Çıktıkları şehrin ruhunu bütün ülkeye ve dünyaya duyurmaya çabalayan Anadolu (taşra değil) dergileri, minnet altına girmeden, onurlarıyla var olmak istiyor. Onların beklentisi yok; ama küresel dalgaların bir âfete dönüşerek yerel ve incelikli olan ne varsa önüne katıp götürdüğü bir çağda; kendi renklerini korumak gibi yükümlülükleri olan kurumların ve bu duyarlılıklara sahip okurların dergilerine sahip çıkmak gibi bir ödevi olmalı.
Anadolu'da çıkan her dergi, edebiyat okurlarının uzaktaki bir tanıdığı, ahbabı gibidir. Bir gün yolu o şehre düşenler, kapılarını teklifsizce çalabilir. Oralardan kopup metropollere gelmiş okur-yazarlar için de doğup büyüdükleri yerde çıkan bir dergi, kaybettiği bir dostuna yeniden rastlamak gibidir. Kendi şehrinin sesiyle konuşan bir dergiyi okumaktan daha çok ne mutlu edebilir bir okuru? Bir Sivaslı'nın Sühan gibi bir dergiye, Elazığlının Bizim Külliye'ye, Samsunlunun Yolcu'ya, Malatyalının Somuncu Baba'ya duyarsız kalması, onu yaşatmak için katkıda bulunmaması düşünülebilir mi?
Her sayıda pek çok sürpizi kuşanıp gelen Anadolu dergilerinden Ada, son sayısında Selim İleri'yi dosya konusu olarak çalışmış. Kuşatıcı bir dosya. Edebiyatımızın 10 tanınmış, şair ve yazarı Selim İleri'ye birer soru sormuş, o da içtenlikle cevaplamış. Ayrıca Ayşe Sarısayın, Ertuğrul Aydın, Karin Karakaşlı, Mehmet Ünver, Fatih Kanter, Hasan Öztürk, Duygu Seçkin, Selçuk Erat, Serkan Türk ve Arzu Alkan farklı yönleri ile İleri ve eserlerini irdeliyor. (0462 223 41 36) Yolcu, o her zamanki uyarıcı, sorgulayıcı sesiyle, Derman Arıyorsan Derdine Dön, diyor kapağında... Nurullah Genç, Yaşar Bedri, Mustafa Yürekli, Mehmet Aycı, Özcan Ünlü, Ümit Zeynep Kayabaş, Onur Caymaz, Müştehir Karakaya derginin tanıdık şair ve yazarları. Orta sayfada M. Gülsüm Karaca'nın Mustafa Kutlu ile yaptığı söyleşi var. (0362 431 59 94)
Kırgız yazar Cengiz Aytmatov, önceki ay Elazığ'a konuk olmuştu. Bizim Külliye, son sayısının kapağına taşımış Aytmatov'u. Tuncay Önür'ün bir söyleşisi, genişçe bir soruşturma ve çok sayıda yazı var Aytmatov üstüne. Necati Kanter'in 'Bizim Şehrin Divaneleri' dizisi, Şavaklı Hacı Veli ile sürüyor. (0424 233 55 13) Sühan'ın ağustos-eylül sayısı var elimizde. Derinlikli, zevkli, arşivlik bir 'Sivas' özel sayısıydı bu. Sivaslı kalem erbabı ile kendisi veya gönlü Sivas'tan geçmişlerin kaleminden... Hüseyin Kaya, bir veda sayısından sonra biraz dinlenip 'Aşkar'la devam edecek edebiyat yolculuğuna. (0505 351 54 11) Kayserili Berceste'nin ocak sayısında Mehmet Nuri Parmaksız, Türk edebiyatında ağıt geleneğini anlatıyor. (0352 332 27 28) Darende'nin Somuncu Baba'sı ise dört başı mamur bir Mevlânâ sayısıyla okuruna ulaştı en son. Bulunup okunmalı. (0422 615 15 00) Anadolu dergileri bütün zorluklara rağmen onurluca direniyor ve sadece okunmayı, sevilmeyi bekliyor. Yöneticileri, kısaca dergilerinin dertlerini anlattı, kulak verelim.
Ferhat Kalender (YOLCU): Dergiyi kitabevleri aracılığı ile okurlarımıza ulaştırmaya çalışıyoruz. Ayrıca abone sistemini uyguluyoruz. Ama kitabevlerinin satılan dergilerin ücretini göndermemesi bizi zor durumda bırakıyor. Dergilere yönelik bir dağıtım yapılanmasının olmaması, var olanların da ücreti yüksek tutması Anadolu'dan yayın yapan dergileri zor durumda bırakıyor. Devletin, belli bir istikrar tutturmuş dergileri Kültür Bakanlığı aracılığı ile kütüphanelere abone yapması, yükü hafifletecektir. Bakanlık, bu dergilerin editörlerini toplayarak görüş alışverişinde bulunmalı."
Nazım Payam (BİZİM KÜLLİYE): Kültür, edebiyat ve sanat dergileriyle 'boyalı dergiler' aynı raf ve kategoride. Kâr amaçlı dergilerle fikir dergilerinin ayırt edilmesi zorunluluğu var. Dağıtımda sorunlar yaşanıyor; PTT marifetiyle nakiller, kargo şirketlerine havaleler, adresine geç ulaşan ya da ulaşmayan dergiler... Devlet tarafından ulaşım kolaylığı sağlanmalı. Üç beş sayfa ve sayılık bir yayınla, süreklilik arz edenler aynı kefeye konulmamalı. Kültür ve Ulaştırma bakanlıklarının koordinasyonuyla bir dağıtım politikası ve standardı belirlenmeli.
Hüseyin Kaya (SÜHAN): Bilhassa 'market' mantığıyla çalışan kitabevlerinde dergilerle yeterince ilgilenilmiyor. Bir edebiyat dergisi olarak devletten bir şeyler beklemenin anlamsız olduğu kanaatindeyim. Yalnızca devletten değil 'edebiyat' camiası dışında hiç kimseden bir şeyler beklenilmemeli. Bir dergiyi okuru devam ettiremiyorsa yayıncısı, yazarı devam ettirmeli; ama bu unsurlar da taşın altına elini koymuyorsa başkalarının sırtından kahramanlık yapmanın anlamı yok.
Serkan Türk (ADA): Derginin okura ulaştırılamamasını, reklâm manasında destek görmemesini ve yazarların bütçelerini zamanla zorlamasını yaşadığımız zorluklar olarak gösterebiliriz. Yayınevlerinin reklâm bütçelerinin bir kısmını Anadolu dergilerine ayırması bu durumun tersine çevrilmesini sağlayabilir. Devlet, yasalarla gazeteleri belli oranda reklâmlarla desteklerken, dergilerin bu kapsamın dışında bırakılması çözüm isteyen bir konudur. Çoğu derginin ticarî bir beklentisi olmamasına rağmen baskı masraflarını bile karşılayamaması kısa ömürlü olmalarına neden oluyor. zaman