Ribat İnsani Yardım Derneği Başkanı ve Yardım gönüllüsü Muhammed İkbal Kavalcı, "Bizim götürdüğümüz yardımlar ancak pansuman desteklerdir. Oradaki müslümanlara kalıcı çözümler getirmek için devletler nezdinde bir çalışma yapılmalıdır" ifadelerini kullandılar
Ribat Eğitim Vakfı, Myanmar'ın Arakan eyaletinde baskı, zulüm ve zor şartlar altında yaşayan Müslümanlara yardım kampanyası başlattı. Toplanan yardımları Arakanlı müslümanlara ulaştıran yardım ekibi gözlemlerini Memleket'e anlattı.
-Arakan neden önemlidir?
İnsani Yardım faaliyet yapan her türlü dernek, insani yardım dernekleri dışında her bir Müslüman medya yoluyla kendisine ulaşan bir Müslümanın feryadına bigâne kalamaz.
Kulak kabartmak zorunda, onun derdiyle dertlenmek zorunda. Zaten hem müslüman olarak hem insani yardım faaliyeti ile uğraşan bir dernek olarak bizler de sadece Arakan değil, nerede bir müslümanın canı yanıyorsa, nerede müslümanın bir ihtiyacı varsa yetebildiğimiz kadar koşmaya çalışıyoruz, yardım etmeye çalışıyoruz. Arakan da gidip geldiğimiz yerlerden bir tanesi. Ekip olarak 3. ya da 4. gidip gelişimiz.
-Daha önceden Arakan’a gittiniz mi?
Geçen ramazanda da Arakan’daydık.
-Her iki gidiş gelişlerde sizin için ne gibi farklar vardı?
Biz aslında Arakan’a gitmiyoruz. Arakan’a giriş mümkün değil, hiç bir ekip giremiyor. Bu yüzden de Bangladeş'in sınırına gidiyoruz. Türkiye’den izinli olarak girebilen tek kuruluş da TİKA. Onun dışında da şu ana kadar giren yok. Ramazan ayında gittiğimizde, Bangladeş hükümeti Arakanlı müslümanlara soğuk baktığı için kendilerine yapılacak herhangi bir yardıma müsaade etmiyordu. Biz Bangladeş sınır kapısında vize alırken business vizesi yani iş adamı vizesi alıyoruz. İş adamı vizesi ile girip yardımlar dağıtıyoruz. Ramazan ayında ve daha önce de öyle olmuştu fakat şu an Türkiye'nin uluslararası müdahalesinden sonra Bangladeş hükümetinde bir yumuşama oldu. Şu anda normalde de askerler dağıtıma, oradaki intizama yardımcı oluyorlar. Yani aradaki fark bu.
-Arakan'da kaç müslüman var?
Oradaki müslümanların resmi olarak sayılarını bilmiyoruz ama biz Ramazan'da gittiğimizde gittiğimiz kampta 500 bin insanın yaşadığını öğrenmiştik.
-Müslümanların yaşadığı alan ne kadarlık alan?
Yaşadıkları yer için 5 km bir alandan bahsetmişlerdi. Ev yok, tuvalet yok, su yok, sağlık yok, güvenlik yok, para yok, iş yok yani yoklar dünyasında yaşamaya çalışıyorlar. Kampa giriş çıkış serbest değil. Biz de Ramazan ayında gittiğimizde kampa kaçak olarak girdik. Sabah namazından sonra bir yarım saat içinde yardımlarımızı dağıtıp çıktık. Ramazan'da girdiğimizde şu burukluk vardı; Kampta 500 binlik bir nüfus var ve biz 500 aileye nakit yardımı yapıp çıkıyoruz. Böyle bir durumda burukluğun olmaması mümkün değil ve insanlara yokluğun verdiği bir beklenti de var.
-Sosyal medyada gördüğümüz Arakan video ve fotoğrafları gerçek mi?
Biz Mynmar tarafındaki zulmü bilmiyoruz ve o kısım da abartılmıyordur. Fakat bu taraftaki sefaleti biz bizzat gördük. Çamuru, açlığı, yokluğu, çekilen zorlukların hepsini abartısız her şeyiyle beraber gördük.
-Bangladeş’e geçince kurtuluyorlar mı?
Bangladeş’in kendisi fakir bir ülke. Dünyanın gelir seviyesi en düşük ülkelerinden birisi. Şöyle ifade edeyim; Bangladeş, Konya’nın yüz ölçümünün 4 katı bir ülke, 180 milyon insan yaşıyor. Başkentinden tutun, en ücra noktasına kadar altyapı yok yani hakikaten sefalet had safhada. Bangladeşlilerin bir çoğunun Arap ülkelerinde işçi olarak çalışması da bunun bir neticesi. Öncelikle gıda ve su çok önemli. Biz Ribat İnsani Yardım Derneği olarak bu zulüm başlamadan önce de Bangladeş'te su kuyuları açıyorduk. Kamplarının ihtiyacı su kuyusu ve artık kampların yakınında da su kuyuları basabiliyoruz. Önceliğimiz de insanların doyurulması. Şunu da ifade edelim; Bizim yaptığımız tüm faaliyetler, tüm yardım derneklerinin faaliyetleri kesinlikle çok değerli. Fakat bir pansuman niteliğinde. Kesinlikle bataklığı kurutan, kökünden çözen çözümler değil bunlar. Kesin çözüm ya siyasi, ya askeri, ya da başka bir şekilde müdahale edilip, o müslümanların dramının bitirilmesi gerekiyor. Bizimkiler ise geçici çözümler.
-Şu anda Arakan müslümanlarının çok acil ihtiyaçları neler?
İhtiyaçlarını başlık olarak saydığımız zaman su, gıda, giyim, sağlık, barınma, güvenlik ve iş en başlarda geliyor. Bu insanlar her zaman başkalarının getirdikleri ile yaşamlarını sürdüremezler. Bir iş sahibi olmaları lazım. Orada şu an itibariyle bir milyon insan yaşıyor. Yardımları nakit olarak götürdük. Uçakla 8 saat sürdüğü için normalde kara yolları ile veya deniz yoluyla götürmek fazlasıyla masraflı olacaktı ve bu yüzden yardımları nakit olarak ulaştırdık.
-Arakan'a yardım kampanyası destek buldu mu?
Önceki gibi işlerimize oranla son kampanya döneminde Birçok kişinin duyarlılığının 6-7 kat arttığını söyleyebiliriz. Bu sayede bu kampanya ciddi bir karşılık bulmuş oldu. Ve sadece Ribat İnsani Yardım Vakfı değil 30’ a yakın Sivil Toplum Kuruluşu oraya yardım getirmişlerdi. 4 ana başlığımız gıda, nakit, bambu ev yapımı ve sağlıktı. Ne yazık ki yaptığımız yardımların herkese yeterli gelmesi mümkün değil. En azından bir başlangıç yapıldı, bir tohum atıldı.
-Dağıtılan gıda ve nakit yardımları Arakanlı müslümanlara ne kadar zaman yetebilir?
Tahmini olarak üç dört kişilik bir aileye bir ay yetebilecek kadar gıda dağıtımı yapıldı. Orada tek yardım faaliyetinde bulunan bir değiliz. Türkiye'den 30 civarında dernek vardı, 3-5 civarında da başka ülkelerden dernekler gördük. Bizim yaptığımız yardımlar sadece bir katkı, kesin çözüm değil. Gıdaları en yakın şehirden alıp kamyonlarla kamplara taşıdık. 3 ya da 4 gün boyunca kampın farklı yerlerinde Bangladeş askerinin nezaretinde dağıttık. Nezaret kelimesi yanlış anlaşılmasın. Özellikle bu son gidişimizde Bangladeş askerinin bize çok yardımı oldu. İzdihamı engellemeleri, insanları sıraya sokmaları, dağıtım yerlerinde adil olunması için farklı yerlerde dağıtım yaptırmaları, bizim işimizi kolaylaştırdı. Götürdüğümüz paraların bir kısmı zekat. Biz elimizden geldiğince zekâtları nakit olarak dağıtmaya çalıştık. Her ne kadar Bangladeş askeri nakit yardımı yasaklamış olsa da bizzat evlere tek tek uğrayarak Bangladeş askerinin nezareti dışında nakitlerimizi ihtiyaç sahiplerinin bir kısmına ulaştırdık.
-Bambu evleri nedir?
Burada muson iklimi var ve muson yağmurları sıklıkla görülmektedir. Bambu parçaları ve siyah naylonlardan bambu evleri yapıldı. İçindekilerle birlikte maliyetini toplam 500 lira civarında çıkarmıştık. Dönüşümüze yakın zamanda da bu evlerin yaklaşık 8-10 tanesi yapıldı ve toplam sayısını 500’e ulaştırmaya çalışıyoruz. Şu an ise yer tespiti devam ediyor ve diğer evlerin de yapımına başlanacak.
-Arakan yardım kampanyası bitti mi?
Kampanya devam ediyor. Şu anda Ribat İnsani Yardım Derneği olarak yardım götürmek amacıyla iki ay sonrasına tekrardan bir hazırlık yapılıyor.
-Siz orada yardım yaparken oradaki müslümanların tavrı ve davranışları ne oluyor, siz neler hissediyorsunuz, onlar ne diyor?
Öncelikle insanların nereden geldiklerini, nasıl psikolojide olduklarını anlamak lazım. Bir çoğunun zihninde Türkiye diye bir olgu yok. Çünkü onların önceliğinde biz yokuz. Onların önceliği zulümden kurtulabilmek, hayatlarını devam ettirebilmek, gıda alabilmek ve ailelerine bakabilmek. Mynmar’dan geldiklerinde de durumları şimdikinden pek farklı değildi, kimlikleri yoktu. Oranın yönetimi “Bizim kendi vatandaşımız açken biz bu müslümanlara neden kimlik verelim?” düşüncesindeydi. Mynmar’dan gelen müslümanlar yıllardır bir baskı, yokluk, kimliksiz bir yaşam içerisindeler, dünya ile irtibatları yok. Bu insanlardan yardımlarınıza karşılık bir şey istemiyoruz. Yani biz sadece yaptığımız yardıma bakıyoruz. Bizim için önemli olan bu. Fakat şunu görüyoruz ki kesinlikle müslümanların ümidi olan bir Türkiye var. Sadece burası için değil, bakıyoruz ki nerede bir gariban var Türkiye’den bir yardım kuruluşu gidiyor, uzak yakın fark etmiyor.
M. Ali Elmacı-Memleket