Konya’da Arapça eğitim veren kurumların başında gelen Fatih Kültür ve Eğitim Vakfı tüm hızıyla eğitimlerine devam ediyor. Birçok öğrenciye Arapça eğitimi veren Fatih Kültür ve Eğitim Vakfı, bünyesinde bulunan İmâm-ı Â’zam İlmi Araştırmalar Merkezi’nde düzenlediği törenle öğrencilerine sertifikalarını dağıttı. Sertifikalar, Diyanet İşleri Başkanlığı Selçuk Dini Yüksek İhtisas Merkezi Hadis Hocası Muhammet Uğuz’un katıldığı törenle verildi.
UĞUZ HOCA’DAN ÖĞRENCİLERE TAVSİYE
Muhammet Uğuz, Fatih Kültür ve Eğitim Vakfı’nda Arapça eğitimi sertifikası alan hafızlara birçok tavsiyelerde bulundu. Konuşmasının başında Arapça’nın önemine değinen Uğuz, “Rabbimizin kelamını, mesajını anlayıp oradaki evrensel mesajının yorumunu insanlara aktarmak zorundayız. İşte bunlar bizim görevimiz. Onun için İmamı Azam İlmi Araştırmalar Merkezini gerçekten çok önemsememiz gerekiyor. Şunu da söyleyeyim, Eğitim Merkezinde hoca olmamız münasebetiyle değişik vakıflardan, kurumlardan çok büyük projelerle, çok ideal projelerle gelip "Hocam şöyle bir uygulama yapmak istiyoruz deyip de başarabilen şu ana kadar Konya'daki Arapça eğitim konusunda hem Kur'an'ı anlama, hem dünyadan haberi olma, hem de çocuklara ahlaki eğitim verme hususunda iki kurum biliyorum. Bunlardan birisi de Fatih Kültür ve Eğitim Vakfı İmâm-ı Â’zam İlmi Araştırmalar Merkezi’dir. Buranın geleceğe dair bir şeyler vadettiği kanaatindeyim” dedi.
“ARAPÇA DA BİZİM MEDENİYETİMİZİN DİLİDİR”
Muhammet Uğuz, konuşmasında ara eğitimin gerekliliğine ve insanın yaşam sürecinde en önemli dönemin çocukluk eğitimi olduğunun altını çizdi. Uğuz, eğitimin sonuçlarının hemen almanın imkansız olduğunu söyleyerek eğitim meyvelerinin uzun yıllar sonra alındığını dile getirdi. Eğitimde yüzde beşlik başarının büyük başarı olduğunun altını çizen Uğuz, “Türkiye'nin içerisinde bulunduğu çıkmazlardan birisi eğitim çıkmazıdır. Bizim bunlara alternatif üretmemiz lazım. Gerçekleri görerek, ideal olan ümmete çözüm üretecek gençleri eğitmemiz lazım. Eğer bizim medeniyetimiz Kur'an'a dayanıyorsa, Kur'an da Arapçaysa, Arapça da bizim medeniyetimizin dilidir. Arapça bizim için yabancı dil değil, ana dilimizdir. Dolayısıyla şöyle gençler yetiştirmemiz lazım: Kur'an ve sünneti aslından okuyan, zamanının problemlerini bilen, Kur'an'dan ve sünnetten problemlere çözüm üreten, Allah'ı kullara, kulları da Allah'a sevdiren bir genç yetiştirmemiz lazım. Onun için kendinizi çok önemsemeniz gerekiyor. Hayattaki parolanızın şu olması gerekiyor: büyük düşünün! Asla büyüklenmeyin! Bu dünyayı değiştirecek olan sensin. İdealist olacaksın. Ama sadece cümlelerle değil; icraatınla, projenle, çalışmalarınla bunu yapacaksın. İslam aleminin şu an içinde bulunduğu durumu biliyoruz. Batı medeniyeti bu insanlara bir şey veremeyecek, verememiş ama İslam medeniyetimiz insanlığa huzur getirmiş, onlara dünyada da ahirette de bir şeyler vaad etmiş ama bunu çalışmayla vaad etmiş. Efendimiz (s.a.v) durup dururken mucizeler beklememiş. Sevr Dağı'nın tepesine çıkmış ondan sonra Allah'tan yardım istemiş. Ama size bir şey daha söyleyeceğim. Sizin içinizde bir nefis, kapıya çıkar çıkmaz size arkadaşlık yapacak bir şeytan var. Şimdi dışarda gördüğünüz uzaktan cafcaflı gelen, şaşalı gelen, çok renkli gelen şeyler sizi aldatabilir. Aman ha onlara karşı dikkatli olun! Şeytanın en çok uğraşacağı insan ilimle uğraşan insandır. Bilir ki insan ilim elde ettiği zaman Allah'ı tanıyacak, dünyayı tanıyacak, şeytanı tanıyacak ve şeytanın oyunlarına gelmeyecek. Şeytan bu oyuna gelmek istemez. Siz alim olmadan önce ayağınızı kaydırmaya çalışır. Çok değişik oyunlar, gerekçeler, sebepler size sunabilir. O yüzden âlimlerimiz baştan söylemişler "Her şeyin bir engeli vardır, ilmin engeli her şeydir." Dolayısıyla aman cep telefonları sizi kandırmasın, aman televizyondaki sahte hayatlar sizi kandırmasın, aman dışarda birazcık çalışan eline birazcık para geçen insanın o basit kazancı sizi kandırmasın. Sabrederseniz Allah (cc) size dünyada da ahirette de bütün güzellikleri verecek. Dolayısıyla motorunuz sizden olsun, içinizden olsun. Kendi kendinize harekete geçerseniz kendi kendinizi motive edersiniz. Allahın izniyle önünüzde hiçbir engel kalmayacak. O zaman hayat felsefeniz ve düşüncemiz şu olacak: Talep, İçtihat, Tevekkül, Rıza.” Dedi.