Ramada Otel’de düzenlenen programa, 26. Dönem Başbakanı ve Milletvekili Ahmet Davutoğlu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Milletvekili Ahmet Sorgun,AK Parti İl Başkanı Musa Arat, Milletvekilleri, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, belediye başkanları, ilçe başkanları kadın ve gençlik kolları başkan ve yönetimleri, belediye meclis üyeleri, STK Temsilcileri, partililer ve vatandaşlar katıldı. Programda konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Sorgun, bütün İslam aleminin Kurban Bayramı'nı kutladı. Bayramların huzur ve mutluluğu temsil ettiğini dile getiren Sorgun, bu mutlu ortamda mezarlık ziyareti yapılmasının da aynı zamanda bir muhasebe olduğunu belirtti.
SORGUN; “İÇ DONANIMLARIMIZI SAĞLAM YAPMALIYIZ”
Bayramlar vesilesiyle kişilerin kendi muhasebesini yapması gerektiğini söyleyen Ahmet Sorgun; “Hangi görevde olursak olalım, aynayı bir de kendimize tutsak, özümüze baksak, projektörü bir de kendimize çevirsek. Acaba hakikaten ne durumdayız? Bir insan, bir vatandaş, sorumluluk sahibi insanlar olarak ne durumdayız? Yola çıktığımızdaki düşüncelerimizle bugün neredeyiz?" ifadelerini kullandı.
Sorgun, kişinin Allah rızası için yola çıktığından emin olsa dahi bir süre sonra kendini tekrar sorgulaması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti: “Şu anda gerek teşkilatımız, gerek ülkemiz ve İslam dünyası açısından önemli süreçlerden geçiyoruz. Önümüzde kongre süreçleri var. Arkasından 2019'un martında yerel seçimler, kasımında genel seçimler, cumhurbaşkanlığı seçimleri var. Ayrıca hemen kenarımızda, güneyimizde sınırlar değiştirilmeye çalışılıyor. Ülkemiz ve bölgemiz önemli süreçlerden geçiyor, sınanıyor. Daha da çok ciddi sınavlardan geçecek gibi görünüyor. O yüzden iç donanımlarımızı sağlam yapmamız gerekir ki bu önemli sınavlarda dökülmeyelim, yolda kalmayalım. Yozlaşan toplumların, zorlaşan sınavları aşması zor görünüyor. Onun için başta kendim için söylüyorum, iç donanımlarımızı, nefsimizi muhasebe etmemiz gerekiyor."
DAVUTOĞLU’NDAN ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR
26. Dönem Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve Konya Milletvekili Ahmet Davutoğlu da konuşmasında, Sorgun'un dile getirdiği “muhasebe” konusuna yönelik; “Hepimizin muhasebeye ihtiyacı var ama en fazla muhasebeye ihtiyacı olanlar, bir davayı üstlendiğini iddia edenlerdir” dedi. İddia sahibi olmayan bir kişinin sıradan bir şekilde hayatına devam edeceğini kimseye de hesap verme durumunda kalmayacağını belirten Davutoğlu, "Her insanın değerlendirmeye ihtiyacı var ama esas değerlendirme yapması, muhasebe yapıp tekrar tekrar üzerinde düşünmesi gerekenler, bir davanın sorumluluğunu omuzlarında hissettiğini iddia edenlerdir. İddia mutlak suretle o iddianın gereğini yapma sorumluluğunu da beraberinde getirir." diye konuştu. Davutoğlu, bütün dünyada büyük bir değişim yaşandığına, çalkantılı bir dönemden geçildiğine işaret ederek, "Böyle bir dönemde, deprem varsa içinde bulunduğunuz binayı sağlam tutmanız lazım. Dış şokları atlatırsınız da kendi içinizde şok yaşamaya başlarsanız deprem sizin binanıza, binanızın da ötesinde ruhunuza sirayet etmeye başlamışsa, işte o zaman korkmaya başlayabilirsiniz." ifadelerini kullandı. İslam dünyasının selameti için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile büyük çabalar sarf ettiklerini söyleyen Davutoğlu, Türkiye'nin zorda kalan bütün İslam ülkelerinin tek umudu olduğunu ifade etti. Davutoğlu, Osmanlı'dan beri bir çınar ağacı gibi gölgesinin altına herkesi alan bir ülke geleneğinin yaşatıldığını vurgulayarak, şöyle konuştu: "Nefsimiz için değil, makamlar ve mevkiler için değil, daha fazla servet ve güç için değil, 'Ya Rab bize bir çınar ağacı kuvveti ver ki bütün mazlumları onun altında toplayalım' diye çıktık yola. AK Parti hareketinin özü ve esası budur." AK Parti'deki kongre sürecini değerlendiren Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kendi özünüzde bir sapma yaşarsanız, niyetleriniz bozulmaya başlarsa, şahsi hesaplarınızı dava hesabının önüne alırsanız, başkalarına ev oluşturmak yerine kendi evinizi güçlendirmek için siyaseti kullanmaya başlarsanız, kadirşinaslık yerine sadece belli makamlarda başkan olalım, il başkanları, ilçe başkanları ve her düzeyi kastederek söylüyorum, bunları düşünmeye başlarsak kaybederiz. Yaklaşan kongre mevsiminde özellikle bunları düşünmemiz lazım. Küçük hesapların olduğu yerde büyük davalar olmaz. Makamların büyük görüldüğü yerde, davalar büyük görülemez." Son günlerde bazı platformlarda Konya'yı karalama kampanyası yapıldığını belirten Davutoğlu, "Kim bu millete hainlik yapmışsa, 15 Temmuz FETÖ darbesi gibi, o hainlerin karşısındaki en önemli direnç noktası Konya'dır ve kim bunlara bulaşmışsa, istisna olmaksızın, öz kardeşimiz olsa gereken cezanın verilmesi için önce Konya ayağa kalkar." değerlendirmesini yaptı. Davutoğlu, FETÖ'nün, tuzaklarla herkese zarar verdiğini hatırlatarak, "Benim odamı da Cumhurbaşkanımızın odasını da dinlediler ama en büyük zararı neye verdiler biliyor musunuz? Müslüman'ın Müslüman'a güvenini yok ettiler. İnsanların bu dine olan güvenini sarstılar. Bunun da sebebi takiye denilen o pis ahlaktır." diye konuştu.
ARAT; İSLAM ALEMİNİN BAYRAMINI KUTLADI
Bir bayramı daha idrak ediyoruz. Bu vesileyle bayramınızı kutluyorum. Rabbim nefislerimizi ıslah etsin, kardeşliğimizi büyütsün. Kurbanlarımızı kabul buyursun. Şair belki de çocukluk masumiyetinde: “Bayram günleri donanırdık su gibi yumuşardı yüreklerimiz” der. Kurban yılda bir gelir, pörsüttüğümüz insanlığımızı, örselediğimiz vicdanımızı, kutsadığımız nefislerimizi hatırlatır belki. Belki İsmail-i teslimiyetle ondan gelene gönülden razı olmaktır kurban. Kurban gelince, yüreklerimiz yumuşar… Rabbimize yaklaşırız. Merhametini bağışlamasını dileriz. Belki de bazı kere, Allah’ın kendimize ait bir Allah olduğu zannı ve beklentisiyle merhametin, nimetin çoğunu, O’nun rızası için ne yaptığımıza bakmaksızın kendimiz için isteriz. Merhametin, bağışlamanın ve bağışlanmanın yeryüzünü bürüdüğü zamanlardan geçiyoruz. Kurbanı boğazlayan bıçak bile merhametle gider gelir. Çocuklarımıza, kurban etmenin, Allah’tan gelince ne büyük bir merhamet olduğunu başka türlü nasıl anlatabilirdik. Lakin Filistin’de, Myanmar’da, Suriye’de ve daha birçok yerde kardeşlerimiz vahşi batı kapitalizmine her gün kurban edilirken; Arafat’ta duruşu, tavafı ve herveleyi nereye koyacağız? Dışarıda Müslüman kanı dökülür ve içimiz kan ağlarken içerde de ölü kardeşlerimizin etlerini yemekten dişlerimiz kamaşıyor. Selçuklu’nun kadim başkenti Konya, son günlerde bazı bahanelerle karalanmakta ve suçlu ilan edilmektedir. Şehrimiz ve insanımız bu haksız suçlamaları hak etmiyor. Bu suçlayıcı ve toptancı yaklaşım biçimi; şehrimize, sanayimize, insanımıza ve geleceğimize kalıcı zararlar veriyor. Konya’yı, Konya’yı oluşturan kurumları ve Konya’ya hizmet edenleri toptancı bakışla ve bilmeden suçlamak, yıpratmak; Konya’ya ve Konya’nın büyümesine olumlu hiçbir katkı vermez.
Evrensel hukuk kuralı gereği, kanun karşısında herkes eşittir... Hiç kimsenin suç işleme ayrıcalığı, korunmuşluğu ve özel muamele görmesi düşünülemez… Böyle kavrayış zulümdür. Kim ki suç işledi, kim ki kirli şer ittifakı FETÖ/PDY ile iş tuttu ve ihanet etti; kim olduğuna bakılmaksızın hak ettiği muameleyi görmeli ve cezalandırılmalıdır. Hz Peygamber Efendimizin kızı Hz. Fatıma için istediği adaletten kim muaf veya ayrıcalıklı olabilir? Suç işleyen için ceza vardır…Millet olarak ateşle sınanırken, beka mücadelesi yürütülürken, yeryüzü mazlumlarının umudu Türkiye ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan iken, küçük meselelere takılmak bize yakışmaz. Şu ya da bu gerekçelerle Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yükünü artırmak bir vebaldir. Asıl olan O’nun yükünü hafifletmektir
Belki de ümmet olarak bizim üzerimizde mühendislik çalışması yapanların en büyük projesi ve beklentisi, bizim birbirimize düşmemiz, boyun eğecek, diz çökecek kadar zayıf ve çaresiz kalmamızdır… İslam coğrafyasına bakınca parçalanmışlığı neyle izah edersiniz. Biz millet olarak Türkiye’yi kuşatanların, yerli işbirlikçilerin, FETÖ’nün kirli oyunlarını, tuzaklarını görmeli ve ona göre davranmalıyız…
Biz topluca ağır bir yük ve sorumluluk taşıyoruz. Yaptığımız işin, taşıdığımız sorumluluğun bilincindeyiz. Bozguncuların bizi nereye ve hangi alana çekmek istediğinin de farkındayız. Onların tuzaklarına düşmeyeceğiz. Buna karşı biz: saflarımızı sıklaştırıyoruz. Kardeşliğimizi büyütüyoruz. Bunlara teslim olmadan, bunlara aldırmadan yolumuza devam ediyoruz… Meclis çalışmalarına ara verince teşkilatlarımız ve milletvekillerimizle birlikte köy köy dolaşarak insanımızı, dertlerini dinleme ve çözüm üretme çabasındayız.
FETÖ davalarını takip ediyoruz. Teşkilatlarımız üzerine yüklenmiş görevler için çalışılıyor… Ben, huzurunuzda fedakârca çalışmaları yürüten teşkilat mensuplarımıza, milletvekillerimize ve belediye başkanlarımıza teşekkür ediyorum. Hızlı tempoda yürürken hatalar eksiklikler sürç-i lisanlar oluşabilir. Hoşgörünüzle, eksikliklerin giderilmesine ve hataların düzeltilmesine katkı vermenizi beklerim. Tenkit etme, eksik bulma, kolayca yapılabilir. Asl olan; ne yaptığımız, inandıklarımız, değer verdiklerimiz için hangi fedakârlığa ve hangi zorluğa katlandıklarımızdır. Rabbim bize bir problemi, sorunu ve eksiği görecek feraset verdiyse, o eksiği giderecek ve çözecek kadar derman, zorluklara karşı koyacak kadar da şecaat lütfetsin. Bu duygu ve düşüncelerle Kurban Bayramınızı en kalbi duygularımla kutluyorum. Her gününüzün ailelerinizle birlikte ve bayram sabahlarındaki coşkunluk içinde geçmesini Rabbimden niyaz ederim” Ferit Hepokur- Memleket