Zeki Oğuz
“Herkezde bu sevda varmı bilinmez
Bu sevda olmasa sana gelinmez
Beni büyüledin sensiz olunmaz
Büyün daim olsun senin Anamas”
Anamalsı Mehmet
Anamalsı Mehmet (Mehmet Köse) tam bir doğa aşığı. Özellikle doğup büyüdüğü Kurucaova ve Anamaslara düşkün. Şair aynı zamanda. Şiirlerinin yüzde doksanı da bu yöreler üzerine. Yöredeki yaylaların, Yörük obalarının fotoğraflarını çekiyor, bunları başkaları ile paylaşmaktan büyük zevk alıyor.
Onunla arkadaşlığımız yeni. Bizi buluşturan ortak noktalar da çok. Bu yüzden daha tanışmamızın üzerinden iki hafta geçmeden onun arabası ile düşüyoruz yollara. Yanımızda torunum Umutcan da var. O, küçük yaşına rağmen iflah olmaz bir gezgin olup çıktı. (Söz aramızda, pazar sabahı iki bin metre yüksekte, yangın kulesinin önünde çektiğimiz gündoğumu fotoğrafları güzeldi ama Umutcan’ın çektikleri benimkilerden daha güzeldi. Kıskanmadım değil doğrusu.)
İkinci Beyşehir Fotoğrafçılar Buluşması nedeniyle Beyşehir olağanüstü bir fotoğrafçılar gurubuna ev sahipliği yapıyordu. Yamaç paraşütçüleri Yaka Manastırına çıkmışlar, uygun rüzgâr bekliyorlarmış.
Beyşehir’de kısa bir nevale molasından sonra ilk durağımız Yeşildağ’dı. Leylekler Vadisi, İskelesi, Deliktaş Yaylası ile sevdiğim beldelerimizden biri Yeşildağ. Beldenin ortasındaki Pala’nın dükkânı küçük bir etnografya müzesi gibiydi. Maalesef sakyatan tanası bir belediye başkanı kaldırttı dükkânın önündeki yöreye ait antik eserleri.
Leylekler Vadisindeki çamların üzerinde birkaç leylek ailesi kalmıştı. Bunlar yavruları küçük oldukları için kalmış olmalıydı. Gerisi çoktan göç yolunu tutmuşlardı.
Deliktaş Yaylası beldenin güneyinde çok güzel bir mesire yeri. Adını pınarların üzerindeki ortası delik büyük bir kayadan alıyor. Geçmiş yıllarda kayaların altından adam beli gibi sular akıyordu. Sular iyice çekilmiş.
Yeşildağ’dan Dumanlı’ya doğru düştük yola. İndirme Yaylasında Sarıabalı Yörüklerin konuğu olduk. Kışları Serik taraflarında kalan bu Yörükler güzel evler yaptırmışlar yaylaya. Tek sorunları elektrik ve suymuş. Bunun çözülmesini bekliyorlar yetkililerden.
Bu çevrede Antalyalı bir ziraatçı çok geniş bir araziyi kiralayarak kiraz bahçesi yapmış. Yetişen kirazlar hiçbir emeğin karşılıksız kalmayacağının bir göstergesiydi.
Mehmet Köse’nin akrabalarından çoğu Yeşildağ’a bağlı Ecirli mahallesinde kalıyorlarmış. Onları ziyaret ettik, çaylarını içtik. Ecirli Anamasların eteğinde tam bir mahrumiyet bölgesi.
İslibucak’tan Çataloluk yaylasına geçtik. Bu bölgede konuğu olduğumuz bir Yörük ailesi kar ikram ettiler. Ağustos ortasında şekerli kar mükemmel bir ziyafetti.
Kızoluğu yaylası eşsiz bir kamp alanı. Mehmet’in akrabaları burada şenlik yapıyorlarmış. Birkaç gündür de burada kamp kurmuşlar. İlk tanışmadan sonra bize de yemek ve çay ikram ettiler. İlginç bir yarışmaya tanıklık ettik o ara. Guruptan iki kişi karşı dağa iki saatte çıkabileceklerini iddia ediyorlardı. Bir kısmı ise bunun imkânsız olduğunu söylüyordu. Kaybeden taraf önümüzdeki sene bir keçi alacak ve birlikte yenecekti. Tabi kazanan taraf çıkarız, diyenler oldu.
Biz de çadırlarımızı düzlük bir yere kurduk. Kamp ateşimizi yaktık çadırların önüne.
Sabah gün doğmadan yine düştük yola. Kıvrıla kıvrıla giden stabilize bir yoldan yangın kulesine ulaştık. Kulenin sağında bir duvara Mehmet bir Anamas güzellemesi yazmış. Gündoğumunu çektik. Anlatılmaz, yaşanır derler ya, gerçekten yaşanacak görüntülerdi çektiklerimiz. İlkin hafif bir kızıllık kapladı gölün üzerini. Sonra müthiş bir kızıllık kapladı suları. Güneş sanki gölün sularından fışkırıyordu.
Biz fotoğraf çekerken kule bekçisi çay demlemişti. Kahvaltımızı birlikte yaptıktan sonra kamp alanına döndük. Kamptaki arkadaşlar yeni uyanıyorlardı.
Çadırlarımızı söküp kampta kalanlarla vedalaştıktan sonra Genek yaylasından geçerek Yenişarbademli Yörük Şenliklerinin yapılacağı Malanda Yaylasına doğru yola düştük.
Malanda yaylası yöredeki güzel kamp alanlarından biri. Kubadabad sarayına ait köşklerden ikiside bu yaylada.
Sabahın erken saatleri olmasına rağmen hayli kalabalıktı şenlik alanı. Burada Yalvaç Yörükler Derneği Başkanı Murat Leylek ile tanıştık ve sohbet ettik. Kendisi iki hafta önce Bostandere’de yapılan şenliğe de katılmış. Yörükler ve sorunları konusunda hayli tepkiliydi ve “Artık Soros çocukları değil Toros çocukları yönetecek bu ülkeyi” diyordu, öz arasında.
Anamaslı Mehmet “Yörük Kızı” adlı şiirini okuduktan sonra ayrıldık şenlik yerinden.
Yöre halkının “Tol”dediği Kubadabad Sarayına vardığımızda kazı ekibi öğle yemeğine hazırlanıyordu. Kazı Başkanı Rüçhan Arık ile tanıştık ve ayaküstü kısa bir sohbet yaptık. Yirmi yedi yıldır Kubadabad sarayında kazı çalışmaları yapan Prof. Dr. Rüçhsan Arık buranın ilk milli sarayımız olduğunu, bu yüzden milli saraylar statüsüne alınması gerektiğini vurguluyor ve yetkililer nezdinde yaptığı girişimleri anlatıyor.
Milletvekilleri Orhan Erdem ve Mustafa Kabakçı’nın da bu konuda çalışmaları var. Umarım olumlu bir sonuca vardırırlar konuyu.
Kubadabad çevresi ve birkaç kilometre ötesindeki Kız Kalesi ülkemizin sayılı kuş cennetlerinden biri.
Öğle yemeğimizi Kurucaova’da Mehmet’in annesinin evinde yedik.
Mehmet beldesini çok seviyor ama bazı sorunlar yüzünden hayli dertli. Beldede kanser vakaları hayli yüksekmiş. Bunu da asbestli su borularına bağlıyor ve sorunun çözülmesini istiyor. Bu konuda uzun bir şiir bile yazmış.
Öğleden sonra Dedegöl Dağlarını ardımıza alarak düştük dönüş yoluna. Bu yolun Kurucaova-Yeşildağ arası geçmiş yıllarda hayli bozuktu. Yol onarımdan geçirilmiş.
Yeşildağ—Fele arası bir yanda Anamaslar bir yanda Beyşehir Gölü ile mükemmel bir güzergâh. Bir deneyin, hayatınızın en güzel gününü yaşadığınızı fark edeceksiniz.
Ağustos ortasında şekerli kar keyfi
Anamalsı Mehmet (Mehmet Köse) tam bir doğa aşığı. Özellikle doğup büyüdüğü Kurucaova ve Anamaslara düşkün.
Yerel Haberleri
Baba-Çocuk İkilisi M1 Konya’da Bir Araya Geliyor
SEZON ÖNCESİ KRİTİK İNCELEME
TARİHİ CAMİLERDE SAF TUTTULAR
MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?