Deprem bilimci Ramazan Demirtaş, 215 yeni fayın haritaya eklenmesinin deprem tehlikesinin arttığı anlamına gelmediğini belirtti. Demirtaş, "Bu faylar zaten vardı, sadece daha önce haritalanmamış veya aktifliği netleştirilememişti" dedi.
"Önemli Olan Fay Sayısı Değil, Potansiyeldir"
Bir fayın tehlike düzeyi belirlenirken sadece sayısına değil; yıllık kayma hızı, deprem tekrarlama aralığı ve son deprem tarihi gibi teknik verilerin esas alınması gerektiğine dikkat çekildi. Uzmanlar, 700 fayın büyük çoğunluğunun önümüzdeki 50-100 yıl içinde büyük deprem üretmesinin beklenmediğini ifade ediyor.
Dikkatle İzlenmesi Gereken "Sismik Boşluklar"
Uzun süredir büyük deprem üretmeyen ve sismik boşluk olarak tanımlanan bölgelerdeki riskin daha yüksek olduğunu belirten Demirtaş; Marmara Denizi, İznik-Mekece hattı, Gökova, Girit, Antalya, İskenderun, Gölbaşı-Türkoğlu, Şemdinli, Yüksekova, Yedisu ve Ardahan çevrelerinin öncelikli izleme alanları olduğunu vurguladı.
Marmara'da Belirsizlik ve Tehlike Devam Ediyor
Marmara depremi hakkındaki bilimsel tartışmalara değinen Demirtaş, 1766'dan bu yana büyük bir sarsıntı yaşanmadığını hatırlattı. Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın bölgedeki deprem üretme potansiyelinin sürdüğünü belirten uzman, Türkiye'nin mevcut Deprem Tehlike Haritası'nın da yeni veriler ışığında acilen revize edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.