Allah’ım çok verip azdırma, az verip gezdirme…

yazar-3

Özdeyişler ve atasözleri ayak üstü kurulmuş cümleler olmayıp yılların tecrübesi sonunda ortaya çıkmış tarihi gerçeklerdir. Keşke bir sponsor bularak bilboardlara “etme bulma dünyası”nı medya teknolojisini kullanarak sebep ve sonuçlarıyla birlikte, yansıtma olanağımız olsaydı. O zaman bazı gerçekleri anlatmak sanırım biraz daha kolay olurdu. “Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste. Mazlumun ahı yerde kalmaz. Zalim ettiğini bulur.”

Halkı ezmekten, düşkünlere işkence etmekten zevk alan Nemrut, Firavun ve Haccac gibi zalimlerin yaptıklarının yanlarına kar kaldığı sanılır. Dünya tarihi her dönemin resmi ve sivil gaddarlarıyla doludur. Oysa, ister iyilik olsun, ister kötülük, hiçbir şey karşılıksız kalmaz. Ziya Paşa’nın dediği gibi herkes ettiğini bulur. Kendisi bulmazsa da bir gün evladı bulur:

Nik ü bed herkes bulur alemde elbet ettiğin
Kendi bulmazsa ceza miras olur evladına.

Hz. İbrahim’i ateşe attıran Nemrut’un sonunu biliyoruz. Allah, Nemrut’a bir sivrisinek musallat ederek beynini kemirtmişti. Dahası, Nemrut’un kafasına tokmakla vuruldukça sinek kemirmeyi bırakıyor, vurmaya ara verildiği an tekrar başlıyordu. Böylece Nemrut, dostları başına ne kadar vururlarsa o kadar rahatlamış oluyordu. (*)

“Şehr-i Konya”da şehrine, halkına, yarenine, kapı komşularına, mesai arkadaşlarına, çocuklarına, anne ve babasına kötülük yapan, yaptıran ve yapılmasına vesile olan herkes cezasını çeker. Esasen olması gereken de budur. Ancak, bazen zalimin cezasının miras yoluyla evlad-ı iyaline intikal ettiği de olur. “Üveye etme özünde bulursun, geline etme kızında bulursun” atasözünde işaret edildiği gibi. Bakmasını ve görmesini bilenlere, bu gerçeğin ne yazık ki sayısız örnekleri yaşanmaktadır.

24 saatte, 25 saat rant peşinde koşanlar, fakir-fukaranın, garip-gurabanın sırtına basarak yanlış işler yapıyorlar. Son yıllarda, birkaç sonradan görme; kalemle, fikirle, bilgiyle bileğini bükemedikleri yiğit beyinleri, dedikodu ve iftiralarla yenmeye, yok edip yemeye kalkışıyor. Onlar güneşin balçıkla sıvanmayacağını bilmez mi? Bal gibi bilir. Ama işlerine gelmez. Çünkü gözleri, ranttan başka bir şey görmez. İşte bunun içindir ki dedelerimiz, ninelerimiz “Allah’ım çok verip azdırma, az verip gezdirme” diye dua ederdi.

Bizim mesleğe göre kişi, kamu yönetiminde makamlar için referans olduğu ismin ve isimlerin yanlışlarına ortaktır. Hele kıytırık projelerde (özel sözleşmelerle) rant ortaklıkları varsa, yanlışı yapanlarla, yanlış yapanlara kefil olanlar da azmettirme bağlamında eşit sorumluluğa sahiptir. Eden er-geç bulur. Kısaca, dünya etme bulma dünyasıdır. Unutulmasın ki, kimsenin yaptığı yanına kar kalmaz. Ya kendi çeker cezasını, ya da evlad-ı iyali…

(*) - Beyitlerin Gölgesinde (Sayfa: 49) –Prof. Dr. Ahmet Sevgi (Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Eski Türk Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanı)


Atatürk Müzesi çevresi

26 Temmuz 2005 Salı günü “Atatürk Müzesi ve çevresi iç mi ediliyor?” diye sormuştum. Yazının ilgi alanına giren resmi ve özel çevrelerden “tık” sesi çıkmadı. Bu susmanın nedenini “ikrar olarak algılamak istemiyoruz. Sorularımıza verebilecekleri yanıtları (!) kamuoyuyla paylaşmaya hazırız…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.