Argun, MAZLUMDER olarak bu konularda bir çalışma yaptıklarını önümüzdeki günlerde rapor halinde bakanlıklara sunacaklarını ifade etti.
Erken yaşta evlilik mağduru aileler kamuoyunda tepki sonucu geri çekilen 'Cinsel İstismar Yasası’nın yeniden ele alınarak çıkartılması için uğraş verirken insan hakları konusunda çalışmalar yapan STK'lar da mağduriyetler konusunda çalışmalarını sürdürüyor. MAZLUMDER Şube Başkanı Argun, hem erken yaşta evlilik hem de nafaka mağdurları için çalışmalar yaparak ilgili makamlara sunacaklarını belirtti. Derviş Argun, "mağduriyetin biri de bini de aynıdır ve giderilmek zorundadır." dedi.
YASA KOYUCULAR VE MENFAAT ODAKLARI ETKİLİ OLDU
2002 yılından itibaren AK Parti hükümetleri döneminde mağduriyetlerin dönem dönem giderildiğini biliyoruz şeklinde konuşan MAZLUMDER Şube Başkanı Derviş Argun, "Bunun için öncelikle şunu söylemem lazım Türkiye eski Türkiye değil. Fakat burada kantarın topuzunun kaçırıldığı bölümler oldu. Misal, kadına pozitif ayrımcılık getirelim kaygısı güden yasa koyucular veya bununla ilgili menfaat odakları, aile yapısını bozacak bir yapının oluşmasına sebep oldular. Türkiye kendi içinde doğusu olan bir doğu toplumudur. Yani Edirne ile Malatya'nın, Van'ın kültürel kodları aynı değil. Yaşam standartları aynı değil. İstanbul'da evlilik yaş ortalamasını 24 olarak görürken aynı ortalamanın Urfa'da, Elazığ'da, Van'da 14'lere 15'lere düştüğünün görebilirsiniz. Bu kültürel kodların farklılığından kaynaklanan bir sonuçtur. Modern devletlerin en büyük amacı toplumun bütün yaşam kodlarına nüfuz etmek. Bu kodlar üzerinden toplumu tahakküm altına almak. Bu yasayla birlikte de bu anlayışın devreye girdiğini görüyoruz." şeklinde konuşarak yetkilileri uyardı.
ŞU ANDA 3800 TUTUKLU VAR
Bu yasanın uygulanmasına maruz kalanlar ise erken evlilik cinsel istismar ve tecavüz suçlamasıyla çok uzun süreli mahkumiyetle mahkum edilmişlerdir diyen Derviş Argun, "Şu anda 3800 tutuklu insan var. Bunların hiçbirisi müşteki değil. Yani şikayet sonucu tutuklanmış değil. Sadece doğum sırasında kız çocuğunun yaşı tespit edildiği için mahkumiyet yaşamış kişilerdir. Bizim burada savunduğumuz, yaşanmış bir gerçeklik var ve bu konu üzerinden oluşmuş mağduriyetler var. Bir de hükümetin bu mağduriyetleri giderme zorunluluğu var." diye konuştu.
SAĞLIKSIZ ORTAMLARDA DOĞUM YAPMAK ZORUNDA OLAN BİNLERCE ANNE VAR
'Mağduriyetin biri de bini de aynıdır ve giderilmek zorundadır' ifadesini kullanan Derviş Argun, "2016 yılında 3800'e yakın mağduriyeti giderme açısından bir çalışma yapmış. Bir defaya mahsus cezaevindekileri tahliye etmek üzere bir çalışmadan bahsediyorum. Bu çalışma maalesef birçok konuda olduğu gibi muhalefetin gazabına uğramış, düzenleme meclisten geçmemiştir. Burada mağdur ettiğiniz binlerce çocuktan, kendi haline bıraktığınız binlerce kadından mesulsünüz. Şunu hatırlatmamız lazım ki, mağduriyetin biri de bini de aynıdır ve giderilmek zorundadır. Ancak küçük yaşta evliliklerden kaynaklanan mağduriyet resmiyette etkileşim içerisinde olan 25-30 bin kişiye tekabül ederken Doğu ve Güneydoğu'daki evliliklerini devletten gizleyenleri de sayarsak bu rakamla yüz binlerle ifade edilebilir. Sırf bu kanunla mağduriyet yaşamamak adına evliliklerini devletten gizleyen, çocuklarını nüfusa kaydettirmeyen, okula göndermeyen ve yine bu yasanın mağduru olmamak için doğum sırasında da hastaneye gitmeyip sağlıksız ortamlarda doğum yapan binlerce anne var. Devletin buna kayıtsız kalması diye bir şey düşünülemez. Bununla ilgili hükümetin muhalefeti aşan bir tutuma girme mecburiyeti var." dedi.
6284 MÜHENDİSLİK MAHSULU BİR YASADIR
6284 sayılı yasanın aile yapımızın temeline dinamit koyduğunu ifade eden Mazlumder Şube Başkanı Derviş Argun, "Modern devletler, yasalar marifetiyle tüm bireylerin hayatını fert fert kontrol altına almakta, neredeyse 24 saatine hükmetmek için çabalamaktadır. Doğulu duygusallığına sahip bir milleti yönetmeye çalıştığımız batılı yasalar, özellikle kültürel kodların devreye girdiği alanlarda arızaya sebep olmaktadır. Çok açıktır ki boşanma sonrası eşlerden daha az kusurlu olan lehine hükmedilecek olan süresiz yoksulluk nafakası da bunların en başında gelenlerindendir. Örneğin, sadece 3 ay süren bir evlilik sonrasında hükmedilen nafaka nedeniyle erkek, 12 yıl boyunca nafaka ödemektedir ve kadının durumunda bir değişme olmadığı müddetçe ömrü boyunca bu nafakayı ödeyecektir. Bu, ne adaletle, ne hukukla ne de insan haklarıyla bağdaşan bir durum değildir. 6284 yasası bir aile nasıl yok edilir, bir toplum nasıl ifsat edilir diye özel olarak çalışılmış mühendislik mahsulü bir yasadır. Bu yasanın hükümet gündemine alınıp ivedi bir biçimde değiştirilmesi ve hakkaniyete uygun şartlara taşınması zaruri bir sorumluluktur. Mazlumder olarak biz de bu mağduriyetler hakkında bir rapor hazırladık ve önümüzdeki günlerde yetkililere sunacağız" şeklinde konuştu.
SÜRESİZ NAFAKAYA DÜZENLEME!
Öte yandan süresiz nafaka başvurularını görmezden gelmeyerek konu ile ilgili bir çalışma başlattı. Adalet Bakanlığı ve Aile Bakanlığı bir adım atarak, süresiz nafaka sistemini değiştiren yasayı çıkartmak için düğmeye bastı. Kamuoyunda sürekli tartışmalara neden olan süresiz nafaka sisteminde değişiklik yapılmasına dair ipucu Adalet Bakanı Abdülhamit Gül'den geldi. Nafaka ödenmesi konusunda başlayan tartışmalara geçtiğimiz günlerde yanıt veren Abdülhamit Gül, "Çok ciddi bir şekilde ele alınması gereken bir konu. Bu süreçte nasıl bir çerçeve çizileceği belli olacak. Aile Bakanlığı ile çalışmaların sona ermesi ve kamuoyunu tatmin edecek bir düzenlemeyi arzu ediyoruz" ifadelerini kullandı.
M. Ali Elmacı-Memleket