Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'nın AB ile üyelik müzakerelerinin kilit konumda olması revizyonu da beraberinde getirdi. Güçlü'nün görevden alınmasında müzakerelerin en önemli ayağını 'tarım' konusunun oluşturmasının etkili olduğu belirtiliyor. Erdoğan, Güçlü'nün yerine Necmettin Erbakan'ın başbakanlığında Tarım Bakanlığı müşaviri olarak görev yapan, daha sonra da ANAP-DSP-MHP koalisyonu döneminde bakanlıkta üst düzey bürokratlık yapan Diyarbakır Milletvekili Mehmet Mehdi Eker'i getirdi.
Erdoğan'a yakınlığıyla bilinen Eker'in ismi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'deli dana'lı etlerin ithalatıyla ilgili soruşturmada adı geçmişti. Eker, deli dana vakası görülen ülkelerden et ve et ürünleri ithalini yasaklamaları gerekirken, bazı idari tasarruflarla ithalata izin vermekle suçlanmıştı.
O dönemde Tarımsal Üretimi ve Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürü, Yüksek Komiserler Kurulu Genel Sekreteri olarak görev yapan Eker'in dosyası, milletvekili olması nedeniyle ayrılmıştı.
Başbakan Erdoğan'ın, Devlet Bakanı Güldal Akşit'in yerine İstanbul Milletvekili Nimet Çubukçu'yu getirmesindeki en önemli etken ise Akşit'in sağlık sorunları oldu. Daha önce sağlığı elvermediği için Erdoğan'ın 'affını' istediği belirtilen Akşit, kabinedeki koltuğuna veda etti. Bayındırlık ve İskan Bakanı Zeki Ergezen'i de 'duble yol' hedefine ulaşılamaması koltuğundan etti. Hükümet kurulurken açıklanan Acil Eylem Planı'nda AK Parti iktidarının 15 bin kilometre 'duble yol' yapacağı taahhüt edilmişti. Ancak acil eylem planında en yavaş ilerleyen hedeflerin başında 'duble yol' geldi. 15 bin kilometrelik duble yol hedefinden sadece 2 bin kilometresi tamamlanabildi. Başbakan Erdoğan'ın 'duble yol'da istenilen randıman elde edilememesi nedeniyle Ergezen'i görevinden aldığı belirtiliyor. Ergezen'in yerine atanan Trabzon Milletvekili Faruk Nafız Özak ise sporcu kimliğiyle tanınıyor.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, başbakanlığı 58. hükümetin Başbakanı Abdullah Gül'den devralırken, kabinenin tüm üyelerinden 'boş kağıda imzalı' istifa dilekçeleri almıştı. Erdoğan, daha önce Turgut Özal'ın izlediği yönteme başvurarak başbakan olurken, tüm bakanlardan 'istediği zaman yürürlüğe koyacağı' istifa dilekçelerini almıştı. Başbakan, aldığı boş istifa dilekçelerini revizyon yaparken doğrudan işleme koyuyor.
İkinci el cep, kaçak mı değil mi öğren
Kaçak cep telefonu furyasına son. Cep telefonları ile ilgili yasal düzenleme çıkarılıyor. Elinizdeki telefonun kaçak olup olmadığını öğrenmek artık bir tık ötenizde..
Emniyet Genel Müdürlüğü Sözcüsü İsmail Çalışkan, Emniyet Genel Müdürlüğü'nde düzenlediği haftalık bilgilendirme toplantısında, emniyet görevlilerinin kullandıkları kimlikler hakkında bilgi verdi.
Çalıntı ve kayıp cep telefonlarının kayıtlarının Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı tarafından tutulacağını belirten Çalışkan, bundan böyle ikinci el cep telefonu alan vatandaşların, http.//www.egm.gov.tr/asayis/ceptelefonuara.asp internet adresine girerek ellerindeki cep telefonunun i-mei numarası ile sorgulama yapabileceğini bildirdi.
Çalışkan, bu sorgulama sonucu çalıntı ve kayıp telefonların vatandaşlara bildirilerek mağduriyetlerin giderilmesine çalışacaklarını söyledi.
Belinde silahla dolaşan rektör kim?
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Aşkın, yönetim politikası nedeniyle tehdit aldığını için 5-6 yıldır silahla dolaşmak zorunda kaldığını söyledi.
Prof. Dr. Aşkın, "Çağdaş bir üniversite kurmaya kalktığınızda bundan rahatsız olan menfaat grupları çıkıyor. Türkiye'nin Doğusunda ya da gelişmekte olan illerde hizmet veren rektörlerin başında bu tür sorunlar hep var" dedi.
Aşkın'ın ölüm tehdidi aldığını geçtiğimiz gün ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ural Akbulut açıklamıştı. Bunun üzerine Prof.Aşkın, şöyle dedi: "Ben 10 yıldır tehdit alıyorum. Tehditler çeşitli kaynaklardan geliyor olabilir. Çağdaş bir üniversite kurmaya kalkarsanız bundan rahatsız olan menfaat grupları da çıkıyor. Bu tehditler bizi yıldıramaz."
2 yıldır kendisine makam aracı tahsis edilmediği belirten Aşkın, bunun sorun olmadığını kaydetti.
Yargıtay basın özgürlüğünün sınırlarını çizdi
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu: 'Basının, ayrıcalık taşıyan konumu ve özgürlüğü tüm özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız değildir.'
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, basın özgürlüğünün sınırlarını çizdi. Basının, ayrıcalık taşıyan konumu ve özgürlüğünün, tüm özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmadığını vurgulayan Genel Kurul, yayınların, salt toplumun yararı gözetilerek yapılması, haberin olduğu biçimiyle verilmesi ve kişisel katkının yer almaması gerektiğine işaret etti.
Eski Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanvekili, emekli Yargıtay üyesi Engin Doğu hakkındaki bir haber nedeniyle Bilgin Yayıncılık A.Ş., Semra Uncu ve Ersin Bal aleyhine açılan manevi tazminat davasında Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesi, istemi reddetti. Doğu, kararı temyiz edince dosya Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'ne geldi. 4. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını bozdu. Bozma kararında, Anayasa'nın ve Basın Yasası'nın basının özgürce yayın yapmasını güvence altına aldığına işaret edildi.
Basına sağlanan bu güvencenin nedeninin toplumun sağlıklı, mutlu ve güven içinde yaşayabilmesi olduğu belirtilen kararda, basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğu kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olayın hukuka aykırılık oluşturmayabileceği vurgulandı.
Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunduğu belirtilen kararda, "Ne var ki, basının bu ayrıcalık taşıyan konumu ve özgürlüğü tüm özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız değildir. Bundan dolayıdır ki yayınlarda kişilik haklarına saygı gösterilmesi, gerek Anayasa gerek Medeni Kanun ve özel yasalarda güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluk ve gerekliliktir" denildi.