Arınç: DTP'liler yargılanmamalı

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, NTV'de katıldığı programda DTP'lilerin ifade kriziyle ilgili soruları yanıtladı..

Arınç: Sayın Baykal ve Bahçeli'nin tutumlarında bir değişiklik yok. En ağır cümlelerle hükümeti eleştirmeye devam ediyorlar. Sayın Türk'ün ifadesi ise üzüntü ifadesidir. Cünkü açılımda kendilerinin de talepkar olduğunu biliyoruz. Birresepsiyonda böyle bir söz sarfetmiş olmasını, diğer siyasi partilerin el vermemesinden üzüntü duyduğunu ifade etmiş olabilir.

MUHALEFETİN TUTUMUNU SAMİMİ BULMUYORUZ
Baykal'ın sözleri çok haksız. Belki kendisinin belki başkasının Türkiye Yugoslavya'ya döner ifadesini kabul etmiyoruz. Türkiye'nin geçmişten bu yana kültürel beraberliği bugüne kadar nasıl geldiğini kendisi de bilmesi lazım. Bunu eleştirmek için düşünüyor ve en sert ifadeleri nasıl bulabilirim deyip söylüyor. Sayın Bahçeli'nin açıklamaları da 15 gün önceki konuşmaları ile aynıdır. Uzun orta kısa vadeleri olacaktır bu işin.

Bu ucu açık bir şekilde bizim böyle bir düşüncemiz var sizin de bu konudaki katkılarınızdan deneyimlerinizden faydalanmak istiyoruz. Karşılıklı konuşmazsak düşündüğümüzü nereden bileceksiniz. Kum torbasını yumruklar gibi bizi itham etmeye başladılar. Biz bunları söylememiştik düşünmemiştik düşündüğümüzü de ifade etmemiştik. Bizi bir ay boyunca bunlarla ifade ettiler. Bu gelgitler içerisinde muhalefetin tutumunu samimi bulmuyoruz. Sayın Bahçeli yazılı olarak gelmeyin görüşmek istemiyoruz dedi. Sayın Baykal'ın ise gelin mi dediği gelmeyin mi dediği belli değil ama bu konudan çok memnun olduğu ortada. Her gün bu konuya ilişkin açıklamalarda bulunuyor.

DTP'LİLERİN SORGU KRİZİ
Mahkeme sorgularını yapmak istiyor. 3-4 Ay önce böyle bir sorun yaşanmıştı. 29 Aralık'taki duruşmada kendilerinin polis zoruyla getirilmesine mahkeme karar verdi. Mahkeme'nin yaptığına bakarsanız herşey doğru. Anayasa'dan kaynaklanan bir yanlışlık var. 14. Madde'de sayılan fiiller konusunu bir maddede açıklarsanız kendileri hakkındaki yargılamalar dönem sonuna kadar veya dokunulmazlık kaldırılıncaya kadar durur.

Yargıtay'da terörle mücadele konusunda suçlanan kişiler hakkında dokunulmazlık zırhı işlemez diyor. Burada yapılması gereken iş Anayasa'nın 83. maddesini değiştirmek. Genel Kurul'da bir dönem boyunca bekleyen dokunulmazlık dosyası olmaz olmamalı. DTP'li arkadaşlar için söyleyebileceğim tek şey mahkemenin çağrısına birşey yapamayız. Anayasa'nın 83. maddesini değiştirmemiz lazım. Parlamentodaki bir milletvekilinin yargılanması konusu beni rahatsız ediyor. Yargıtay karar veriyor yargılayın diyor bana göre yargılanmaması lazım. Meclis kendisi karma komisyon toplanıp karar alabilir. Durumu protesto edebilirler bende protestoya katılabilirim. Ama Türkiye'de yeni bir gerginliğie yol açmamak için herşeye rağmen giderek ifadelerini vereceklerdir. Böyle bir jest yaparlarsa çok daha iyisini yapmış olurlar.

Herşeye rağmen Sayın Türk'ün bahsettiği o kurtlar önümüze bir çok engeli koymaya kalkarsa biz kendi açımızdan bunu çözmek için sükunetle hareket etmeliyiz.

CUMHURBAŞKANLIĞI GÖREV SÜRESİ
Türkiye'de normalleşme sürecine herkesin katkısının olması gerekiyor. Öyle yasamalar yapılıyor ki eğer 367 krizi olmasaydı Anayasa değişikliği yapılmamış olacak ve Cumhurbaşkanı meclis tarafından seçilecekti. Biz millete gidiyoruz ve millet seçmeli dedik. Bu referandumda da 5'er yıl arayla halk tarafından seçilmesi geçici madde olarak Anayasa'ya girdi. Sayın Cumhurbaşkanı Ağustos ayında 7 yıllığına seçildi. Ekim ayında referandumla halk tarafından 5 yıllığına seçildi. Bir hukukçu olarak bizim seçildiğimiz anda yürürlükte olan hükümlere göre bizim 5 Cumhurbaşkanlığı ise seçimleri 7 yıldır. Biz bu konuyu hukukçulara, AYM'ye istişare ederek netleştirmek durumundayken muhalefet sırf hükümete karşı koz olarak kullanmak için Cumhurbaşkanlığı 5 yıl, milletvekilliği 4 yıldır dedi. Anayasa değişikliği yapıldıktan sonra Cumhurbaşkanlığı seçimi kanunla düzenlenir diyordu. Ben bir tartışma olmayacağını ve genel olarak 5 yıl olması gerektiği konusunda konsensus uygulandığını düşünüyorum.

ERMENİSTAN PROTOKOLÜ
Bu konuyu doğrusu Başbakan'ın bir yerde ifade etmesinin dışında Bakanlar Kurulu gündemine alınmadı. Ermenistan ile diplomatik ilişki kurulamamasının sebepleri var. Bu dönemde İsviçre'nin girişimi ile bir taslak ortaya çıktı iki ülke arasında. 6 Haftalık süreç vardır bu da 15 Ekim'de bitecek. Bu süre zarfında bir protokolün imzalanacağı ve sonra da parlamentoya geleceği söyleniyor. Türkiye'nin bu konuda atacağı adımların tek bir dayanağı vardır o da ulusal çıkarlarımızdır. Ulusal çıkarlarımızla örtüşen Azerbaycan ve Karabağ konusudur. İşgalin sona ermesidir.

Türkiye'nin milli çıkarlarını ön planda tuttuğumuzu belirtmek istiyorum. Azerbaycan'a bu konuda da büyük destek veriyoruz. Azerbaycan'a eskisinden daha fazla destek veriyoruz. Bu destek sonunda da bu güven arttırıcı önlem ortaya çıkmıştır. Azerbaycan bizim dışımızda Ermenistan ile görüşmeler yapıyor. Bir de bu süreçle ilgili 18 yıldan bu yana Türkiye onu da harekete geçirdi. Türkiye'nin bu kıymetini Azerbaycan'da Ermenistan'ın da bilmesi lazım. Bizim Azerbaycan'a sağladığımız katkılar gerçek katkılardır. Onlar kadar ikide bir bunu önümüze getirerek Türkiye'nin önünün tıkamaya çalışanları insaniyete davet ediyorum.

ASKER SİYASETE KARIŞABİLİR Mİ
Bence herkes kendi görevini yapmalıdır siyasi konularda. Bugüne kadar gelirken pek çok Genelkurmay Başkanı Türkiye'nin geleceği hakkında birşeyler söylemişlerdir. O zaman tepkimizi hemen söylemişizdir. Bir yerdeki konuşmasına bakarak, bir başka yerdeki hoşuna gitmeyen konuşmaları alarak bunu değerlendirmemek lazım. Çerçeveyi çizerek biz TSK'yı bu çerçevede görmek istiyoruz demeleri çok daha mantıklı olur.

KÜRTÇE YAYIN YAPILMASI
Anayasa'nın 42. Maddesinde resmi dil Türkçe'dir diye bir madde var. RTÜK'ün takibinde olan günlük konuşma dilleri ile yayın yapabilme konusu her zaman gündemde idi. TRT6'nın açılması da günlük konuşma dilinde yayın yapabilme konusunda bir değişiklik yapma ihtiyacı vardı. Talepler vardı ve yönetmeliği de buna göre düzenlemesi gerekliydi. Önümüzdeki günlerde bu gündeme gelecektir. Özel radyo televizyonlarda da buna izin verilmesine ilişkin düzenlemeler yapılıyor bitmiş olduğunu düşünüyorum.

DİYARBAKIR MAÇINDA YAŞANANLAR
O çok büyük bir edepsizlik, kepazelik. Bakınız nereden nereye geldik. Sayın Baykal'ın belki sizin programınızda da eleştirdi. Türk ile konuşmayı PKK ile konuşmak veya İmralı ile konuşmaktır dedi. Böyle birşey söylenemez. Kendilerine oy veren 2 milyon kişiyi de aynı kefeye koyuyorsunuz bu çok çirkindir. Şimdi o konuşmanın etkisi altında kalabilen insanlar var ise Diyarbakır'dan geldin renklerinde de şunlar varsa bunların birilerinden etkilenmediğini söylemek yanlış olur. Yumuşatıcı bir üslup yerine reddedici sertleştirici bir üslup kullanırsanız bu heryerde Allah korusun camide bile olur.

Sayın Baykal'ın Sayın Bahçeli'nin konuşmalarının milleti kucaklayan terörü istemeyen bir anlayışa sahip olacak şekilde olması olması lazım. Türkiye'nin yapısı onlara hediye vermeyi kucaklamayı gerektiriyor. Pozitif ayrımcılık yapılması gerekiyor. Dinamitler ve kurtlar devreye giriyor malesef kavgalarla o insanlar üzülüyor küstürülüyor. Öncelikle tribün terörüne engel olmamız lazım. Buna karşı kanuni bütün tedbirlerin alınması lazım. Kulüp başkanları da kendilerini bu işten sorumlu tutmaları lazım. gitsinler o propagandaları açanlara siz kimsiniz deli misiniz neden böyle yapıyorsunuz siz bu takımın taraftarı olamazsınız demeleri lazım.

Bu ülkenin kurduğu medeniyetler içerisinde en önemlisi birlikte yaşamak, birbirlerinin farklılıklarından güç almak ve bunu bir zenginlik olarak görmektir.

Politika Haberleri

ICYF Başkanı Taha Ayhan Kimdir? Hayatı ve Kariyeri
Yeni Parti'li Akar'dan Gelir Adaleti Tepkisi
Bahçeli'den Fon Krizi Açıklaması: Ekonomimiz Güvende
FON KURULU KURULDU
FON ZİRVESİNDE KRİTİK 5 KARAR