Herkes AK Parti'ye çalışıyor
CHP'li Süheyl Batum'un 'ordu kağıttan kaplanmış' lafı Ankara'yı esir aldı.
Öyle ki siyasi partilerin dünkü TBMM grup toplantılarında ağırlıklı gündem maddesi Batum'un bu sözleri oldu.
MHP lideri Bahçeli, Batum için 'bu sözler şuurunu kaybeden bir siyasetçinin hezeyanlarıdır' dedi.
Başbakan Erdoğan ise çok sert yüklendi. Hatta suç duyurusunda bulundu. CHP lideri Kılıçdaroğlu ise dolaylı yollardan Batum'u eleştirdi.
Baykal'a atıf yaparak "Orduyu eleştirmek ancak CHP Genel Başkanı katında olur'' dedi.
Herkes tepkili ama tartışma bitmiş değil. Çünkü Süheyl Batum durumu düzeltmeye çalışırken daha da içinden çıkılmaz hale getiriyor.
Dün bizim gazetede detaylı olarak verdik.
TSK'nın açıklamasından sonra çark eden ve 'Üzdüysem özür dilerim' diyen Batum sonra da 'Ben Yaşar Büyükanıt ve Hilmi Özkök'ü kastetmiştim' dedi.
Hatta yeni bir polemik başlatacak 'Orduyu çökertme planının parçası değillerse açıklasınlar" cümlesini kullandı.
Burada bir parantez açalım ve bu taktiğe dair bir not düşelim.
CHP, Kılıçdaroğlu ile birlikte ilginç bir yöntem belirledi. Radikal iddiaları ortaya atıp sonra da 'değilse ispatlasınlar' diyorlar.
Batum'un sözlerine bakalım; "Hilmi Özkök emrindeki tüm askerler yargılanıyor. Özkök'ün altındaki tüm paşalar düzmece kanıtlarla yargılanacak. Buradan nasıl kendinizi kurtarıyorsunuz? İkincisi Büyükanıt. 27 Nisan'ın Büyükanıt'a sorulması lazım. Büyükanıt ağzını açmıyor. Özkök ve Büyükanıt bu planın parçası değilse açıklama yapmalı. Açıklama yapana kadar 'askeri kağıttan kaplan yapmak istiyorlar diyeceğim.' Ordu yıpratılmak istendi. Büyükanıt ve Özkök de çanak tuttu."
Bu sözlerden sonra Büyükanıt ve Özkök ne yaparak ya da ne tür bir açıklama yaparak 'biz orduyu yıpratma kampanyasına çanak tutmadık' diyebilir?
Açıkçası Batum'un yeni sözleri de yeni polemik demek.
Özkök ve Büyükanıt ile ilgili ifadeleri 'ordu kağıttan kaplanmış' ifadelerinden geri kalır değil.
CHP yönetimi Batum'un sözlerinden bir özür çıkardı.
Hatta Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin 'Batum özür diledi, konu kapandı' dedi ve tartışmalara tepki gösterdi.
Açıkçası Tekin, medya-siyaset ilişkileri açısından talihsiz sözler de etti. CHP ile ilgili eleştirileri organize olmakla itham etti, eleştiren gazetecileri 'iktidardan nemalanan kesimler' olarak tanımladı. Hatta 'Dedikoduları haber yapanlar bedelini ağır ödeyeceklerdir' bile dedi.
CHP yönetimi belki farkında değil ama partinin algılanışı, dışarıda oluşturduğu izlenim hiç de hayra alamet değil. Dağınık, politikası olmayan ve iç çekişmelerle kaynayan bir muhalefet partisi görüntüsü veriyor.
Seçime şurada az bir zaman kala yaşanan tartışmalar ve muhalefet partisinin durumu önümüzdeki seçimin sonuçları hakkında erkenden bir kanaate varmamıza neden oluyor.
Kaldı ki siyaset dışı faktörler de el birliği ile AK Parti'ye çalışıyor. Mesela Cumhuriyet Mitingleri yeniden başlayacak.
ADD Başkanı Tansel Çölaşan'ın teklifini kabul eden dernek yönetimi seçimlere kadar Türkiye'nin 81 ilinde miting ya da toplantı planlamayı düşünüyor.
CHP yönetimi bu işe ne der henüz bilmiyoruz ama AK Partililer'in memnun olduğunu söylemek mümkün.
Çünkü 'Birinci Cumhuriyet Mitingleri' planlanın tam aksine hükümetin işine yaramıştı. O dönemde mühendislik yaparak meydanlar üzerinden siyaseti dizayn etmeye çalışan çevreler olmuştu. Fakat tam tersi gerçekleşti.
Aynı çevreler şimdi yeniden bu mitingleri organize etmeye soyundular. Muhtemelen CHP'den umutlarını kestiler.
Fakat şunu hatırlatmak lazım, bu mitingler, bu mitinglere konuşmacı olarak gelen kişilerin köşeli lafları geniş kitleler üzerinde tam tersi bir sonuç doğuruyor.
Yani yeniden Cumhuriyet mitinglerini organize etmeyi düşünenler olsa olsa AK Parti'nin ekmeğine yağ sürerler.
Hep söyledik yine hatırlatalım: Seçimi organize olan, hızlı koşan ve kitleleri ikna edebilenler kazanıyor. Askerden ya da siyaset mühendislerinden medet umanlar bugüne kadar hep hayal kırıklığı yaşadı. Bundan sonra da öyle olacak. Mevcut durumda herkes AK Parti'ye çalışıyor dersek abartı olmaz.