30. İl müftüleri toplantısı’nın ardından

Prof. Dr. Ali Akpınar

13-16 Ocak 2015 tarihlerinde Edirne’de 30. İl Müftüleri toplantısı yapıldı. Toplantıya tüm il müftüleri yanında Balkan Ülkeleri Müftüleri de katıldı. Toplantıyla ilgili bazı notlarımı sizlerle paylaşmayı uygun buldum.

Edirne 1361 de fethedildi. 1397 tarihi eseriyle Edirne, tarih dolu bir şehir. İstanbul’dan önce Osmanlı’nın başkenti oldu ve her köşesi tarihle doldu.

Bir başkent her zaman başkenttir. Edirne de öyle. Kültürel ve tarihi birikimiyle hala başkent.

Edirne’de Sultan Yeniçeri Ocağını ziyarete geldiğinde,  tüm yeniçeriler üç kere şöyle derlerdi: Gün akşamlıdır Sultanım! Bu cümle, hala çınlıyor Edirne semalarında. Aslında bu cümle canlı cansız fanî olan her şey için geçerli bir hakikat. Gün akşamlıdır, doğan her yeni güneş, aslında akşamın geleceğinin habercisidir. Doğan ölür, biten kurur, parlayan solar, akan durur, koşan yorulur… Bir zamanların şaşalı başkenti, gün gelir tarihî harabeleriyle geçmişe tanıklık eder. Edirne de bir anlamda öyle.

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un Fetih kararını bu şehirde alıyor ve Fetih Ordusu bu şehirden hareket ediyor. Edirne, İstanbul’u fetheden şehirdir. Elbette önce kalplerin fethi gerçekleşti, zira Fütuhu’l kulûb olmadan fütûhu’l-Büldân gerçekleşmez. Hacı Bayram Veli’nin Eski Camii’deki vaazlarıyla yetişen Fetih Ordusu Edirne’den hareket ediyor. Edirne, Mimar Sinan’ın Ustalık Eseri Selimiye Camiine yıllar sonra kavuşuyor. Muhteşem Mabed, Edirne’nin dört bir yanından görünüyor ve hem tevhidi terennüm ediyor, hem de bu toprakların şehit kanlarıyla sulanmış İslam Toprakları olduğunu haykırıyor.

Balkan Müslümanları, Kominizm döneminde, gizli gizli Edirne Selimiye’yi uzaktan izleyip gözyaşı dökerdi.

Balkan Müftülerinden Bulgaristan Müftüsü Mustafa Hacı Aliş şunları söyledi: Bizde eskiden dürbünle Selimiye Camiini görmüş adama Hacı diye saygı duyarlardı.

Kosova Müftüsü Nâim Ternava, konuşmasında şunlara yer verdi:

Hz. Hatice ilk Müslüman kadın, Hz. Ebubekir ilk Müslüman erkek, Hz. Ali ilk Müslüman çocuktur. Tıpkı bunun gibi Balkan topraklarında ilk Müslüman olan bölge Kosova’dır. Şehid Murad Hüdavendigâr’dan beri Müslümanız Elhamdülillah.

400 camimizden 218 ini Sırplar son savaşta yakıp yıktılar. Bunları tamir ettik, şimdi Kosova’da 800 camimiz var. 5 İmam Hatip Okulu, İlahiyat, Hafızlık kurslarımız var.

Makadonya Müftüsü Süleyman Redcepi, dedi ki:

Balkan Müslümanları 1912’denberi çok çektiler, can verdiler, mallarından oldular, ama dinlerini vermediler.

700 cami var, hepsi yeni inşa edildi. 5 Medrese (3 erkek, 2 kız),  1 İlahiyatımız var. Okullarda din dersleri var. İslam ahlakı dersimiz var. Tarihî eserlerimiz, ne kadar bizimse o kadar sizindir.

Şu tespitler de Karadağ Müftüsü Rifat Fezjic’in:

Osmanlı Karadağ’da 500 yıl kaldı, biz hala kendi dilimizi konuşuyoruz, biz Türkçe bilmiyoruz. Fransa’nın 50 yıl kaldığı ülkeler kendi dillerini bilmiyor ve Fransızca konuşuyorlar. Osmanlı’nın ki sömürü oluyor, onlarınki sömürü olmuyor.

Siz Türkiye olarak ne kadar başarılı olursanız, biz o kadar güçlü ve başarılı olacağız.

Türkiye Cumhurbaşkanı, on yıl kadar önce Türkiye’de bir ampul yaktı, biz onun ziyasını ta Karadağ’dan gördük.

Romanya Müftüsü Murat Yusuf, Sizlere Diyar-i Evalad-ı Fatihân’dan size selam getirdim dedi.

Moldova Müftüsü Sergiu Sochirca ise şunları anlattı:

Biz 300 sene Osmanlıyız. Tarihi hiçbir eser kalmadı. Bizim bir devlet adamımız geçmişte şunları tavsiye etmiştir: Moldovyayı Ruslara ve Polonlara teslim etmeyin, çünkü sizden dininizi ve vatanınızı alırlar. Eğer teslim ederseniz Türklere teslim edin. Çünkü onlar sizin değerlerinize dokunmazlar.

Gümülcine’nin yetim Müslümanları adına söz alan İbrahim Şerif ise konuşmasında şu duygu dolu cümlelere yer verdi:

Sizler Yeni Osmanlısınız. 132 K. Kursumuzda, 3200 talebemiz ders görüyor. 300 camimiz var, Edirne’ye 15 kilometre uzaktayız.

Siz bugün Osmanlıca dersini okutalım mı okutmayalım mı diye tartışıyorsunuz. Bizim 1970’e kadar Osmanlıca dergimiz vardı. Halkın % 30 u Osmanlıca okur ve yazar.

Şunlar da Yunanistan topraklarında bulunan İskeçe Müftüsü Ahmet Mete’nin:

Balkanlar’da Müslüman olarak yaşamak zordur. Azınlık olmak zor. İki şeyin kıymetini iyi bilin: Kendi bayrağınızın altında yaşamanın, Diyanet Camiası içerisinde olmanızın kıymetini.

En savunmasız insanlar Balkan Müslümanlarıdır. Avrupa’nın iki yüzü değil, hiç yüzü yok.

Biz ne gördüysek, Türkiye’den gördük, diğer İslam ülkelerinden bize bir fayda yok. Bizde Müslümanlık, eşittir Türklüktür.

Bizim İskeçe’de bir zamanlar bir ihtiyar Müslüman hanım hastahaneye gider, Türkçe konuşur. Görevli, Nine bu yaşına kadar niye Yunanca öğrenmedin, diye sorar. Ninenin cevabı nettir: Evladım siz Yunanlıların bu kadar uzun kalacağınızı bilemedim!

Özetle söylemek gerekirse, 300bin şehit vererek başkalarına bıraktığımız Balkanlar’ın yüreği hala tevhid ile atıyor ve orada yaşayan yetim Müslümanlar Osmanlı/Türkiye özlemi ile yaşıyor ve bize ayrı bir değer veriyor ve bizden çok şey bekliyor. Aslında onların bizden bekledikleri, her şeyden önce bizim dünya ve ahiret hayrımıza olan şey: Kendimize gelmek, kendimiz olmak.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.