Amerikan Anayasa Mahkemesi, Amerika'da siyasi yapıyı derinden etkileyecek bir karar alarak tepkilerin odağına yerleşti. Mahkeme, şirketlerin seçim kampanyalarına limitsiz bağış yapmasına izin vererek, siyasi adaylık mücadelesini tamamen şirketlerin yön vermesinin önünü açtı. Yüksek Mahkeme, Amerika Seçim Kurulu'nun, şirketlerin seçim kampanyalarına bağış yapmasını engelleyerek yetkisini aştığına karar verdi. Mahkeme, 4'e karşı 5 oyla, şirketlerin bağış yapmasının engellenmesinin ifade hürriyetine aykırı olduğu içtihadına vardı. ABD'deki büyük şirketlerin neredeyse tamamı Cumhuriyetçi Partiye yakın. Karara tepki gösteren başta Demokrat Partililer olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşu, bu kararın seçimleri ve adayları şirketlerin kuklası haline getireceğini iddia ediyor.
Mahkemenin 9 üyesinden muhafazakar 5 üyenin karar lehinde, liberal 4 üyenin ise karar aleyhine oy kullanması, mahkemedeki muhafazakar liberal bölünmesini de bir kez daha gözler önüne serdi. Karara aleyhte şerh düşen Yargıç John Paul Stevens, "Tüzel kişilikleri, seçim atmosferinde normal insanla eşit görmek sadece hatalı değil, mahkemenin bu kararda adalet anlayışından mahrumiyetidir de..." dedi. 180 sayfalık kararın yaklaşık 90 sayfası John Paul Stevens'in karşı oy gerekçesinden oluştu. Stevens, manifesto gibi karşı oy yazısında, "Bu karar sadece demokrasiye değil, bu yüce kuruma da büyük zarar verecek" dedi.
Barack Obama ise, "Yüksek Mahkeme bugünkü kararıyla, özel menfaat paralarının politikaya yığınak yapmasına yeşil ışık yaktı" diyerek tepki gösterdi. "Bu karar, hergün Washington'a çıkarma yaparak sıradan Amerikalının sesini bastırmaya çalışan büyük petrol şirketleri, Wall Street bankaları ve sigorta şirketleri için büyük zafer " diye açıklamsına devam eden Obama, Kongre ile işbirliği yaparak bu kararı telafi edecek yasal düzenlemelere gitmek için hemen harekete geçeceklerini söyledi.
"Kudretlilere sınır getirmemek demokrasiyi bitirir"
Amerikan Anayasa Mahkemesi, George Bush'un oluşturduğu tutucu çoğunlukla aldığı kararla, ABD'de "vatandaş" kavramını da yeniden belirledi. ABD'de 200 yıl önce yapılan benzeri tartışmalar sonucunda Yüksek Mahkeme, tüzel kişiliklerin "yapmacık varlıklar" olduğu vurgulanarak, hükümetin kendilerine sağladığı ayrıcalıkları istismar etmemeleri için hükümet denetimine tabi oldukları belirtilmişti. Şirketlerin toplumsal birer güç oldukları dönemde 1907 yılında Amerikan Kongresi, şirket - siyaset ilişkisine bakışını netleştirdi ve şirketlere adaylara destek yasağı getirdi. 20'nci yüzyılın ortasında ise bu yasağın kapsamı genişletilerek yasakta ısrar edildi. Ancak, dün Anayasa Mahkemesi, şirketlerin de istedikleri adayı desteklemelerin ve dahası limitsiz kampanya bağışı yapabilmelerinin yolunu açtı.
Birçok siyasi gözlemci bu kararın Amerikan seçimlerinin karakter ve sonucunu derinden değiştireceğinde hemfikir. Örneğin, Amerikan tarihinde en fazla kampanya bağışı toplamayı başaran başkan adayı olan Barack Obama yaklaşık 1 milyar dolar kampanya geliri elde etmişti. Bush yönetimine yakınlığıyla bilinen ve tarihinin en büyük karlarını yapan Exxon Mobil petrol şirketi sadece 2008 yılında 40 milyar doları aşkın rekor kar elde etmişti. Eğer, bağış yasağı olmasaydı, Exxon Mobil bir yıllık karının sadece yüzde 2'si ile 2008 başkanlık seçiminin sonucunu değiştirebilirdi.
Amerikan Anayasa Mahkemesinin önüne konu 1990 ve 2003 yıllarında da gelmiş ancak mahkeme o tarihlerde, şirketlere seçim kampanyalarına bağış imkanı tanımamıştı.
Anayasa Mahkemesinin kararı, svil toplum kuruluşlarını da ayağa kaldırdı. Birçok sendika, sivil toplum kurluşu ve aydın, seçimlerin boykotundan genel gereve kadar radikal protesto eylemlerini şimdiden tartışmaya başladı.
New York Times; Mahkeme demokrasiyi uçurdu
New York Times gazetesinin bugünkü başyazısında Anayasa Mahkemesinin, Amerikan Demokrasisini 19'ncu yüzyılın baronlar çağına geri götürdüğünü kaydetti. "Bu ülkenin kurucuları şirket etkisine karşı uyarılarda bulundular" denilen başyazıda, "Anayasa Mahkemesi demokrasiyi uçurdu" başlığı kullanıldı. Artık hiçbir Kongre üyesinin, lobilerin ve şirketlerin, "yeniden seçilmek istiyorsan dediğimizi yapmak zorundasın" tehdidine karşı duramayacağı vurgulandı. Gazetenin konu ile ilgili haberi ise, "Lobi şirktleri artık çok güçlü bir silaha sahip" denildi.
(Haber 7)