Konya İnanç Özgürlükleri Platformu Üyesi Abdurrahman Akcan: Kim, neyi, ne zaman, nasıl yaparsa yapsın başka birilerine göre kışkırtma oluyor. İstiyorlar ki, herkes onlar gibi düşünsün, onların istediği gibi davransın, onların değerlendirmeleriyle aynı değerlendirmeleri yapsın
Konya İnanç Özgürlükleri Platformu 163. Hafta basın açıklamasını Kayalıpark Meydanı'nda yaptı. 163. kez bir araya gelen platform üyeleri, başörtüsü sorunundan, İlköğretimdeki türbana ve gündemde yer alan bazı konulara değindi. Açıklamayı platform adına Abdurrahman Akcan okudu. “Bir kışkırtmadır aldı başını gidiyor” diyen Akcan, “Kim, neyi, ne zaman, nasıl yaparsa yapsın başka birilerine göre kışkırtma oluyor. İstiyorlar ki, herkes onlar gibi düşünsün, onların istediği gibi davransın, onların değerlendirmeleriyle aynı değerlendirmeleri yapsın.
Yok onlarla mutabık değilseniz, eyleminiz kışkırtma, sizde kışkırtıcı oluveriyorsunuz” dedi. Akcan, “Ne kışkırtma? Kim kışkırtıcı? Referandum öncesi "Biz çözeriz" deyip, şimdi şartlar ortaya koyarak gündeme getirdiği meseleyi, siyasi bir dalaşma haline dönüştürenler mi? Açılımdan bahsedip, hak ve özgürlüklerin sınırsızlığından dem vurup, fakat bu taleplerde bulunanları, suçlayıcı ifadelerle tahkir edenler mi yoksa talepte bulunanlar mı? Yıllardır ilköğretimdeki baskı ve zulmü özel ortamlarda sürekli dile getirip, kendi özel imkânlarıyla bu meseleyi kendileri için çözüme kavuşturup umumi taleplerde sıra bekleyenler mi, hiçbir imkâna sahip olmayıp kendisi için özgürlüğü açıkça isteyenler mi? Kim zamanlama hatası yapıyor? Kim provakatif bir eylem içerisinde? Kim doğru strateji güdüyor? Kim pişmiş aşa su katıyor ya da kim kıvamında pissin diye ateşin hararetini kısıyor? Herkesin eylemi kendine güzel, karşısındakinin ise söz söylemeye dahi hakkı yok. Bir hak ve özgürlük tartışması bu minvalde sürüp gidiyor. Yani başörtüsü üzeriden bu sefer fikirlere ve eylemlere kısıtlama resmi olmayan yollarda yapılamaya çalışılıyor” şeklinde konuştu.
‘NE KADAR DA MANİDAR’
“İlköğretim çağında fiziki erginliğe ulaşan bir çocuğu onun mükellefiyetini esas almadan hangi akıl onun problemini değişik nedenlerle erteleyebilir? Ve herkesin acısı kendineyken bir başka çözüm hususunda ondan fedakârlık yapmasını bekleyebilir?” diyen Akcan, “Müzminleşmiş olan bir sorunun çözümünü, uzun süredir hakkı izhar etmek ve kesinlikle bu hakkından vazgeçmemek şeklinde çözümlemeye çalışan genç kızlarımızı ve onların ebeveynlerini, uzun yıllardır verdikleri mücadeleyi ciddiye almayarak sanki bunlar, ilk kez ortaya çıkıyormuş gibi zamanlama hatasından bahsetmek ve olayı manidar olmakla nitelemek ne kadar da manidardır.
Bir hukukçunun, hele de çözüm mekanizmasında bulunan bir hukukçunun, hele hele özgürlük taraftarı olarak bilinen bir hukukçunun, ilköğretime başörtüsüyle giden kızlara ve onların ebeveynlerine "Ahmak!" demesi, ürkütücü ve rahatsız edici bir tutumdur. Gayr-i ahlaki pek çok meseleyi hak ve özgürlük çerçevesi içerisinde değerlendiren mezkûr şahıs ve onun gibi olanlara bir hatırlatmada bulunuyoruz: Sizin özgürlük taleplerinizin sınırı size uymayanların özgürlük talepleriyle çatıştığında onlara "Ahmak!" diyorsanız, onların da size bir şeyler söyleme hakkı doğar. Başörtüsü tartışmalarını, bir gruba indirgeyip meseleyi o grup üzerinden - sanki bu talepte bulunan hiç kimse yokmuş gibi - tartışmaya açmak bize meseleye un serme çabasının bahanesi gibi gelmektedir.
Oysa bu talep aylardır kamuoyunun önünde bizler tarafından da ciddi bir şekilde dile getirilmektedir. Bu tartışmaların bir grup üzerinden yürütülmesine bir son verilmeli ve halkımızın haklı talebi ne olursa olsun yerine getirilmelidir. Kimse kendisine çözümün gerçekleşmemesi halinde günah keçileri arayarak mazeret üretmeye kalkışmamalıdır. Çünkü herkesin sorumluluğun mazeret üzerine değil çözüm ve çözüm yolları üzerinedir” ifadelerini kullandı. Ferit Hepokur-Memleket