Mustafa BALKAN
Eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk, Avrupa Birliği'nin Türkiye'den vazgeçemeyeceğini ve en iyi şekilde pazarlık yapılarak Türkiye'nin birliğe girmesi gerektiğini söyledi.
Konyalılar Dernekleri Birliği Federasyonu tarafından Konya Ticaret Odası Konferans Salonu'nda, "AB Sürecinde Sivil Toplum Kuruluşları'' konulu panel düzenlendi. Panelin oturum başkanlığını yapan eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk, AB sürecinin kolay olmadığını vurgulayarak, bu zorlu yolculuğa hazır olunması gerektiğini belirtti.
Gelişmiş ülkelerde sivil toplum örgütlerinin toplumdaki titreşimleri iktidara yansıttığını, ancak Türkiye'de bu görevi siyasi partilerin bile yerine getiremediğini kaydeden Sami Selçuk, "Türkiye, her türlü gelişmeyi son derece geriden takip eden bir ülkedir. Sürekli yasaklardan yana bir ülkeyiz. Demokrasiyi tam yaşayamıyoruz. Örneğin, halkın yüzde 58'ini temsil etmeyen bir TBMM, Anayasa yapamaz. Demokrasi, 4-5 yılda bir sandık başına gitmek değildir. Batıda demokrasi, sivil toplum kuruluşlarıyla, basınıyla işler. Bu açıdan AB sürecinde sivil toplum kuruluşları büyük önem taşımaktadır" dedi. Selçuk, STK'ların toplumdaki titreşimleri iktidara yansıtabilmek için var olduklarını fakat, bunu, etkin olmadıkları için tam olarak yapamadıklarını kaydetti. AB'ın, Türkiye'den vazgeçmesinin mümkün görünmediğini ifade eden Selçuk, "Teslim olmadan, eleştirilere kızmadan, karşı tarafla en iyi şekilde pazarlık yaparak AB'ye girmeliyiz"' şeklinde konuştu. Katılımcı demokrasimizin topal olduğunu ve TBMM'ye tam olarak yansımadığını vurgulayan Selçuk, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'ndan verdiği bir örnekle katılımıcı boyutun, yargıda da görünmediğinin altını çizdi.
Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü'nün katılamadığı panelde koruyucu sağlık ile genel sağlık sigortasının önemine değinen Keçiören Hastanesi Başhekimi Dr. Ramazan Aydın, "Devlet koruyucu sağlıkla uğraşmalı, sağlık hizmetlerini ise yerel yönetimlere devretmeli" dedi. Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Birol Akgün ise, Başmüzakereci'nin kim olacağından çok kalıcı ve sürekli olmasının önemine vurgu yaparak daha çok ülkenin milli menfaatlerinin ön planda tutulması gerektiğini savundu. Panele Hollanda'dan katılan Drs. Veyis Güngör de, AB sürecine, Avrupa Türkleri'nin hakları açısından baktıklarını belirterek şunları söyledi: Avrupa'daki sivil toplum örgütleri olarak bizler, bu sürece "ne ve nasıl katkı sağlarız" diye düşünmekteyiz."
Türk toplumunun önemli bir kısmının AB'yi yeteri kadar bilmediğini ifade ederek konuşmasına başlayan Emekli Hava Pilot Korgeneral Yaşar Müjdeci, "AB'nin elma mı, armut mu olduğunu bilmeden, birçok işlere kalkıştık. AB, bulunmaz Hint veya Bursa kumaşı gibi lanse edildi. Avantajları açıklandı, ancak dezavantajlarından hiç söz edilmedi. Üye ülke sayısı 25'e ulaşan AB'nin sıkıntıları çok büyük. Bu sıkıntılar, hükümet tarafından, Türk toplumuna anlatılmıyor, saklanıyor" dedi.
AB'nin en büyük probleminin "AB Anayasanın kabulü" sorunu olduğunu kaydeden Yaşar Müjdeci, "Bu konuda Fransa, referanduma gidecek. Eğer Fransa'da hayır oyu çıkarsa AB'nin çökeceği söyleniyor" dedi. Bu durumda Türkiye'nin girebileceği bir AB'nin de olmayacağını ifade eden Yaşar Müjdeci, ''Türkiye, 2014 yılında, hatta bazı kişilerin ileri sürdüğü gibi 2025 yılında AB'ye alınabilecek. Ancak bu tarihlerde AB kalmayabilir. Daha önce NATO'ya üyelik konusunda benzer olaylar yaşandı. Şuanda Türkiye'nin kara, hava ve deniz kuvvetleri NATO'nun kontrolü altında. Türkiye, NATO'dan izinsiz güçlerini kullanamaz. Zamanında Kore'ye asker gönderdik. Bu NATO'ya girmenin şartıydı. Ancak o dönemlerde sınırlarımızda sorun yoktu. Şimdi sınırlarımız adeta tehdit altında. Tehlike ve tehdit Türkiye'nin etrafındadır. Avrupa bizi bölmek istiyor" diye konuştu.