Atıl Kurt’un büyük çizeri ve yönetmenine….

Mustafa Yiğit

 

Tarkan’ı çizgi romanlardan okuyan Türk halkı ilk kez beyazperde de görmüştü onu.

Hun Hakanı Atilla’nın yılmaz savaşçısı Altar’ın oğlu  Tarkan.

Babası ve annesi Alan ülkesinin kralı Kostok tarafından katledilince süt annesi tarafından kaçırılan ve bir mağaraya bırakılan Tarkan, Kurtlar tarafından büyütülür.

Tarkan inanılmaz güçlere sahip olmasa da Kurtlar tarafından büyütüldüğü için çok atletik yapıdadır, güçlüdür ve oldukça zekidir.

 Büyüyünce anne ve babasının intikamını Kostok’tan alacak,  Avrupa’yı boydan boya geçen ve Roma’yı vergiye bağlayan  Türk Hakanı Atilla’nın en önemli savaşçılarından olacaktır…

Tarkan filmlerinin sinema tekniği açısından ne kadar iyi olduğu tartışılır.

Dönemin şartlarına göre muhtemelen daha iyisi de çekilemezdi.

Ancak sinematografik anlamda tatmin edici olmasa da biz çocukları Türk tarihinin kahramanlık günlerine götürmesi açısından oldukça önemliydi Tarkan filmi.

Bizler Tarkan’la birlikte büyük Türk tarihini ve Türk efsanesine konu olmuş bozkurt’u da o günlerde daha çok bilmiş daha çok sevmiştik.

Roma’yı tir tir titreten ve “Eyvah Türkler geliyor!” sözünü söyleten büyük Hun İmparatoru Atilla hakkında tarih derslerinden bile çok şey öğrenmiştik.

Tarkan deyince tabii ki Kartal Tibet’i unutamayız.

Tarkan bizim için Kartal Tibet’ti.

Sarkık bıyıkları, keskin kılıcı, yanındaki kurduyla Avrupa’ya meydan okuyan Hun’luydu O.

Bu yiğit delikanlı aynı zamanda Avrupalı dilberlerin de biricik sevgilisidir.

Ancak her güzele aldanmaz, Büyücü Gosha’yı alt etmesi de bundandır.

Sezgin Burak’ın bu ölümsüz eserini gazete bayilerinde har hafta heyecanla beklerken, beyazperde aracılığıyla yönetmen Tunç Başaran’ın eşsiz yönetmenliğiyle Tarkan  kanlı canlı bize gelmişti.

Tarkan,  Yeşiçlam’da 1969 yılında Mars’ın Kılıcı hikayesiyle başlamış, Gümüş Eyer, Viking Kanı, Altın Madalyon ve Güçlü Kahraman hikayeleri devam etmiş bizi maceradan maceraya sürüklemişti.

Bu enfes çizgi romanıyla Türklüğün asırlar öncesine bizleri götüren Sezgin Burak yıllar önce vefat etmişti, şimdi de o çizgileri sinemaya taşıyan Tunç Başaran vefat etmiş.

Çocukluğumuzda bizi  Türk tarihinin efsane kahramanlarıyla tanıştıran  her iki adama da Allah’tan rahmet diliyorum.