9. Mevlâna Şiir Şöleni

Salih Sedat Ersöz

                                                          

Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi’nin düzenlediği ve Karatay Belediyesi’nin de destek verdiği Mevlâna Şiir Şöleni’nin 9’uncusu Mevlâna Gül Bahçesi Açık Sema Alanı’nda geçtiğimiz Cumartesi akşamı geniş bir katılımla icra edildi.

Programın onur konuğu olan Bosna Hersek milli şairi Cemalettin Latiç ve ülkemizin çeşitli yörelerinden birbirinden değerli 15 şairin katılımıyla yapılan şiir şöleni, Kubbe-i Hadra’nın gölgesinde harika şiirlerin okunmasıyla dinleyicilere büyük zevk verdi.

Hem ortamın çekiciliği hem de şiirlerin ve okumaların güzelliği ile insanın derinden etkilenmemesi mümkün değildi. Bizi bir anda saran bu güzellikler bitmesin istiyor insan… Hep böyle bir ortamda şiirle, sohbetle, dostlarla kalmak istiyor insan…

İnsan çok zevk aldığı bir şeye doyar mı? Doymaz elbet. Şiire de doyulmuyor. İnsana çok zevk vermesinin yanında şiir, insan ruhunu inceltiyor, insana zarafet, nezaket ve estetik güzellik kazandırıyor. Bir yandan da dini, milli ve kültürel değerlerimizin yeni nesillerimize aktarımı yapılmış, bu değerlerimiz sürekli yaşatılmış oluyor.

Hem böylesi güzellikler kazanacaksınız, hem de kulağınıza sürekli hoş nağmeler gelecek. Bunların sona ermesi elbette istenmez. Onun için biz de bu güzelliğin kesintiye uğramadan yıllar boyu sürmesini arzu ediyoruz. Hem de yılda sadece bir defa değil, birkaç defa da değil… Ayda bir, mümkün olmazsa 2 ayda bir tekrarlanarak sürdürülmesi lâzım bu güzelim etkinliğin…

Bu arada iki hususu daha belirtmiş olayım. Bu güzelliği TYB Konya Şubesi bu yıl ikinci defa tekrarlayacak. 20 Temmuz’da Konya’da yaşayan şairlerin katılımı ile bir şiir şöleni daha icra edilecek. Bu bir.

İkincisi Selçukya Kültür Sanat Derneği her Pazartesi günü akşamı Şiir Akşamları düzenleyerek, şiirin bu güzelliklerini yaşatmaya çalışıyor. 2 yıldır devam eden Selçukya Şiir Akşamlarında her hafta ayrı bir güzellik, ayrı bir zevk, ayrı bir keyif yaşanıyor. Şiir okumak veya dinlemek isteyen herkesin katılabildiği Selçukya Şiir Akşamları gerçekten anlatılmaz yaşanır diye tasvir edilen ve insanı şiire doyuran şahane bir etkinliktir. Emeği geçenlere sonsuz teşekkürler…

Bu kadar yazıdan sonra 9. Mevlâna Şiir Şöleni’nde şiir ziyafeti olarak okunan bazı şiirlere de yer vermem lâzım.

Cemalettin Latiç’in, Allah’ın Boya Fırçası isimli Boşnakçadan çevrilen şiirinden bir bölüm şöyle:

Ovaları boyayan o ele bak bir,

Fırçasının hakikaten benzeri yok ki!

Her ne yaratmışsa kendi mahareti ile

Hepsine renkli elbiseler vermiş bile.

 

İlkbaharda hayat yeniden uyandığında,

Yaprağa, arıya… Tüm renkleri verir anında,

Lakin Sonbaharın ayaz nefesi

Kısa süren şenliğin olunca ayrılık habercisi.

 

Yine aynı el yeni renklere sarılır,

Ağlamadan, güzel bir ayrılık olsun diye işe koyulur.

 

Ünlü Yağmur şiirinin yazarı Nurullah Genç’in Söyle Bana Hindiba şiirinden bir bölüm:

 

Sen nasıl bu kadar ceylan koşması

Sen nasıl bu kadar yollar aşması

Sen nasıl bu kadar güneşe meftun

Sen nasıl bu kadar sahra çeşmesi

 

Sen nasıl bu kadar bulut gülmesi

Sen nasıl bu kadar bıldırcın sesi

Sen nasıl bu kadar pencere önü

Sen nasıl bu kadar gök gürlemesi

 

Sen nasıl bu kadar gönül hanesi

Sen nasıl bu kadar yâr divanesi

Sen nasıl bu kadar çerağı ömür

Sen nasıl bu kadar inci tanesi

 

Sen nasıl bu kadar kelâmın hası

Sen nasıl bu kadar şiir bohçası

Sen nasıl bu kadar esrarlı bir mum

Sen nasıl bu kadar rüya bahçesi.

 

Hem okuyuşu hem şahane şiiri ile dikkatleri çeken Ahmet Efe’nin Cennetlerin Gelini şiirinden bir bölüm de şöyle:

 

Bir yorgun yılan gibi kıvrılıp gitmekte Nil

Ne derya belli burda, ne kayalık, ne sahil

Ehramlar kuyusunda hasret hicrana dâhil

Bin cinayet işlenir, kimse olmaz müdâhil

Mazlumlar hanesine hep savrulur kum ve kil

Bebekler katledilir, çıldırır burda âkil…

 

Karartırken şu arzı Firavn’ın kibri, kini

Âsiye koşup gelsin, cennetlerin gelini…

 

Bir avuç kor misali dökülür güneş burda

Mihnet ü kasvet ile gam çöker kuşa kurda

Ah taşları bağrına “yavrum” diye sarar da

Kanatları kırılmış, anneler kalır darda

Hemen veda etmeli kahrolası şu yurda

Beklenen Musa gelip, bir gedik açsın surda

 

Âleme tebliğ etsin kutlu din-i mübini

Âsiye koşup gelsin, cennetlerin gelini…

 

M. Ali Köseoğlu’nun En Düşük İhtimal şiirinden bir bölüm:

 

Kiminin dünü tükenir

umurunda değilse de yarının

yeri yok bugünde

ecel gelir

ölüme hayat verir.

Bekleme sevgilim

Beklenmedik bir anda olur

En düşük ihtimaller.

 

Hatice Toprak Çevik’in, Ateş-i Aşk şiirinden bir bölüm de şöyle:

Ben bülbülü şeydayım gonca gülün hârında

Dikenine katlansam feryatlarım durmuyor.

Hep hazan mı olacak gönül nevbahârında

Dostum düşmanım olmuş zor halimi sormuyor.

 

Sevdamı bana zindan, derdi umman eyledi

Gönül evim tarumar yıkıp viran eyledi

Lerzan olan umudum yerle yeksan eyledi

Turab oldu ömrüme bana gönül vermiyor.

 

Reddeylese de yine mahbuba olsam talip

Ümidimi kesmesem Rabbim eder mi nasip

Ateş-i aşkı ile küle dönse bu garip

Müsebbibi umarsız yandığımı görmüyor.

 

Böylece bir şiir şöleni daha sona erdi. Başta TYB Konya Şube Başkanı Hayri Erten hocamız olmak üzere, emek veren herkese, tüm şairlere, katılımcılara ve özellikle Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca bey ve ekibine şükranlarımı sunuyorum. Nice şiir şölenlerinde buluşmak üzere sağlıklı ve mutlu yarınlar efendim.