Arınç'tan Diyarbakır'da tarihi mesajlar

Başbakan Erdoğan'ın 'Kürt sorunu yoktur' sözlerine karşılık Başbakan Yardımcısı Arınç Diyarbakır'da çok farklı mesajlar verdi

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Türkiye'de Kürt meselesi vardır. AK Parti, geçmiş 50-60-70 yıllık dönem hangisiyse bu meselenin inkarcı politikalarından uzaklaşmış, gerçekçi noktaya gelmiştir'' dedi.

Arınç, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker ile birlikte, tarihi Hasanpaşa Hanı'ndaki bir kitapevinde gazetecilerle biraya geldi.

Bir gazetecinin ''Başbakan Erdoğan'ın 'Kürt sorunu yoktur, Kürt kardeşlerimizin sorunu vardır' şeklinde açıklaması Diyarbakır'da ve bölgede tepkiye neden oldu. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?'' şeklindeki sorusu üzerine Arınç, bu sorunla ilgili geçmişte hiç bir çalışma yapılmadığını söyledi.

Arınç, ilk defa 2005 yılında kendisinin Meclis Başkanlığı döneminde Başbakan Erdoğan'ın Diyarbakır'ı ziyaretinde bu sorun üzerinde bugüne kadar hiçbir siyasetçinin durmadığı şekliyle durduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

''Elbette Türkiye'de yaşayan, etnik kökeni farklı olan binlerce yurttaşımızın, vatandaşlarımızın toplu sorunları da var. Ama bu ülkede geçmişten bu yana ihmal edilen, ötelenen, görmezden gelinen bir Kürt sorunu olduğunu da ifade etti. Sayın Başbakanımızın bu düşünceleri o tarihten sonra geniş yankı buldu. Bu sorunun çözümü konusunda da çok önemli adımlar atıldı. Ben şimdi 2 yıldan bu yana Hükümette bulunuyorum. Daha önce Meclis Başkanlığında bulunan bir kişi olarak söylüyorum; Kürt meselesi konusunda yapılması gereken pek çok şey yapıldı. Bunları madde madde ortaya koyabiliriz. Bir kimlik nasıl ifade edilebilir, bu kimliği oluşturan unsurlar nasıl canlı bir şekilde yaşatılabilir, halkın bu konudaki talepleri nedir, inanınız her biri üzerinde ayrı ayrı durduk ve her birini gerçekleştirmeye çalıştık. Bugün bu meseleyi ortaya çıkaran bütün unsurlar konusunda AK Parti'nin çok olumlu yaklaşımları var. Biz bu konuda iyi adımlar attığımıza inanıyoruz. Artık geldiğimiz noktada bu meseleyi, bu konuyu canlı tutmak yerine -bunu bazı siyasetçiler yapabilir- daha çok genelde hepimizin istekleri, arzuları ve talepleri üzerinde yoğunlaşmamız lazım. Çünkü 'sorun vardır' diye günde yüz defa tekrarlasak bunu bir Amentü haline getirirsek, bütün bunların bir faydası yok. Evet bir kısım insanları tatmin etmiş olabiliriz ama önemli olan Kürt sorunu veya meselesi üzerinde de Kürt vatandaşlarımızın talepleri ve istekleri konusunda hükümet olarak hem bunları dinlemek hem de anlamak, bu sorunu çözmek konusunda adım atmaktır.

-''OLAĞANÜSTÜ HAL, YASAKLAR VARDI, HEPSİNİ KALDIRDIK''-

Arınç, Kürtçe konuşma talebinin ülke tarihinde görmezden gelindiğini, inkar edildiğini belirterek, cezaevinde annesiyle bir evladının Kürtçe konuşmasının bile suç olduğu günlerin yaşandığını söyledi.

Bunu kesinlikle reddettiklerini vurgulayan Arınç, şöyle devam etti:

''Kürtçe bir ana dildir, ana dil bir insanlık hakkıdır, konuşulmalıdır ve geliştirilmelidir. Bütün bunlarla kitaplar yazılmalıdır, besteler yapılmalıdır, hatta belgeseller yapılmalıdır. Bütün bu konularda bütün yasakları ortadan kaldırmalıyız. Şimdi ben kendi görev alanımız ile ilgili söyleyeyim; bu topraklarda yaşayan ister İzmir'de, ister İstanbul'da isterse bölgemizde herkes Kürtçe'yi konuşmak istiyor, konuşmalı. Bu, Allah'ın verdiği bir haktır. Aynı zamanda bir insanlık hakkıdır. Bunu engellemek, bunu önlemek fevkalade yanlıştır, suçtur, çirkindir ve yakışıksızdır. Şimdi buraya geldiğimizde vatandaşlarımız bize diyordu ki 'Biz İran'dan yayın yapan Kürtçe televizyonları izliyoruz, Ermenistan'dan yayın yapan Kürtçe radyoları izliyoruz. Neden benim memleketimde bir kanal yok, neden Kürtçe yayın yapan bir kanal yok.' 'Yüzde yüz haklısınız' dedik. 3 yıldan beri TRT'nin bir kanalı Kürtçe yayın yapıyor. Hem de güzel yayın yapıyor. Folklor orada, müzik orada, aile programları, din programları, tartışma programları orada. Bu bir hizmettir. İsteyen izler isteyen izlemez. Ama Kürtçe konuşmanın, vatandaşlar arasında bile konuşmanın suç sayıldığı bir dönemde AK Parti Hükümetinde TRT'nin bir kanalını, sadece Türkiye'ye yönelik de değil, milyonlarca insana uydular vasıtasıyla yayınlandığı bir kanal haline getirdik. Eskiden sabahları yarım saatlik bir yayın yapılırdı, biz 24 saate çıkardık. Yine yerel radyo ve televizyonlarda günde 1 saat, radyolarda 45 dakika Kürtçe yayın yapardı. Ama şartları vardı, Türkçe alt yazı geçecek, haberler Türkçe okunacak... Benim başkanlığımdaki veya sorumluluğumdaki RTÜK, 2009 yılının Kasım ayında neredeyse 2 yıl olacak yönetmeliği değiştirdik. İstersen 24 saat hiçbir kayıt olmadan Kürtçe ve bütün lehçeleri ile Zazaki, Sorani, Kırmanci yapabilirsin, Ermenice, Arapça istersen yapabilirsin. Hangi dilde yayın yapacaksan  müzik, haber vesaire yap. Ben biliyorum ki 18 tane radyo ve televizyon Diyarbakır'da Şırnak'ta ve diğer şehirlerde bu izni aldılar. Olağanüstü hal vardı, yasaklar vardı, bunların hepsini kaldırdık.''

-''DOĞRU BİLDİĞİMİZ YOLDAN ŞAŞMADIK''-

Arınç, ''Kürt meselesi'' diye ortaya konulan hemen hemen bütün taleplere anayasa ve hukuk çerçevesinde olumlu yaklaştıklarını, bu konuda çok büyük yıpranmayı göze aldıklarını söyledi.

Bu nedenle de çok eleştirildiklerini kaydeden Arınç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Başta CHP ve MHP olmak üzere bazı kesimler her adımda ülkeyi bölmekle, adeta Kürtçe'yi yasal hale getirmekle, bununla ülkenin zarar göreceğini ifade etmekle bize karşı siyaset yaptılar. Yine bu bölgenin Kürt meselesi içerisinde bir ekonomik geri kalmışlığını inkar edemeyiz. Bir toplumsal barışı bozan unsurları gözardı edemeyiz, vatandaşımıza güvenmeyi ve onun beyanlarına inanmayı gözardı edemeyiz. Bir şehirden bir şehre giderken 30 tane kontrol noktasında bütün eşyaları indirilerek, herkesin gözü önünde açılarak, birinden diğerine aynı muamele yapılarak gidiliyordu. 'Biz vatandaşımıza güveniyoruz' dedik. Bir iki kontrol mekanizmasıyla işi bitirmeye  çalıştık. Yaylalar, meralar köyler boşaltılmıştı, terör mağdurlarına tazminat ödenemiyordu. Hepsini yaptık. Yani şunu ifade etmek istiyorum; Kürt meselesi Türkiye'de vardır, bu mesele üzerinde de siyasetçiler ve hükümet olarak AK Parti, geçmiş 50-60-70 yıllık dönem hangisiyse bu meselenin inkarcı politikalarından uzaklaşmış, gerçekçi noktaya gelmiştir. Ama bugün adeta 'Kürt meselesi vardır' diye yola çıkmanın da bir faydası yok. Bu mesele çözülüyor ve artık bireysel taleplerin vatandaşlarımızın toplu talepleriyle beraber hemen hemen ülkenin her yerinde yaşayan insanlarımızın talepleri haline dönüşüyor. Başbakan yanlış söylemedi, ama bunu bile istismar etmeye kalkanlar olduğu için söylüyorum, evet gönülden inanıyoruz ki böyle bir sorun giderek çözülmektedir, olumlu bir noktaya gelmektedir, ama sadece bazı siyasetçilerin yaptığı gibi günde Amentü söyler gibi 50 defa 'Kürt sorunu vardır' demenin de çok fazla pratik bir faydası kalmadı. Biz sorunların varlığını bilmenin ötesinde bu sorunları çözen bir hükümetiz. Göreceksiniz 12 Haziran'dan sonra daha güçlü geleceğiz ve bugün bu sorunların çözümü için yaptıklarımızın 10 mislini yapacağız. Halkımız bunu biliyor ve buna güveniyor. Sanıyorum 1 Haziran'da Sayın Başbakanımız geldiğinde bu sorun ve bu sorunun çözümü konusunda herkesi tatmin edecek açıklamalar yapacaktır.''

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, en büyük başarıyı ustalık dönemlerinde göstereceklerini söyledi. 

Arınç, ''Bugüne kadar gelen bütün hükümetler hizmet diye bir şey tanımamışlar. Sadece kendilerine ve çevrelerine çıkar sağlamışlar'' dedi.

Diyarbakır'da seçim bürosunda partililere hitap eden Arınç, bütün anketleri, meydanların dilini bildiklerini, halkın gözüyle, kulağıyla, kendilerine uzanan eliyle, kendi gözlerine bakan gözleriyle, bu milletin 12 Haziran'da da kendilerini iktidar yapacaklarına inandıklarını ifade etti.

Bütün anketlerde, BDP'ye de, MHP'ye de, CHP'ye de tüm partilerin tabanlarına sorulduğunu; tabanlarının ortalama yüzde 80'inin, ''Tamam inandık. AK Parti bir kez daha iktidara gelecek ama iki konuda ihtilaf var; acaba 340-350 ile mi gelecek yoksa 400'ü mü devirecek bu sefer'' dediğini söyleyen Arınç, ''İkisine de razıyız Diyarbakırlılar. İnşallah en büyük başarıyı ustalık döneminde göstereceğiz'' diye konuştu. Millete yaptıkları hizmetlerin üç-beş mislini yapacaklarını, buna güçlerinin ve inançlarının olduğunu, millete inandıkları, güvendikleri kadar hizmete hazır olduklarını dile getiren Arınç, şöyle devam etti:

''(AK Parti'yi güçlü yapan nedir, AK Parti kimlere dayanıyor, AK Parti bu gücü kimlerden alıyor) diye hiç soru sormaya gerek yok. Milletimize dayanmışız. Ona demişiz ki, ey millet, daha dürüst hizmet edeceğim. Senin hizmete ihtiyacın var. Bugüne kadar gelen bütün hükümetler hizmet diye bir şey tanımamışlar. Sadece kendilerine ve çevrelerine çıkar sağlamışlar. Sadece bakanlık bölüşmüşler, kırmızı plaka sayısını biraz daha artırmışlar. Diyarbakırlılar, bizden önce üç partili koalisyon vardı; DSP, MHP ve ANAP. Kaç bakan vardı biliyor musunuz? Tam 38. Biz geldik 24'e indirdik.''

Arınç, daha önce 38 bakanlığın 20'sinin devlet bakanlığı olduğunu, her devlet bakanlığı için ''bir müdür, bir mühür'' dendiğini belirterek, ''Kırmızı plakalı arabası var, bir de küçük bir kurum kendisine bağlanmış. Neden bu? Çünkü her parti koalisyon masasına oturduğunda, 'ben yedi tane isterim', öbürü 'ben sekiz tane isterim', öbürü 'benim on tane olacak' diye pazarlık ediyorlar. Sırf onları tatmin etmek için bakanlık sayılarını artırmışlar. Biz 24'e indirdik. Neden? Çünkü bakanlık sayılarını artırarak birilerine çıkar sağlamak amacında değiliz. Biz doğrudan hizmet, daha ucuz, kolay ve daha çabuk hizmet etmek istiyoruz. Bütün bakanlıkları birleştirdik'' dedi.

-''FERT BAŞINA MİLLİ GELİRİMİZ ARTIYOR''-

Diyarbakır'da çevre yolunu bitireceklerini belirten Arınç, çalışır hale getirdikleri Diyarbakır Havaalanı'nın senede 2 milyona yakın kişiye hizmet verdiğini söyledi. Arınç, yetersiz kalması nedeniyle havaalanının genişletileceğini, sivil bir havaalanı yapacaklarını, günde 60-70 uçağın inmeye başlayacağını ve herkesin uçağa bineceğini dile getirdi. Arınç, Diyarbakır'ın daha da zenginleşeceğini, turizm ve ekonomi açısından yeni iş sahaları oluşturacaklarını, her yapılan kamu yatırımının Diyarbakır gençlerine, senede 100 bin gence iş sağlayacağını belirtti.

Hükümetin hastaneler, barajlar ve göletler yaptığını anlatan Arınç, hizmetle yola koyulduklarını, bugün AK Parti'nin hizmetlerinin her yönde görüldüğünü söyledi. Arınç, ''Sadece içeride ekonomiyi düzeltmekle, işsizliği azaltmakla ve insanların refah düzeyini yükseltmekle kalmadık. Son rakamlar Türkiye'nin 2010 yılında yüzde 9'luk büyüme hızına ulaştığını gösteriyor. Fert başına milli gelirimiz artıyor. Diyarbakır'da işsizliği bir puan düşürmüş olabiliriz ama Diyarbakır nüfusu çok kalabalık, yeni göçler alıyoruz, yeni gençlerimiz var. Onları da iş sahibi yapabilmek için daha çok yatırım, daha çok iş alanı meydana getireceğiz. Hepimizin oğlu ve kardeşi çalışacak, alınterini dökecek ve helal lokmasını yiyecek. İnşallah işsizlikten de kurtulacağız. Bunların hepsini gündemine alan bir hükümetle karşı karşıyayız'' diye konuştu.

''Biz memleketimizde iç barışın da önemli olduğunu düşündük'' diyen Arınç, ''Toplumsal barışa önem verdik, herkesi kucakladık, ayrımcılığı ortadan kaldırdık. Bu memlekette herkes kendi kimliğini rahatlıkla ifade edebilsin, kimliğini yaşayabilsin, suçlanmasın. Dilini konuşabilsin. Radyo ve televizyon yayıncılığı yapabilsin'' dedi. Arınç, kendi folkloruyla, kültürü, sanatıyla herkesin kendini daha çok kimliğiyle bütünleştirebilmesini istediklerini, bunların demokrasinin ve insan haklarının gereği olduğunu belirtti.

''Bu hakları verirken ceplerinden vermediklerini, Allah'ın bu hakkı verdiğini, kanunlar, anayasalar, toplumsal sözleşmelerin 'insanların kimliğine ait bütün hakları vereceksin' dediğini'' kaydeden Arınç, geçmişte bu hakların verilmediğini, Kürtçe konuşmanın yasaklandığını, cezaevinde bile annesinin oğluyla konuşamaz hale geldiğini, insanın kimliğini söylemesinin büyük suç sayıldığını ve o dönemlerin kötü ve rezil dönemler olarak bilindiğini ifade etti.

-''BİZ BİRBİRİMİZİN FARKLILIĞINI ZENGİNLİK OLARAK KABUL EDİYORUZ''-

Türkiye'yi o günlerden kurtardıklarını, daha güzelini, güçlüsünü gelecek dönemde yapacaklarını, demokrasi ve hukuk içerisinde yola devam ettiklerini belirten Arınç, şöyle dedi:

''Geçmişte tabu sayılan pek çok şey yıkıldı. Demokraside tabular olmaz ama taleplerin ve isteklerin yine hukuk devleti içerisinde dile getirilmesi lazım. Siyaset ve demokrasi şiddetle olmaz. Siyaset ve demokrasi kavgayla olmaz, reddetmek ve ötekileştirmekle olmaz, kendinden olmayanı, kendisine oy vermeyeni, kendisiyle birlikte olmayanı düşman ilan etmekle olmaz. Hepimizin farklılığı vardır; inançta vardır, etnik kökende vardır, düşüncede olabilir. Biz birbirimizi anlamaya, birbirimizi dinlemeye, birbirimize saygı göstermeye mecburuz. Elimizde sopayla, molotofkokteyliyle, silahla benden olmayan yaşamasın düşüncesi ve bana destek olmayan kahrolsun düşüncesi artık Türkiye'de yer bulmamalı. Biz birbirimizin farklılığını zenginlik olarak kabul ediyoruz. Türkiye'de her şey konuşulabilmeli. En uç talepler bile dile getirilmeli ama bunların şiddetle bir araya gelmesi çok yanlış olur. Dolayısıyla bütün dünyada demokrasi ve siyaset, sadece taleplerimizi, farklı düşüncelerimizi savunmakla olur; başkalarına dayatmakla, başkalarına zorla kabul ettirmekle olmaz. 

Bir seçime gidiyoruz. Demokraside sandık ve seçim çok önemlidir. Ne kadar milletten destek görürseniz o kadar sözleriniz destek alır. Daha güçlenir ve iktidar olursunuz ama iktidar olmasan bile, oyun az olsa bile 'benim dediğim mutlaka olmalı, yoksa da şiddete sarılırım anlayışı' fevkalade yanlış bir anlayıştır. Bunu kim yaparsa yapsın, bu düşünceye AK Parti de sahip olsa yanlış yapıyor, başka bir parti de sahip olsa yanlış yapıyor. Niye kucaklaşmak varken birbirimizin adeta gözünü, başını oyacak noktaya geliyoruz? Niçin birbirimize 'benden olmazsan düşmansın' gözüyle bakabiliyoruz? Bunu kışkırtanlar elbette vardır. Türkiye'de huzurun bozulmasını, insanların kamplaşmasını arzu edenler olabilir ama biz AK Parti olarak, huzurun, barışın ve demokrasinin teminatı olacağız. Bugüne kadar çalışmalarımız budur.''

-''KAVGAYA, TEHDİDE YER YOK''-

Arınç, üstü küllenmiş, ihmal edilmiş, konuşulmamış bütün sorunların kendi dönemlerinde konuşulduğunu, doğru ve haklı olanların yerine getirildiğini, bu dönemde Anayasa'da çok sayıda değişiklik yaptıklarını, TRT'nin yaptığı yerel radyo ve televizyonlara tanınan pek çok hak bulunduğunu ifade etti.

''Adeta terk edilmiş bir bölge gibi 20 sene olağanüstü hal döneminde; silahla, baskıyla, tehditle, korkuyla yürütülmeye çalışılmış bir olağanüstü hal dönemini ortadan kaldıran bir AK Parti hükümeti var'' diyen Arınç, herkesin taleplerini rahatlıkla konuşabildiğini, demokrasi içerisinde dinlenmesi gereken sözlere, kendilerini irkiltmesine karşın sadece kollarını açtıklarını söyledi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Arınç, şöyle konuştu:

''Kavgaya, tehdide yer yok. İşte demokraside sandığa gideceğiz. Sandık ne derse biz de ona uyacağız. Bizi yüzde 47 oyla 2007'de iktidar yapan milletimiz, arzu ederse, biz yanlış yaparsak bizi yüzde 7'ye de düşürebilir. Nitekim unutmayın; 1999 seçimlerinde DSP yüzde 22 ile birinci parti olmuştu. Üç buçuk sene sonra 2002 seçimlerinde millet DSP'yi yüzde 1.5'a düşürdü. MHP yüzde 18.5 almıştı 1999'da, yüzde 8.5'a düşürdü. Onlar 20-30 yıllık partilerdi ama AK Parti 15 aylık partiydi, yüzde 36 ile tek başına iktidara geldi. Yüzde 47'yi gördü ve hamdolsun her gün başarılarına yenisini ekledi. 

Biz ülkemizde bugüne kadar terörden mağdur olanların, terörden zarar gördüğünü ifade eden herkesin iddialarını belgelere dayandırması karşılığında katrilyonla tazminat ödüyoruz. Dört-beş sene evvel bu kanun çıktı. Köye dönüşleri, yaylalara, meralara gidişi teşvik ediyoruz. Yollardaki kontrol mekanizmalarını asgariye indiriyoruz. Vatandaşımızın daha iyi hizmet alması için çok önemli şeyler yaptık. Geçmişti partiler her gün kapatılma tehdidi altındaydı. Anayasa'da yapılan değişiklikle çok şükür bu neredeyse imkansız hale getirildi. Çünkü siyasi partiler ve siyasetçiler demokrasinin olmazsa olmaz unsurlarıdır. Biz onlara bu gözle bakıyoruz. Konuşacaklar, halk hareketi yapacaklar, taleplerini dile getirecekler ama ellerinde şiddet olmayacak. 'Sandığa gitmeyin, gidersen bana oy vermek zorundasın' gibi, aba altından sopa göstermenin, tehditte bulunmanın yollarını kapatacaklar. Ya siyaset ya şiddet. Eğer maksat siyasetse şiddete hiçbir zaman gitmeyecek ve gitmeyecekler. Bütün bunları ülkemizde kardeşliğimizin, barışın teminatı olarak görüyoruz. Biz bin seneler boyunca bu toprak üzerinde aynı tarihi yaşamış, aynı kaderi paylaşmış, birbirinin kardeşi olmuş insanlarız.'

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''İşimiz hizmet, gücümüz millet. Yani ben tekrar iktidar olduğum zaman 8,5 yıllık yaptıklarıma ilaveten Diyarbakır'a daha büyük projelerle geleceğim. Halkın sağlığını, işsizliğini, eğitimini, enerjisini, ulaşımını daha güçlü hale getireceğim. Benim iddiam bu. Bende çatışma, kavga yok'' dedi.

Arınç, Gazi caddesindeki AK Parti seçim bürosunda partililere hitaben yaptığı konuşmada, inançlı olduklarını ve yıllarca kendilerini bu memlekette Müslümanlığın kardeş yaptığını belirtti. Bu inanç ışığı altında memlekette herkesin birbirini kucaklaması gerekirken, bir takım bahanelerle, şiddeti ortaya koymanın bu topraklarda yaşayan kimseye faydası olmadığını ifade eden Arınç, halkın bunları düşünerek en isabetli kararı vereceğine inandığını söyledi.

Tüm siyasi partilerin iyi hizmet yaptığını düşündüklerini, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından birinin de siyasi partiler olduğunu belirten Arınç, Diyarbakır'da seçime giren partilere başarılar dilediğini kaydetti.

 -''HİÇ KİMSE İLE KAVGA EDECEK HALİMİZ YOK''-

Arınç, şöyle devam etti:

''Diyarbakır'da bağımsız olarak adaylığını koyan tüm siyasetçiler de bizim için önemlidir. Kendilerine başarılar diliyorum. Ama elbette ki AK Parti, elbette ki bu birbirinden kıymetli milletvekili adaylarımız da çok önemlidir. Kararı Diyarbakırlılar verecek. İşimiz hizmet, gücümüz millet. Yani ben tekrar iktidar olduğum zaman 8.5 yıllık yaratıklarıma ilaveten Diyarbakır'a daha büyük projelerle geleceğim. Halkın sağlığını, işsizliğini, eğitimini, enerjisini, ulaşımını daha güçlü hale getireceğim. Benim iddiam bu. Bende çatışma kavga yok. Diyarbakırlı benden ne istiyorsa doğru, haklı ve makul ise ki öyledir. Ben onların hepsini en az 3 misliyle yapacağım. Başka fikirlere, siyasi partilere, adaylara, milletvekillerine de ihtiyaç var. Hiç kimse ile kavga edecek halimiz yok. Onlar daha güçlü olursa onların sözleri dinlenir. Onların talepleri dikkate alınır. Eğer Türkiye AK Parti iktidarını bırakma noktasına gelecekse bir gün ona da milletin kararı olarak saygı duyarız. Bizim, milletle kavga etmek gibi bir düşüncemiz yok. Şu sandıklardan bir tane oy bile çıkmazsa AK Parti'ye, biz kendimizde kabahat ararız. Ama yeter ki o sandığa serbestçe gidilsin. Herkes elini vicdanına koysun. Herkes anasının ak sütü gibi helal oylarıyla sandıklarda kararını versin. Çıkan sonuç başımızın gözümüzün üstüne. Önemli olan gidip sandığa oyunu kullanabilmektir. Bu oyun kullanılmasını engellemeye çalışanlara da elbette hukuk, devlet, yasaların verdiği imkanları da kullanacaktır. Dünyada bütün hastalıkların neredeyse ilaçları bulunuyor ama korku hastalığının ilacı henüz bulunamadı. Korkuyu millet üzerinden atacak, sandığa gidecek. Kimse de karışmasın. Türkiye'de tabuları, korkuları yıkmanın yolu 'Çok şükür ben varım benim oyum var. Oyumu kullanıyorum. Buna da hiç kimse engel olamaz' diye bir insanlık görevini yapmamızdır. Bütün Diyarbakır'ı, Şırnak'ı, Hakkari'si, Silvan'ı, Van'ı hepsi bizim canımızdır.''

Arınç, vatandaşların sandığa düğüne gider gibi gideceğine ve bu görevini hiç korkmadan yerine getireceğine inandıklarını söyledi.

Güçlü bir parti olduklarını, aday adayı olup listeye giremeyenlerle kopmadıklarını, tek hedeflerinin AK Parti'yi başarılı kılmak olduğunu anlatan Arınç, ''Diyarbakır 11 milletvekili çıkarıyor. Yani 11 kişilik bir liste yapmaya mecbursunuz. Aday kaç tane? Bunun 10 misli. Şanlıurfa'da 12 milletvekili çıkacak, 351 aday var. Mardin'de 6 milletvekili çıkıyor, 138 aday adayı var. Şimdi elinize alın kağıt kalemi. 11 kişi yazacaksınız. 12. kişiyi yazmak mümkün değil. O zaman bunların içerisinde hangi arkadaşlarımız olsun. Diğerleri de onlara bayrağı teslim etsin. Bayrak yarışıdır düşüncesiyle çok şükür arkadaşlarımız geldi'' diye konuştu.

Arınç, Diyarbakır'ı Türkiye'nin en zengin, huzurlu, güzel, işsizin en az olduğu şehir haline getirmek istediklerini ifade etti.

Arınç, konuşmasını şöyle tamamladı:

''Emin olun Türkiye'nin gözü sizlerin üzerinde. Yeter ki çalışın. Herkese el uzatın. Herkesi kucaklayın. Herkese güvence verin. İnşallah 1 Haziran günü sayın Başbakanımız Diyarbakır'a teşriflerinde elbette çok iyi bir kalabalıkla, çok büyük bir sevgiyle de kendisini karşılayacaksınız. Diyarbakır'da o gün seçim sonucunu hemen hemen belli edecek büyük bir zafer tablosuyla bütün dünya sizi izleyecek. Çocuklarınız, yaşlılarınız, gençlerinizle yürüyemez hale gelmiş insanlarımızla o gün hepimiz, ben buradayım diyebilmeliyiz. Bunun çok büyük bir anlamı var. Diyarbakır'da nasıl olsa kazanacağız sözü bir tarafa, ama ben buradayım, benim safım burası, ben burada hizmet etmek istiyorum diye bütün dünyaya 1 Haziran günü Allah'ın izniyle Diyarbakır'dan mesaj verilecek. O mesaj seçimlerin sonucunu bize açıklayan bir gösterge olacak.''

Politika Haberleri

Numan Kurtulmuş: "Netanyahu, saldırganlığını tüm dünyaya göstermiştir"
GÜNEYDEN GELEN KONYA'YA GİRMEYECEK
YURT DIŞINDAN 714 SUÇLU İADE EDİLDİ
Milli Elektrikli Trende Seri Üretim Başlıyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Newsweek'e Küresel Diplomasi Mesajları