Ailesiyle birlikte geçici olarak geldiği Konya'da tanıştığı Türk genciyle ailelerin istememesine rağmen hayatını birleştiren Arnavut gelin Arlinda, beş yıl önce 14 Şubat Sevgililer Gününde kaybettiği hayat arkadaşını bir türlü unutamıyor
Arlinda Belkuyu (33), 1998 yılında ailesiyle birlikte iç karışıklık nedeniyle Arnavutluk'tan geçici olarak Konya'ya gelerek yerleştiklerini söyledi. Burada bir konfeksiyon atölyesinde çalışmaya başladığını belirten Belkuyu, ''Aynı iş yerinde çalışan eşim Ömer ile tanıştım. Türkçe bilmiyordum. Ömer Türkçe öğrenmeme yardımcı oldu. Birbirimizden çok etkilendik. Ancak farklı ülkelerden olduğumuz için evlilik konusunda çok kararsızdık'' dedi.
TÜRK ÖRF VE ADETLERİNE ALIŞMAKTA ZORLANDI AMA...
Çalıştıkları iş yeri kapanınca başka bir yerde işe başlamak zorunda kaldığını dile getiren Belkuyu, şunları kaydetti: ''Birbirimizden habersiz Ömer de aynı yerde işe başlayınca bu kadar tesadüf olmayacağını düşündük. Birbirimize olan sevgimiz daha da ilerledi. Aşık olduk. Sonunda da evlenmeye karar verdik. Ailelerimiz ilk başlarda bu evliliğe karşı çıktı. Ancak biz kararımızı vermiştik. Evlendikten sonra çok mutlu bir yuvamız oldu. Tabi ilk başlarda Türkiye'deki örf ve adetlere uyumda zorlandım. Büyüklerin yanında ayak uzatmama, el öpme, suyun önce büyüklere ikram edilmesi, ilk çocuğa baba ya da annenin ismi verilmesi gibi... Biz mesela ilk çocuğumuza Ömer'in babasının adı olan Mustafa, diğer oğlumuza da hem Arnavut ve hem Türk ismi olan Ertan adını verdik. Ancak Ömer ile hepsinin üstesinden geldik. Türkiye'de de beni 'Elif' ismiyle çağırmaya başladılar. ''
SEVGİLİLER GÜNÜ'NDE SEVGİLİYE VEDA
Yaklaşık 6 yıl önce rahatsızlığından dolayı hastaneye giden eşine kanser teşhisi şüphesi konulduğunu anlatan Belkuyu, hastalık sonrası sürekli eşinin moral ve motivasyonunu yüksek tutmaya çalıştığını bildirdi. Ancak 2005 yılında 14 Şubat Sevgililer Günü'nde eşi Ömer'in hayata veda ettiğini ifade eden Belkuyu, şöyle devam etti: ''Eşimin ölümü beni çok sarstı. Bunun üzerine şimdi 11 ve 8 yaşında olan oğullarımla birlikte Arnavutluk'a yerleştik. Tabi Türk Kolejinde öğrenim gören çocuklarımı hep Türk örf ve adetlerine göre yetiştirmeye çalışıyorum. Her yıl bir aylığına Türkiye'ye geliyorum. Ömer'in mezarını ziyaret ediyoruz. Gerçekten onu çok özlüyorum. Ancak yapacak bir şey yok. Türkiye'de bizi çok seven bir ailemiz var. Biz de onları çok seviyoruz. Birbirimizin sürekli hal ve hatrını sormadan yapamıyoruz.'' Soruları yanıtlarken cümleler boğazında düğümlenen Belkuyu, eşinin ölümünden sonra evlilik yüzüğünü hiç parmağından çıkarmadığını, eşinden kendisine kalan en büyük miras olarak gördüğü iki çocuğuyla mutlu bir yaşam sürmeye çalıştıklarını sözlerine ekledi.