadır.

Bu yıl genelde 2.061 derslik ve kurumda 717.632.öğrenci ve kursiyerimiz eğitime başlamıştır. Kul öncesinde 32.000, ilkokulda 143,312, ortaokulda 139,879 ve ortaöğretimde 130,465 öğrencimiz 17.868 derslikte 25.860 öğretmenimiz ile eğitim görmektedir. 2003 yılından bu güne kadar yüzde yüz eğitime destek kampanyası kapsamında 207 protokol yapılmış bu sayede 2.082 derslik Konya eğitimine kazandırılmıştır. Ve az önce belirttiğim gibi 2003 de 11.829 olan derslik sayımız 17.868 e ulaşmıştır.

Bu arada geçtiğimiz hafta Ayvalık’ta bir öğretmen ile alakalı olarak basına yansıyan olay hepimizin malumudur.  Çarşaf ile okulda göründüğü için eleştirilen ve yine eskiden olan olayları hatırlatan bir olay yaşanmıştır. Yine bir kısım medyamız “Gericilik” iddiasıyla suyu bulandırma gayretine girişmişlerdir.

Yıllardır tartışılan başörtüsü konusunun bu olay nedeniyle gündeme getirilmesi, söz konusu öğretmene yönelik bilinçli ve kasıtlı olarak yapılan açıklamalar, olayın insan hakkı temelinde değerlendirilmeyip, siyasi olarak adeta bir şova dönüştürülmeye çalışılması son derece üzücü olmuştur. Eğer ortada bir suç var ise bunu değerlendirecek olan medya değil söz konusu memurun mensup olduğu teşkilattır. Ve eğer bir ceza verilmesi gerekiyorsa bunu yapacak olan da yine aynı kurumdur. Bu ve benzeri olaylardan siyasi rant sağlamaya çalışmanın modası geçmiştir, rant sağladıklarını düşünen bir gurup da 28 şubat davası ile yargı önündedir. Gerekli kararı da bağımsız Türk yargısı verecektir.

Suriye olayları

Suriye’de yaşanan insanlık dışı iç savaş ve katliamlar aynı hızla devam etmektedir. Biz ülke olarak kardeş ve akrabalarımızın da yoğun bir şekilde yaşadığı bu topraklara en kısa zamanda barış ve huzur gelsin istiyoruz. Hepimizin gözyaşları ile izlediği kimyasal katliam sonrasında yaşanan gelişmeler hepimizin malumu. Biz hükümet olarak bu katliamı gerçekleştirenlerin hak ettikleri şekilde cezalandırılmasını istiyoruz ve bu konuda gayret sarf ediyoruz. Ancak bu konuda bireysel olarak hareket edemeyiz ve etmeyeceğiz. Birleşmiş Milletlerde bu konudaki girişimlerimiz devam ediyor.

Son olarak mutabakata varılan kimyasal silahların imhası olayının gerçekleşmesi hepimizin arzusu. Kitle imha silahları tüm dünya için büyük bir tehdit oluşturuyor. Ancak bunun sadece Suriye ile sınırlı kalmaması, her kimde kimyasal silah varsa imhası da Birleşmiş Milletlerin önceliklerinden olmalı diye düşünüyoruz. Umuyoruz ki kısa süre içinde tüm bu sıkıntılar ve içi savaş sona erer, Suriye halkı da gerçek demokrasi ve özgürlüğe kavuşur.

Mısır darbesi

Bilindiği gibi Arap baharının ardından biraz sıkıntılı da olsa Mısır’da demokratik bir zemin oluşmuş, demokratik seçimler yapılmış ve halkın oyları ile Muhammed Mursi Cumhurbaşkanı seçilmişti. Halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanı, sudan sebepler öne sürülerek ordu tarafından “DARBE” ile görevden alındı, tutuklandı ve halen gözaltında tutuluyor. Ülke olarak benzer durumları yaşamış, tecrübe etmiş olmamız sebebiyle, bu durum bizi derinden üzmüştür.

Darbenin ne demek olduğunu ve nelere sebep olduğunu belki de en iyi bilen devletlerden biri olarak ortaya çıkan durumun düzeltilmesi adına uluslararası alanda yapılabilecek her türlü girişimde bulunduk. “Demokrasi sadece sandıktan ibaret değildir” mantığı ile yapılan bu uygulama dost ve kardeş Mısır halkına karşı yapılan büyük bir zulümdür. Dileğimiz Mısır’da bu girişim içinde yer alanların hatalarını anlayıp bir an önce demokrasiye dönüşü sağlamalarıdır.

Engelli hakları

Geçtiğimiz haftalarda engellilerimiz ile alakalı medyaya yansıyan bir takım haberler sebebiyle hükümetimizin engellilere yaklaşımı kamuoyuna farklı yansıtılmaya çalışılmıştır. Bu vesile ile konu ile alakalı birkaç söz söylemek istiyorum.

İktidarımız döneminde engelli vatandaşlarımız ile alakalı yapmış olduğumuz pek çok icraat mevcuttur. Yaşam şartlarını hak ettikleri seviyeler çıkarmak adına yasal düzenlemeleri gerçekleştirdik. Kendileri ile birlikte yaşayan ve aynı sıkıntılar çeken yakınlarını da düşünerek gerçekleştirdiğimiz yasal düzenlemeler ile, bakmakla yükümlü olduğu engelli akrabası olan ancak çalışamayacak durumda olan yakınlara sağlanan destekleri arttırarak, ekonomik olarak rahatlamalarını sağladık.

Ayrıca kamuya memur alımında bir ilki gerçekleştirerek engelliler adına pozitif ayrımcılık yaptık ve sadece engelli vatandaşlarımızın girebildiği Kamu Personel Sınavı ile bu güne kadar boş tutulan kamudaki engelli kadrolarına yerleşmelerini sağladık. İktidar olarak engelli hakları konusunda yaptıklarımızı anlatmak ihtiyacı hissetmiyoruz zira hepimizin malumudur. Bizler insanı insan olduğu severiz. İnsanlar arasında dil, din, ırk ayrımı yapmayan anlayışta olanların engelli vatandaşlarımızı ikinci sınıf vatandaş gibi değerlendirmesi düşünülemez.

Demokrasi Paketi

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan, demokratikleşme paketinin ayrıntılarını önümüzdeki hafta açıklayacaktır. Açıklanacağı güne kadar yapılan yorumların tamamı erken, herhangi bir bilgi ya da gerçeklik içermeyen, yersiz ve yetersiz olacaktır.

Bu reformlar Türkiye'de artık şartların oluştuğunu düşündüğümüz için 11 yıllık iktidarımızın birikiminin sonucunda gerçekleştireceğiz. Bir takım çevreler yapmış olduğumuz yatırımlardan ciddi şekilde rahatsız olmaktalar. Zira kendi dönemlerinde birçok konuda bir tek adım bile atamayanlar, AK Parti iktidarının koşar adım gerçekleştirdikleri karşısında söyleyecek söz bulamamakta, ancak eleştirmek yoluyla siyasi menfaat elde edebileceklerini zannetmektedirler.

2002 seçiminden bu yana tüm vaatlerini bir bir gerçekleştiren engel, set dinlemeyen; dur durak bilmeden çalışan bir iktidarız. Göreve geldiğimizde, Cumhuriyet tarihi boyunca yapılan 6 bin 100 kilometrelik bölünmüş yola 17 bin km bölünmüş yol inşa ettik. Sağlık alanında yatırımlar yaptık, insanımızı hastane, eczane kuyruklarından kurtardık. Hastanelerimizin fiziki imkânlarını, kalitesini arttırdık. 30 ay sonra, 14 ilimizde 15 şehir hastanesiyle dünyanın belki de ilk 3'ü içinde yer alacağız.

Biz tüm yatırımları yapıp, projeleri gerçekleştirirken bir kısım insanlar, bunları bazı guruplara ya da örgütlere taviz olarak gerçekleştirdiğimizi söylemek gafletine düştüler. Sanki biz bunları yaparken birilerinden korkuyor da yapıyoruz gibi konuştular. Bazıları da doğu ve güneydoğuya yaptığımız yatırımlardan önce birileriyle konuşup yapmamız gerektiğini ima ettiler. AK Parti iktidarımız her ne yaptı ise insanımız için yapmıştır ve hizmet götürürken de bir kısım örgütlerden de izin alacak değildir.

Gerçekleştirdiğimiz bunca hizmeti kısaca hatırlattım zira tüm bu yatırımlar aslında açılım sürecinin bir parçasıdır. Ülkemizin her metrekaresinde her bireyin aynı şartlarda yaşamasını sağlamak için çalışmak aslında açılımın en önemli parçasıdır.

Türkiye'de 11 yıl boyunca yasakları, kısıtlamaları kaldırdık. Ret, inkar ve asimilasyona son verdik. Demokrasi veya demokratikleşme uzun bir süreçtir. Demokratikleşme bir manada yaşayan, sürekli değişen, sürekli kendisini geliştiren bir süreçtir. Bu paket sayın başbakanımızın da ifadesi ile bir son değil, çok önemli bir aşama, safha olacaktır. Bu süreç ülkemizin ve milletimizin yararına olacak şekilde 76 milyonun birliği, beraberliği ve kardeşliği için her daim kendini yenileyerek ilerleyecek bir süreçtir. Bu süreç Türkiye'yi daha da birleştirecek, kardeşliğimizi çok daha pekiştirecek bir süreçtir.

Futbol ve Gezi Olayları Bağlantısı

Hepimizin de bildiği gibi yaz aylarında bir takım çevreler tarafından organize edilen, bazı terör örgütlerinin de yoğun bir şekilde provoke ettiği gezi parkı eylemlerini yaşadık. Maalesef bu eylemlere çevrecilik adına bazı iyi niyetli vatandaşlarımız da dâhil oldular ve terör örgütlerinin ve uluslararası bazı organizasyonların oyunlarına geldiler. Halkımızdaki sağduyu sayesinde bu olaylar daha fazla büyümeden nihayet sona erdi. Ancak olayları yeniden canlandırmaya çalışma adına aralıklarla bazı senaryolar uygulanmaya çalışılıyor. ODTÜ ye yapılacak olan yol ile alakalı gösteriler de bunun bir parçasıydı.

Dün de maalesef ülkemizi uluslararası alanda eleştirilere hedef haline getirecek olaylar yaşandı. İstanbul olimpiyat stadyumunda yaşanan olaylar yine bu kapsamda değerlendirilmelidir. Müsabakanın sonlarına doğru, futbol ile hiç alakası yokken hükümet protesto edilmeye başlanmış ardından bir bahane bulunarak saha seyirci oldukları iddia edilen bir grup eylemi tarafından işgal edilmiştir. Alakalı ya da alakasız her alanda ve fırsatta hükümeti protesto edip insanları galeyana getirmeye çalışan bu guruplara milletimiz prim vermemektedir. Nitekim akşam yaşanan olaylarda binlerce seyircinin içerisinde küçücük bir gurup futbolu güzelliğine gölge düşürmüş ancak halkımızın genelinde olduğu gibi tribünleri dolduran seyircilerin büyük çoğunluğu da bu eylemlere destek vermemiştir.

Halkın desteği ile iktidara gelemeyenler ve bu mantıkla devam ettikleri halkı dinleyip anlamadıkları sürece gelemeyecek olanlar bu ve benzeri olaylardan medet ummaktadırlar. Kimi zaman gericilik oluyor bunun adı kimi zaman sözde hak arama mücadelesi. Hakkı olana hakkını vermek bizim en öncelikli prensibimizdir. Ancak anlamadıkları nokta hak ararken başkalarının haklarını çiğniyor olmalarıdır. Bu sebeple ulaşacaklarını zannettikleri amaçlarına ulaşamayacaklardır. Zira vatandaşımız artık bilinçlidir. Kimin ne maksatla ne yaptığının farkındadır."dedi.

Yerel Haberleri

MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?
ARANAN ŞAHISLARA SIKI TAKİP
BİR İLÇE SULAR ALTINDA
KONYA'NIN SU GÜVENLİĞİ