Akşam'dan Gülenay Börekçi'nin "Atatürk’ün ruhu 21 gram mıdır?" sorusuyla biten ve yeni bir tartışmaya yol açacağı kesin gibi görünen yazısı...
‘Kemalist babanın aykırı kızı’ olarak lanse edilen antropolog Esra Özyürek’in ‘Modernlik Nostaljisi’ adlı nefis kitabını okurken bu olay geldi aklıma. Anneyle babadan bile daha çok sevilen Atatürk, bir ebeveyn simgesi bu ülkenin insanları için; var eden, koruyan, kollayan, bizi biz yapan...
ATATÜRK DEVALÜASYONU
Ve biz yoğun bir idealizasyonla gelen kaçınılmaz Atatürk devalüasyonuyla meşgulüz. Bu yüzden Atatürk temsilleri gün geçtikçe -ve galiba iş inada bindikçe- dört bir yanı sarıyor. Fotoğraflar, biblolar, anahtarlıklar, tişörtler, çakmaklar, kolyeler, yüzükler, mug’lar, ışıklı büstler, kristal küreler, duvar halıları; aklınıza gelen gelmeyen envai çeşit Atatürk’lü obje ortalıkta boy gösteriyor.
KİTSCH ATATÜRK POSTERLERİ
Nazar duaları veya Esma-ül Hesna’larla birlikte Gençliğe Hitabe’ler de alıyor serbest piyasadaki yerlerini. ‘Huzur İslam’da’ çıkartmasını tercih etmeyenler ‘Yaşasın Kemalizm’ çıkartmasını yapıştırıyorlar arabalarına. Metallica ve Tarkan posterleri arasında çoğu kitsch ve sevimsiz Atatürk posterleri de oluyor. Havluya sarınmış mavi gözlü bebek veya gözü yaşlı oğlan kartpostalları Atatürk’ünkilerin yanı başında duruyor. South Park’lı magnetler üretenler Atatürk’lüleri de ihmal etmiyorlar. Diyet listeleri bu magnetlerle yapıştırılıyor buzdolaplarına. Öyle ya; buzdolabının kapağını açıp baştan çıkaran lezzetleri görünce diyeti unutanlar olduğu gibi, Atatürk sevgisini unutanlar da olabilir, zira şeytan akıl çelmeye ve bizi çağdaşlıktan uzaklaştırmaya hazır bir şekilde her yerde bekliyor...
ANALIM DERKEN DAHA DA ÖLDÜRÜYORUZ
Anlayacağınız, Atatürk’ü nasıl hatırlayacağımızı düşünmekten vazgeçtik, ‘hatırlayalım da nasıl olursa olsun’ yöntemini tercih ediyoruz. Bir imge ve methiye bombardımanıyla, big brother misali gözlerini üzerimize dikmiş dev posterlerini meydanlara asarak veya minyatürleştirilmiş büstlerini ceketlerimizin yakasına iliştirerek onu defalarca yeniden öldürüyoruz.
ATATÜRK DE MUHAMMED TABUSU GİBİ
Canlandırma tabumuzu da aynı seri imalat yöntemiyle yıktık, baksanıza. Halbuki pek temkinliydik, hangi fâni oynayabilirdi zaten Atatürk’ü? Kimseyi uygun bulmazdık bu role. Richard Burton’lardan, Anthony Hopkins’lerden söz edilirdi, beğenmezdik. Atatürk tabusu Muhammed tabusu gibiydi. Az kalmıştı, Muhammed’in hayatını anlatan ama bunu onun gölgesini dahi göstermeden yapma başarısını gösteren Mustafa Akad’ın ‘Çağrı’ filminin bir benzerini çekecektik ki, tabuları besleyerek yok etmenin onları kararlılıkla yıkmaya çalışmaktan daha kolay olduğunu keşfettik.
Yeri gelmişken, ‘Andromeda’ diye ‘Uzay Yolu’ benzeri bir Amerikan dizisi vardı. Türkiye’deki kanal diziyi yarıda kesmişti. Meğer içinde Mareşal Atatürk diye bir karakter varmış. Mareşal Atatürk’ü seyretmedim ama merak ediyorum, Nurseli İdiz’in ince siyah çoraplı halinden daha mı fenaydı?