Atılgan: Su canlılığın kaynağıdır

Dr. Ahmet Atılgan kaleme aldığı Su Raporu adlı kitabında suya nasıl yansıdığını ve su konusunda alınabilecek önlemleri okuyucusuna sunuyor.

Dr. Ahmet Atılgan kaleme aldığı Su Raporu adlı kitabında suyun yönetimini ve bu yönetimdeki bazı organizasyonların iyi ve kötü taraflarını, su hakkını, su özelleştirmesinde yaşanan bazı sorunları, suyun fiyatlandırılması, su ve kadın ilişkisini, bazı yolsuzlukların suya nasıl yansıdığını ve su konusunda alınabilecek önlemleri okuyucusuna sunuyor.

Hizmet İş Sendikası Konya Şubesi Genel Başkan ekonomi danışmanlığını yapan Dr. Ahmet Atılgan yazdığı Su Raporu adlı kitapta dünyanın en önemli yaşam kaynağı olan suyun değerlendirilmesinden, kullanımına kadar pek çok şeyden bahsediyor. Atılgan kitabın sunuşunda, “Su konusundaki gelişmeler hayatı yeniden yaratacak. Kültürel, ekonomik ve siyasal hayat suyun statüsü ile yeniden şekillenecek. Su hayatın ve zenginliğin esas kaynağı. Bu kaynak gitgide bozuluyor. Küresel ısınma su döngüsünü hızlandırıyor. Tatlı suyun depolanması zorlaşıyor. Toplam nüfusun, kentli nüfusun, ekonomik faaliyetlerin ve tarımsal sulamanın artışı, aile boyutunun küçülmesi, sıhhi tesisat ekipmanının niteliği su talebini hızla artırıyor. Arzı ile talebi arasındaki bu ilişki, suyun fizyolojik önemine ekonomik bir içerek kazandırdı. Küresel dönüştürücüler, sıyın uluslar arası ticaret metaı haline dönüştürülmesi için son 15 yıldır büyük çabalar harcıyor. Finansal, siyasal ve organizasyonel güç onlarda. Vakıflar, araştırma kuruluşları, ve sivil toplum örgütleri aracılığı ile, etkili yönlendirme teknikleri kullanarak, küresel bir su pazarı yaratmaya çalışıyorlar. Bu pazarda kimin kazanacağı belli: Çokuluslu su şirketleri kazanacak, düşük orta gelirli ülkeler ve yoksul halkları kaybedecek. Neo-liberal teori kapitalizmin son aşırılığıdır. Bütün ekonomik faaliyetlerin piyasalaştırılması ön görülüyor. Yarı kamusal mallar, sosyal fayda ve ya maliyet yaratan mallar, doğal tekeller, yerel kamu hizmetleri… bölünüp fiyatlandırılabilir her şey kar zarar hesaplarının kapsamına alınmak isteniyor. Hâlbuki hem ekonomik faaliyetlerin hem de sosyal refahın sayılarla ölçülemeyen önemli boyutları vardır. Ancak, küresel finansal bütünleşmeden güç alanlar, kendileri dışındaki sınıfların, tabakaların ve sosyal kategorilerin taleplerini, tercihlerini, kaygılarını küçümsüyor. Para belki de tarih boyunca hiç bu kadar güçlü olmamıştı. Paraya hükmedenler insanlığın elinden suyunu almaya çalışıyorlar. Şu soru acaba yersiz midir: Suyun ticarileştirilmesi kapitalizmin insanlığa karşı işlediği son cinayet olacak mı?” diyor.

SUYUN DAĞILIMI DENGESİZ

Gelişmiş ülkelerin suyun her türlü nimetinden yararlandığını, geri kalmış ülkelerin ise susuzluktan kıvrandığı ve bunun adil olmadığını dile getiren Dr. Atılgan, “Eğer yoksullar, su haklarına yönelen tehdidi yoğun bir biçimde duyumsamaya başlarlarsa, meydana gelebilecek nefret dalgasından kim kurtulabilir? İMF mi, Dünya Bankası mı, sı dörtlüsü denilen ABD, AB, Japonya ve Kanada mı? Çokuluslu su şirketlerine pazar açmak için kredi, politika, araştırma, ve medya imkanlarını sonuna kadar kullanan küresel düzenleyiciler, su ile oynamanın yaratacağı dehşeti küçümsemeseler iyi olur. Sivil toplum örgütlerine finansman sağlayıp paydaşlar yaratmak yoksulların susuzluğu duyumsamalarını asla engelleyemez. Kapitalist kültür içerisinde sosyalleşen bireylerin akıllarını para hırslarının kuvvetler etkilemesine şaşmamak gerekir. Küreselleştirme patronlarını ve çokuluslu şirketleri para oynatıyor. Ancak biraz daha güven ve biraz daha huzur biraz daha paradan daha iyidir. Bu çalışmada su sektöründe ne yapılması gerektiği de analiz ediliyor. Su Raporu’nda tespit edilecek hata ve yanlışlar konusunda geri besleme yapılırsa bu uyarıcı ve öğretici olacaktır” diyerek kitabı kaleme alışının sebeplerini dile getir.

Ali Murat Mırçık- Memleket

Kültür Sanat Haberleri

Antalya'da Şafak Vakti Sıra Dışı Manzara
Alanya Kalesi'nin 800 Yıllık Sırrı
Türkiye’de Sadece 7 Tane Kaldı: İşte Küllerinden Doğan Mavi Değirmen
Ayder Öncesi Nefes Kesen Prova: Kazanamayan Kurbana Gidiyor!
Gönül Dağı’nda Gurur Günü: Gedellili Mucitler ASELSAN ve TUSAŞ Yolunda!