21 Mart bahar bayramı

Zeki Oğuz, 21 Mart bahar bayramı dolayısıyla kültürümüzde navruz ve çiğdemlerin tuttuğu yeri yazdı.

TYB Konya Şubesi etkinliklerine mart başında başlıyor, aralıksız ekim ayı sonuna kadar sürdürüyor. Bu yıl da geçtiğimiz cumartesi günü “Şairlerin Filistin’i” ile ilk etkinliğini yaptı. Şube Başkanı Ahmet Köseoğlu’nun kısa bir konuşmasından sonra, şairlerimizin yüreklerindeki Filistin’i dinledik.

M.Akif İnan’ın şiirini Ümit Savaş dostumuz okudu… Âdem Turan, Ahmet Efe, Hüseyin Akın, Akif Kuruçay, M. Ali Köseoğlu, Mustafa Uçurum, Sıdık Ertaş ve Vural Kaya’nın şiirleriyle Filistin acısı bir kere daha işledi yüreğimize.

Etkinliğin başlangıcında Filistin’e yapılan İsrail zulmünü bir kere daha gördük perdede. Çocuklar vardı körpe bedenleri parçalanmış, çocuklar vardı okul çantası, kalemleri darmadağın olmuş. Çocuklar, daha açamadan soldurulmuş körpe çiçekler.

Şair arkadaşlarımız şiirlerini okurken perdeye yansıyan fonda kaldı aklım. Kim düzenlemişse biraz daha titiz ve duyarlı olmalı, diye, düşündüm. Fonu kaplayan bir yerküre ve Amerika’ya doğru yalvarır gibi uzanmış her ulustan eller. Oysa o etkinliğe gelen bütün insanlar bilirler ki İsrail zulmünün arkasındaki emperyalist güç Amerika’dır.

TYB Konya Şubesi şairlerin şiirlerini ve Filistin ile ilgili karikatürleri “Şairlerin Filistin’i Şiir ve Karikatürler” adlı küçük bir kitapçıkta toplamış. Emeği geçen bütün arkadaşlara teşekkür borçluyuz.

21 MART BAHAR BAYRAMI, YENİ GÜN, BAHARIN BAŞLANGICI
Güneye düşen, karların eridiği koyaklarda çoktan çıkmaya başladı çiğdemler, sultan navruzlar. Bu yazıya başlamadan önce bir Yörük dostumu aradım. Dağlarını özlemiş, kar var mı dağlarda, diyordu. Bu kısacık soru bir dolu özlemi yansıtıyordu aslında.

Bir ak kâğıt üzerinde bir navruz fotoğrafı görsem bile kokusu gelir burnuma. Hele çiğdemlerin, navruzların zamanı gelip de şehirde durmak yüreğimi daraltır. Şimdi bu beton yığınlarının arasında değil, Gevne tepelerinde, Bolay’ın yaylalarında, Torosların ala karlı koyaklarında olmalıyım.

Ozanların diline de düşmüştür ilkyaz çiçekleri. “Çiğdemde dervişlik var” diyen, Pir Sultan’dan dinleyelim bir çiğdem güzellemesini.
“Sordum sarıçiğdeme
Anan baban var mıdır?

Ne sorarsın be derviş
Anam yer babam yağmur”
Sultan navruz için de güzellemeler yakar Pir Sultan.
“Cümle eşya bugün destur aldılar
Aşkı ile didara karşı yandılar

Erenler ceminde bade sundular
Himmeti erince Nevruz Sultan’ın”
Bizim dağ köylülerinin en sevdiği çiçektir navruz. Dağa çıkmışlarsa beş-on navruzla dönerler eve. Navruzları bir bardağın içinde odanın en has köşesine koyarlar. Günlerce navruz kokar odanın içi. Nişanlı delikanlılar navruz getirirler nişanlılarına armağan olarak. Kimi yaşlılar kıyamazlar bu güzelim çiçeğin koparılmasına. Yaşlı bir nine “Sultan navruzu koparmasalar, tandır başında bile biter” derdi.

Göçerliğin onulmaz bir tutku olduğunu, Yörükleri tanıdıktan sonra anladım. Göçmek aynı zamanda çiçeklere, binbir kokulu otlara, bu gibi gürüldeyen pınarlara kavuşmak onlar için. Belki bu yüzden haykırır Karacaoğlan, Çukurova’dan.
“Deli gönül coştu yine

Seni kimler eğler şimdi
Sarı sümbül mor menekşe
Geydi bizim dağlar şimdi.”
Birkaç yıl önce yazar, eğitimci arkadaşım Nihat Mustul ile birlikte Gülnar, Aydıncık taraflarına gitmiş, obaları gezmiştik birlikte. Dönüşte Eski Yörük köyüne saptık. İlk defa bu köyde görmüştüm tarlalar dolusu sümbülü. Nasıl da güzeldiler, nazlıydılar.

Yaban lalelerini, sümbülleri, kardelenleri, çiğdemleri, navruzları kokladım, fotoğraflarını çektim Toroslarda. Karacaoğlan yine oralara çığırıyor beni.
“Medhederler Karaman’ın elini

Köprüsü yok geçemedim selini
Kervan Yaylası’nı Perçem Beli’ni
Lale sümbül bürüsün de gidelim”
Kimi fotoğraf meraklısı arkadaşlar, yakın çekimleri severler. İşte onlar için gün doğmuştur artık. Fotoğraf çantalarını sırtlayıp yola düşebilirler. Aslında çok uzaklara, Toroslara filan gitmelerine de gerek yok. Onsekiz km ötedeki Tatköyü’nün bütün dağlarında yukarda saydığım bütün çiçekleri bulabilirler.

Artık ılgıt ılgıt bahar yelleri esmeye başlayacak, bahar yağmurları ile ıslanacak toprak. Eriyen karların peşine düşecek çiğdemler, navruzlar. Bahar kokusu fışkıracak ala tavlı topraktan ve dağlar Karacaoğlan’ın dediği gibi olacak.
“Çukurova bayramlığın geyerken

Çıplaklığın üzerinden soyarken
Şubat ayı kış yelini kovarken
Cennet dense sana yakışır dağlar.”
Bu satırları yazarken Filistinli çocuklar düştü aklıma. Kendileri çiçektiler, bir tutam çiçek koklayamadan toprak olup gittiler.

Yerel Haberleri

Baba-Çocuk İkilisi M1 Konya’da Bir Araya Geliyor
SEZON ÖNCESİ KRİTİK İNCELEME
TARİHİ CAMİLERDE SAF TUTTULAR
MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?