Konya İnanç Özgürlükleri Platformu üyeleri 55. kez Kayalıpark’ta bir araya gelerek başörtüsüne özgürlük istediler.
Platform adına hazırlanan basın bildirisini Ahmet Yılmaz okudu. Geride bıraktığımız Cuma gününün Kudüs Günü olduğunun belirtildiği basın bildirisinde “Ezilen halklar, katledilen bebekler, hayattan koparılan gençler. Ve birde direniş yeşerten umut büyüten çocuklar. İşte böyle bir zamanda Müslümanlar açtılar ellerini Allah’a, bütün bu acıların müsebbiplerini şikayet etmek için. Bir umut için, bir Selahaddin için açtılar ellerini” ifadeleri kullanıldı.
Basın bildirisinde ayrıca şu ifadelere de yer verildi:
Mübarek bir geceyi daha idrak ettik. Gönüllerin mesrur olduğu, huzura kavuştuğu bir geceyi... Evet. Kadir gecesiydi idrak ettiğimiz gece. Kendisinde Kur-an’ın nazil olduğu, bin aydan daha hayırlı ve sabaha kadar kainatın üzerine nur yağdığı, bir esenlik gecesi. 0 gece kalbi imanla dolu yürekler ellerini açtılar semaya, dualarını sundular Allah’a, gözyaşlarını, şikâyetlerini ve mazlumluklarını. Duaları ve gözyaşları esenlikle beraber meleklerin dualarına karınca huzur indi yüreklerine. Sanki yeniden doğmuştular ve hafiftiler.
Aslında yaşadıkları dünya aynı dünya, yaşadıkları ülke aynı ülkeydi. Zulüm aynı zulüm, emperyalizm aynı emperyalizmdi, işgaller de devam ediyordu. Ne evrensel istikbarda, ne de yerli zorbalarda değişen bir şey yoktu. Zalimler ne ilke nede sınır tanıyordu. Zulüm yine Müslümanlaraydı, Müslümanların topraklarında.
YÖK de aynı YÖK’tü. Pek de değişen bir şey yoktu, yasakların daha da artması dışında. Kamusal alan dayatması yine aynı yerinde duruyordu tüm zalimliğiyle. Bugüne kadar özgürlükçü tutumu ile bilinen bazı üniversitelerde bile yasak uygulanmaya konuldu. Bir yandan yasaklar uygulanırken bir yandan da Allah’ın emri sulandırılmaya çalışılıyordu. Medya da gün sayıyordu bu kutsal günlerin geçmesi ve ağızlarındaki kilidin çözülmesi için. Daha bir serbest daha bir pervasız saldırabilirlerdi böylece, mazlum bırakılmış bir toplumun bireylerine aç kurtlar misali.
Ağlayan sadece başörtülü kızlarımız değildi elbet. Filistin vardı, Çeçenistan, Irak, Afganistan, Moro ve daha niceleri ağlamakta olan... İşgal altındaydı Kudüs... Ve düne tüm ağlayan coğrafyaların anısına Kudüs günü denmişti.
Kudüs bir simgedir. Mazlumiyetin ve aynı zamanda direnişin simgesi... Kudüs deyince gözyaşı gelir akla. Ezilen halklar, katledilen bebekler, hayattan koparılan gençler. Ve birde direniş yeşerten umut büyüten çocuklar. İşte böyle bir zamanda Müslümanlar açtılar ellerini Allah’a, bütün bu acıların müsebbiplerini şikâyet etmek için. Bir umut için, bir Selahaddin için açtılar ellerini. Böylece adalet tesis olsun yeniden. Yüreklerimizin hür Kudüs’ü evrensel özgürlüğe başkent olsun yeniden. Ve bir ortak seda saldık göklere: Seni Unutursam Ey Kudüs, sağ elim hünerini kaybetsin.
Memleket