Bilkad ‘Salı Sohbetleri’ önceki akşam Dr. Mustafa Aydın’ın başkanlığında S.Ü. Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Yasin Aktay’ın toplum, devlet ve Türkiye’nin açmazları konulu sohbeti ile KOMEK’te devam etti.
Sohbetin başkanlığını yapan Dr. Mustafa Aydın sohbetin içeriği hakkında bilgiler verirken Türkiye’nin açmazları ile ilgili açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin açılımdan önce açmazları ile ilgilenmesi gerektiğini kaydeden Aydın, açılımın Türkiye açısından iyi olmasını istediğini söyledi. Toplum ve insanın yaşanılan çağda birbiri ile özdeş hale getirildiğini ifade eden Prof. Dr. Yasin Aktay, toplumdan bahsedilirken insanın zihninde belirlediği toplumu algıladığını söyledi. Devlet kavramının da toplum kavramı gibi algılandığını kaydeden Aktay, “Bu algılama tamamen yanlıştır. Çünkü toplumdaki devlet anlayışı milletin devleti kurduğu yönündedir. Ancak bu durum algılananın tam tersi bir durumdur. Milletler devletleri değil, devletler milletleri oluşturur. Devlet olmadan millet olamaz. Millet, devletin bir projesidir. Şöyle ki bir devlet oluştuktan sonra kendi milletini oluşturur.
Kendi milletini oluştururken de bu millet kavramı bir şeye dayandırmak, temellendirmek zorundadır. Bu temellendirme ya da dayandırmayı yaparken seçeceği olguyu iyi yapmalıdır. Mesela Kurtuluş Savaşı’ndan sonra oluşturulan millet daha çok Müslüman duyguları ağır basan bir millet şeklini almıştır. Bu durum keşke böyle olmasaydı. Olmasın diyorum çünkü günümüz şartlarında biraz daha modern olabilirdik” dedi. Daha sonra Marks’ın ve Hegel’in devlet anlayışını karşılaştıran Aktay, devletin, Marks’ın devlet anlayışı kadar basit olmadığını söyledi.
Ne devletin ne de milletin homojen bir yapıda olamayacağını kaydeden Aktay, millet ve devlet gibi toplumunda homojen bir yapıda olamayacağını ifade etti. Toplumun kendi içerisinde çatışma olmadan, huzur içerisinde yaşayabilmesi için uğraşıldığını söyleyen Aktay, “Bu uğraşın sonunda gidilecek yeni bir demokrasi anlayışına varılacaktır. O demokratik anlayış da radikal demokrasi olacaktır. Bu yüzden toplumlar tarihlerinde birkaç defa yönetim biçimi değiştirmiştir. Değiştirmesinde ki en büyük etken yönettikleri yönetim biçimlerinin o toplum için uygun olmadığını anlamalarından kaynaklanmaktadır. Türkiye’nin de yakın bir zamanda radikal demokrasi anlayışına döneceğini düşünüyorum” dedi.
EĞİTİM SEVİYESİ ARTTIKÇA FAŞİZM ARTIYOR
Sohbetinde Türkiye’nin açmazlarına değinen Aktay, eğitimin bir açmaz olduğunu ve eğitimin arttıkça üniversite öğrencilerindeki ‘ben’ duygusunun arttığına dikkat çekti. Türkiye’de eğitimli insanın kendini imtiyazlı olarak gördüğünü ifade eden Aktay şunları söyledi: “Maalesef ülkemizde insanların eğitilmişlik düzeyi arttıkça insanlar kendilerini diğer insanlardan soyutlamaya kadar giden davranışlar sergileyebiliyor. Okumuş insan kendisinin en bilgili okumayanı ise cahil olarak nitelendirebiliyor. Bu yüzden Türkiye’de eğitim arttıkça faşizm artıyor. Eğer bunun önüne geçilmezse okuyan kesim yani geleceğin aydınları kendilerini ayrıcalıklı görerek kendilerini toplumdan soyutlayacaklar.”
Yaşar Sarı- Memleket