1997 yılında 28 Şubat Postmodern darbe sürecinde üniversite öğrencisi olan Emine İlyas, başörtüsünü çıkarmadığı için eğitimine devam edemedi. 1997 de kazandığı fakülteyi 28 Şubat darbesi nedeniyle 2014 yılında bitiren Genel Başkan Emine İlyas halen yeni mezunlarla değerlendirilmelerinin hala yaşanılan bir mağduriyet olarak kabul ettiklerini dile getirdi. Dernek olarak faaliyetlerine de değinen Emine İlyas, tüm Türkiye geneli mağdurlarla tanışmaya, sorunu konuşmaya başladıklarını söyledi. 28 Şubat Öğrenci Derneği, faaliyetlerini anlatan Emine İlyas, “28 Şubat döneminde öğrenci iken eğitim ve çalışma hayatlarına son verilen kadınların hak arama ve dayanışma derneğidir. O dönemi ve dönemin sonuçlarını birebir yaşayan kadınlar tarafından oluşturulmuş olup ülke genelindeki diğer mağdurların da katılımıyla hak mücadelesini il temsilcileriyle geniş bir yelpazede sürdürmektedir.
Ülkemizde yaşanan güzel gelişmeler neticesinde, hayatlarına 17 yıl sonra kaldıkları yerden devam etme mücadelesi veren platform üyeleri, değişen atama ve sınav sistemi, yaş faktörü ve sahip olunan sorumluluklar gibi birçok olumsuz etken nedeniyle atanma konusunda yaşadıkları sıkıntıların giderilmesi hususunda hak arayışı içindedirler” dedi.
“DEVLETİN YAPTIĞI HAK İHLALİNİ DEVLET DÜZELTMELİ”
28 Şubat süresinde yapılan haksızlıkların ve zulümlerin devlet tarafından yapıldığını ve bu yanlışlıkların yine bugün ku devlet tarafından giderilmesi gerektiğini sözlerine ekleyen Emine İlyas dileklerini şöyle sıraladı: Devlette süreklilik esastır” ilkesince 28 Şubat’ta devlet gücü kullanılarak uygulanan hak ihlalinin yine devlet eliyle giderilmesinin gerekiyor. Devletin gasp edilen hakları iade etmesinin, iade-i itibar anlamı taşıması açısından önem arz ediyor. 2010 yılı 6111 sayılı af kanunun 28 Şubat öğrencilerinin tüm sorunlarını çözdüğüne dair oluşan yanlış kanının düzeltilmesi ihtiyacı var. Başörtüsü yasağı sebebiyle bir dönemin kadınlarının eğitim ve meslek hayatından uzaklaştırılarak negatif ayrımcılığa maruz bırakılması ve bu negatif ayrımın izlerinin günümüzde her alanda kadınlara uygulanan pozitif ayrımcılık uygulanarak giderilmesinin gerekiyor. Ağırlıklı olarak 2006-2010 yılında çıkarılan 6111 sayılı af yasası ile üniversitelere dönülmesi- yıllar sonra aile kuranların çocukları olduğu halde zor maddi ve manevi şartlarda mezun olması/ aile kurmayanların başka maddi sıkıntılar içinde olması. Öğrenci olunan yıllarda aynı sınıfta olan diğer kişilerin atanma şartlarını ifade etme gerekliliği, günümüzde –aradan geçen bunca zamana ve değişen şartlara rağmen- KPSS ‘ye tabi tutulmanın açacağı yeni mağduriyetleri ifade etme ihtiyacı bulunuyor”
BAZI MAĞDURİYETLER GİDERİLMEDİ
Dernek olarak kadın hakları konusunda istek ve talepleriniz, dile getiren Emine İlyas, “28 Şubat mağdurlarının bazı mağduriyetler giderildi. Kamu görevinden atılanların görevlerine geri dönebilme hakkı verildi, bazılarına da yaşları ilerlediği için emeklilik hakkı verildi. Ancak, bazı mağduriyetler tam olarak giderilemedi. Üniversite öğrencisiyken çeşitli sebeplerle üniversiteden ilişiği kesilenlere üniversiteye dönme hakkı verildi. Bu haklar verilirken aynı zamanda bazı mağduriyetler halen giderilmedi. Mağdur olan tüm kişilere darbe yaşanmasaydı yapabileceği işler o günkü şartlar dâhilinde yeniden verilmelidir. Örneğin; varsayalım o gün girdiği bir sınavda yüzde 60 başarı gösteren biri kamuya atanabiliyorken bugün yüzde 80 başarı gösteren girebiliyor. Bu kişiden %80 başarı göstermesi değil yüzde 60 başarı göstermesi istenilmeli ve yüzde 60 başarı gösterdiği zaman başarılı sayılmalı ve atamaya hak kazanmalıdır. Başka bir örnek; kamu kurumlarında bazı görevler için belirli yaş sınırlamaları var, o dönemin tüm mağdurları bu yaş sınırlarına takıldığında şimdiki yaşı değil 28 Şubat dönemindeki yaşı esas alınarak hesaplanmalıdır. Özellikle 28 Şubat mağdurlarına çok tolerans gösterildiğini iddia edenler unutmamalı ki o darbe yaşanmasaydı bugün bu kadrolarda zaten bu insanlar olacaktı. Bugün çeşitli kadrolara aday kişilerin dile getirdiği eşit yarışalım gibi ifadeler dile getirirken unuttukları bir şey var. O da eğer 28 Şubat yaşanmasaydı bu insanlar zaten o kadrolarda olacaklarından bugün bu boş kadrolara aday dahi olamayacaklardı. Çünkü o kadrolar dolu olacaktı”
‘FETÖ’CÜLER ORTAMA UYUM SAĞLADILAR’
Kadınlara ve 28 Şubat mağduru kadınlara verilmesi gereken haklar hakkında konuşmalarını sürdüren Emine İlyas şunları söyledi: “Öncelikle 28 Şubatta yaşanan tüm mağduriyetler resmi kurumlarca kayıt altına alınmalıdır. Tüm mağduriyetlerin giderilmesine yönelik çalışmalar kesilmeden devam etmelidir. 28 Şubat ve diğer darbelerden yeni neslin bilgisi olması için darbelerin anlatıldığı çeşitli programlar yapılmalıdır. Bütün darbeler tüm gerçekleriyle mutlaka ders kitaplarında yer almalıdır. 28 Şubatta anlamsız ve hukuksuz yasaklar, fişlemeler, görevden uzaklaştırmalar, hapse atmalar yaşandı. Ülke idarecileri halkın eğitim, kültür ve sanatla meşgul olabilmesi için hizmet edeceği yerde; inancıyla, başörtüsüyle, abdestiyle, namazıyla, orucuyla hatta ve hatta gümüş yüzüğüyle uğraştılar. O dönemde en ağır darbeyi inancın açık belirtisi olarak kabul edilen başörtüsü kullanan hanımlar yaşadı. İnançlı askerler ibadet ettikleri için ya da eşleri başörtülü olduğu için yaş kararıyla mesleklerinden uzaklaştırıldılar. Üniversitedeki öğrenciler tek tek tespit edilip üniversiteden çeşitli yollarla ilişiği kesilerek eğitim-öğretimden mahrum bırakıldılar. Anadolu’da zaten zor şartlarda ortaokul, lise okuyan bin bir emekle üniversite kazanan binlerce genç kız hayallerinden, ideallerinden vazgeçip eğitimlerine son vermek zorunda kaldılar. İmkân bulan bazı üniversite öğrencileri yurt dışında eğitimlerini çeşitli sıkıntılarla tamamladılar. Ancak, kamu da yasaklar devam ettiğinden görev yapamadılar. Kamuda çalışanlar görevlerinden atıldılar ya da istifaya zorlandılar. Yasağın gereklerini yapan insanlar ise başlarını açmanın veya peruk takmanın verdiği vicdan azabıyla mücadele etmek zorunda kaldılar. O dönemde Fethullahcı diye bilinen günümüzde FETÖ terör örgütü mensupları bu duyarlılıkları başörtüsü furuatdır gibi bahanelerle çok rahat ortama uyum sağlamışlardı. Resmi kurumlara başörtülü olarak girmek yasaktı. Özel iş yerlerinde bile bu yasak mevcuttu. Kamuda çalışan memurlar başörtüsü ve gümüş yüzük taktığı gerekçesiyle fişlendi. Bir kısmı ihraç edildi, bir kısmı da istifaya zorlandı. Bir şekilde kamuda çalışanlarında başını açmak, peruk takmak, gümüş yüzüğünü çıkarmak gibi hukuksuz yasaklara uyan görevde yükselmeleri engellenmiştir. Fethullahcılar hariç, o grup mensuplarına her türlü haklar tanındı. İmam Hatip Lisesi mezunlarının yükseköğretimde farklı bölümlerde eğitim görmesini engellemek amacıyla meslek liselerine uygulanan kat sayı adaletsizliği nedeniyle binlerce genç üniversiteye giriş sınavlarında yüksek puan almalarına rağmen istedikleri bölümleri kazanamadılar. O dönemde yönlendirildikleri bölümleri okumaya mahkûm edildiler. Yeşil sermaye adı ile dindar ticaret mensuplarının çalışmaları engellendi. İflas edenler dahi oldu. Her kesim kendi yaşadığı mağduriyetler doğrultusunda bu darbeye karşı tepki göstermek amacıyla çeşitli eylemler yapmıştır.” Servet R. Çolak-Memleket