Dünyada tüm stratejik analizlerin hepsinin içinde yer alan ve önümüzdeki dönemde savaş nedeni bile sayılacağı ifade edilen “su meselesi” Konya için olduğu kadar Türkiye için de önemini koruyor. Su kaynaklarının ard arda yok olması, göllerin kuruması, Konya Ovası Sulama Projesi’nin (KOP) hayatiyetini ortaya koyarken öte yandan Avrupa Birliği’nin baraj yapımına son verdiğinin ortaya çıkması su ve enerji üretimi ve kullanımında ne kadar geride olduğumuzu ortaya koyuyor.
Türkiye’nin özellikle su sıkıntısı çeken geniş bir coğrafyaya komşu olması, dahası bu sıkıntının önümüzdeki 20 yıl içinde daha da keskinleşecek olması, hem dünyanın hem de Türkiye’nin su politikalarına verdiği önemi artırıyor.
ODTÜ öğretim üyesi Doç. Dr. Ayşegül Kibaroğlu’na göre Türkiye, elindeki suyun henüz yüzde 36’sını (70-75 milyar metre küp) verimli kullanabiliyor. Gerisi boşa akıyor. Ancak Türkiye nehir havzaları açısından komşularına nazaran gerçekten şanslı bir ülke. Irak’ın 6, Suriye’nin ise sadece 2 havzası bulunurken Türkiye coğrafyası tam 26 nehir havzası barındırıyor. Bunların yüzde 35’i de sınır aşan su niteliğinde.
Üyesi olmaya didindiğimiz Avrupa Birliği genelinde de durum farklı değil. Belki daha çok nehir havzaları bulunuyor ama AB, suyla ilgili yatırım yapmıyor artık.
Sonuçta rakamlar ne gösterirse göstersin Türkiye henüz bu su kaynaklarının hakkını veremiyor. Doç. Ayşegül Kibaroğlu bu durumu şöyle anlatıyor: AB üyeleri su barajı yapmıyor. Çünkü bitirdiler artık. Onlar başka bir faza geçtiler. Kaynaklarını verimli kullanma, verimi artırma gibi. Bundan sonra suya yapılan yatırımı riskli buluyorlar. Oysa Türkiye açısından durum kesinlikle böyle değil. Bizim suyla işimiz henüz bitmedi. Biz 200 tane daha su barajı yapacağız ve bu da belki kâfi gelmeyebilir. Ek olarak belki 100 tane de hidroelektrik barajını tamamlamamız gerekiyor. Memleket