Konya’nın merkezde bulunan bu küçük ama tarihi büyük cami 1275 yılında Anadolu Selçuklular döneminde yapıldı. 742 yıllık geçmişi bulunan Abdül Mümin Camii Sultan Keyhüsrev zamanında Emir-i Hac Zade Mahmud tarafından yapılmıştır. Abdü'l-Aziz Mahallesinde bulunan bu cami tamamen taştan yapılmıştır. Son yıllarda yapılan restore çalışmalarıyla cami eski görüntüsüne kavuşmuş duruma geldi. Restore olmadan önce üstünü sağır bir kubbe örter, sağ duvarı çatlamış, mihrabı da iç tarafından çökmüştü. Mihrabın yapılış tarzı bize eskiden çini ile kaplanmış olduğunu söylüyor. Kubbesi örülürken tuğlalara zarif şekiller verilmiştir. Mabedin kapı tarafındaki duvarı iri kesme mermer ve Gödene taşı ile yapılmıştır. Caminin biraz toprak içine gömüldüğü anlaşılmaktadır. Mabet umumi durumu ile iyi saklanması lâzım gelen mimarî bir tiptir. Eserde Selçuk ve Karamanoğlu devirleri mimarisinin kucaklaştığı ve birbirine girdiği görülmektedir. Kapısının üstünde girift bir Selçuk sülüsüyle şu iki satirik Arapça Kitabe okunmaktadır:
Cami 1275 yılında buradaki hanikahın şeyhi olan Abdü'l-Mü'min adıyla meşhur olmuştur.
Caminin kitabesinde bize bu tarihten daha önce burada bir mescid bulunduğunu ve adının da Mugarebe Mescidi olduğunu anlatmaktadır. Konya Vakıflar Müdürlüğü' nde bulunan dört numaralı vakıf Kayıtlar tefterinin yüzyetmiş yedinci sahifesinde 853 yılı Muharreminin ilk günlerinde Konya hâkimi Konyalı Şeyh Mehmed Zade Ahmed'm tasdikini ihtiva eden bu mescide ait Arapça bir vakfiye vardır. Bu vakfı Hac; Ali İbn Hacı Mahmud, İsa Dede İbn Ahmed, Alişah İbn Ömer, Hızır dede İbn ibrahim, Mevlânâ Bostan İbn Yunus, Hacı Ahmed İbn Ahmed, Mehmed İbn Mahmud, Hacı Bahşayiş İbn Hacı Ali, Mevlânâ Muhiddin İbn Ali, Hacı Hayru'd-din İbn Abdullah, Ali Çelebi İbn Tutiı, Mevlânâ Seyid Fakıh İbn Hasan'ın şehadetleriyle Konyalı Hoca Hasan İbn Hacı ishak İbn Bayezid tesis etmiştir. Vakfiyede bu zatın evvelce Megaribi şimdi Yediler Mescidi adlarıyla anılan Aksaraylı Abdü'l-Mü'min İbn Şeyh Yahya İbn Zeynü'd-din'in mescidini tamir ve tecdid ettiği yazılırken Abdü'l-Mü'min' m hakkında şu tavsif cümleleri kullanılmaktadır:
“Hoca Hasan tamir ve tecdid ettiği mescidi için Konya Selçukî Cami 7420 bitişiğindeki üç ev, bir ekmekçi fırmıyla Konya dışında Burhana 'd-din Hamamı ve Konya Ehmedeği (içkale) yakınındaki ekilmeye yarayan tarlalarını ve ayrıca Konya'ya bağlı bir köyü ve bir çiftliği vakfetmektedir.”
Mescide adını vermiş olan Abdü'l-Mü'min 23 sene sonra ölmüş ve Pir Esad Türbesi'nn kuzeyindeki mezarlığa gömülmüştü.421 Mezarlık bozulurken mezarının baş ve ayak taşları Konya Müzesi'ne kaldırılmıştır. Baştaşı, Müze'nin 1000 ve ayaktaşı 999 numarasını taşır. Kitabeye göre Abdü'l-Mü'min Halife Konya'dır. Mümin Halife adıyla meşhurdur. 876 yılı Şaban'ın 19. Cuma günü gece yarısı ölmüştür. Kadirî Tarikatı' r.a. mensuptu.422
Fâtih Sultan Mehmed Karaman'nın kendi imparatorluğu topraklarına kattıktan sonra 1476 yılında yaptırdığı ilk umumi yazımında Bu Mabet Mümin Halife vakfı olarak tescil ve Konya sahrasına tâbi iki köyle bir çiftliğin de tımara verilmesi emredilmiştir.
Bu kayıttan öğreniyoruz ki Mümin Halife öldükten sonra kendisine nispet edilen mescid ve yanındaki tekkesi metruk kalmış, ibadete, misafirlere kapanmış olacak ki Fatih onun gelirlerinin tımara verilmesini emretmiştir. 1584 tarihli bir yazım defterinde şöyle iki kayıt görüyoruz: Konya tarihi ile ilgili kaynaklarda caminin banisinin kim olduğunu bulunamamıştır. Biz ilk defa bunu ilim âleminin önüne korken Mabedin ehemmiyetle muhafaza edilmesi lâzım geldiği hakkındaki kanaatimizin neden doğduğu da anlatmış olacağız.
ABDÜL-MÜ’MİN HALİFE
(ö. 876/1471)
Konya velileri arasında adı geçen Abdü’l-Mümin Halife, Karamanoğulları Döneminde yaşamış; bilgin, musikişinas ve Kadiri şeyhlerinden ünlü bir kişidir. Sesi güzeldir, ney üfer. “Şeyhü’l-kâmil, âlimü’l-fazıl, nâsıhü’l-mülük” gibi pek çok sıfatlarla övülmüştür. Mü’min Halife, Karamanoğulları zamanında büyük bir ilim otoritesi olarak görülmektedir. Karamanoğlu İbrahim Bey kendisine büyük saygı gösterir. O döneminin hem meşhur şeyhi, hem de büyük âlimlerindendir. İnce Minare Medresesi’nde de müderrisliği vardır. Karamanoğlu İbrahim Bey’in, Mü’min Halife’nin Konya’daki dervişlerini her türlü divanı tekliferden, vergilerden ve evlerine zorla misafir kondurmaktan af edilmeleri hakkında bir muafnâmesi vardır, II. Beyazid de, İbrahim Bey’in bu hükmünü aynen tanımıştır. Hayatından bahsettiğimiz Selçuklu Döneminin büyük âlim ve devlet adamlarından Emirü’l-Haczade Mahmut, bugün Mü’min Halife’nin adını taşıyan Abdülmü’min Mescidi yanında bir hangâh, mektep ve darü’l-fukahadan müteşekkil bir külliye yaptırır. Mescidi de yeniden imar eder. Adı geçen mescid, ilk defa Selçuklular Döneminde yapılmış ve Meğâribe Mescidi olarak anılmıştı. İlk yapılış tarihi bilinmemektedir. Gerek mescide ve gerekse mescit yanındaki külliyeye zengin vakıfar tahsis edilmiştir. Aslında Mü’min Halife de zengin bir zattır. O da mescit için pek çok vakıf bıraktı.
Bugün Konya’nın, Zafer Meydanı sokağın hemen sağındaki dar sokakta yer alan bu tarihi mescit, zaman zaman tamir görmüş, 1961 yılında yeniden onarılmıştır. Selçuklu ve Karamanoğlu Devri özelliklerini taşıyan nadide tarihî eserlerimizden birisidir. Mescit, yanında tesis edilen tekkede, Mü’min Halife’nin uzun yıllar şeyhlik yapmış olması dolayısıyla onun adıyla anılmıştır. Mescidin yanındaki külliye zamanla yıkılmış ve günümüze gelememiştir. Servet R. Çolak – Memleket