Arz ederim efendim

Derviş Argun

“Dünyası için ahretini kaybeden perişandır. Başkasının dünyası için ahretini kaybeden daha da perişandır. “Güne başlarken “arz ederim efendim, hürmetler ediyorum beyefendi” demek çok zor olsa gerek. Bu zorluğun altından kalkmaya çalışanların belki de en büyük sıkıntıları, zihinleri yaptıklarının gerisinde yada yapıyor oldukları zihninden geçenlere yetişmeye çalışıyor olmasıdır. Çünkü yaptıkları hiçbir şey kendi hayatları ile ilgili değil. Bir taraftan yeni talimatları hard disklerinde tutmak diğer taraftan ise eski talimatları sonuçlandırmak zorundadırlar.Savunmalarında, bu yaptıklarının nihai durumda kendi hayatlarına katkı sağlıyor olduğunu söyleyebilirler ama asıl olan insanın “kendisinin” farkına varabilmesidir. Başkalarının ihtiyaçlarına çözüm üretmekten kendi derdini unutanlar, başkalaşmış beden ve ruhlara sahip olduklarında da niye “Ben, bende değilim” diye şikayet ederler. Edilgen yapı yani özgün olmaktan uzak e-mail yada telefon ahizesine bağlı bir hayata sahip olmak çağın getirdiği ahlaki olmaktan uzak hiyerarşinin bir ürünüdür. Bu kısır ve başkasına bağlı yaşam tarzı, aslında zincirleme ve her sözde söz sahibini de içine olan bir durum. Yani beni ben olmaktan çıkaran ve beni talimatlayanın da, bir talimatlayanı var. O yüzdendir ki bu sorun bu zincirde halka olan yada olmaya çalışan herkesin sorunudur. Eğer bu süreç sizi bulmuşsa yada siz sürece dahil olmuşsanız başınız dertte demektir. İster siyasal çizgide olsun ister kariyer açısından olsun gayret ve çabalarınız sizi ancak aynı hatta bir üst halkaya çıkarır. Ama sizi kesinlikle şikayetçi olduğunuz şahsiyetsiz ortam yada “burayı bir atlarsam” diyerek ulaşmaya çalıştığınız o sonu görünmez hattın getirdiği kişiliksizleştirme ritüellerinden kurtaramaz. Çünkü sistemin genetiği buna uygun dizayn edilmiş etrafınızda gezenler bu sürecin her bir safhasında size “ben neymişim” dedirtecek numaralara sahipler. Bu anlayış ise maalesef Türkiye’de olağanüstü bir güncelliğe sahip ve tüm zamanlarda bu tarz bir ilişki düzeyi hakim.Bu davranış biçimi ve bu yapıya uygun insanlar eğer ülke yönetiminde yada bir beldenin idaresinde söz sahibi olmuşlarsa hiyerarşik genetiğin kendileri için hazırladığı ve kendisinin de kayıtsız şartsız teslim tutanaklarını imzaladığı “arz ederim efendim” hitabının muhataplarına sunduğu “Ben yokum siz varsınız ben de sizin için varım” anlayışını etrafına dayatmaya çalışıyor.Bu dayatmalar ise sonuçta ne kriterlere uygun bir seçmen profili nede seçmeninin düzeyine katkı sağlayacak bir seçilmiş ortaya çıkarıyor.Seçmenin hayatına katkı sağlamayacak seçilmiş ise sizce de sadece kendisi için seçilmiş olmuyor mu?Önümüzde yaklaşan ve seçilmiş yada seçmiş herkes için arınma ayı olan Ramazan ayının iyi değerlendirilmesi dileklerimle....

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.