Konya Ticaret Odası Başkanı ve TOBB Başkan Yardımcısı Hüseyin Üzülmez, acilen vergi reformuna gidilerek vatandaşın sırtındaki vergi yükünün hafifletilmesi gerektiğini söyledi.
Üzülmez, KTO Toplantı Salonu'nda düzenlediği "Türkiye Ekonomisi 2005 Yılı Değerlendirmesi" konulu basın toplantısında, GSMH'deki son 4 yılda yüzde 30 büyüme yaşandığını belirtti.
1953'den bu yana ardı ardına yaşanan böylesine bir büyüme döneminin olmadığını ifade eden Üzülmez, "2002'den sonra kümülatif büyüme yüzde 30'dur. Bunda özel sektörün yatırımlarının payı yüzde 26, özel kesim tüketiminin payı yüzde 31, ihracatın payı yüzde 32 ve kamu tüketimi ve yatırımın payı ise yüzde 11'dir. Büyümeye özel sektörün sağladığı ortadadır" dedi.
Üzülmez, 2006 yılında da büyümenin devam edeceğini, Hükümet'in büyüme hedefinin yüzde 5 olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:
"Büyüme istihdama yansımamaktadır. Ayrıca, ülkedeki büyüme tam olarak hissedilmiyor. Çünkü, Hükümet'in vergilerden sağladığı gelir yüzde 23 artmıştır. Bu gelir de dolaylı vergilerden sağlanmaktadır.
Telefona, çaya, akaryakıta vergi ödüyoruz. Acilen vergi reformuna gidilmeli ve vatandaşın sırtındaki vergi yükü hafifletilmelidir. Kayıt dışı ekonomi kontrol altına alınmalıdır. Bugün 1 litre benzine ödenen paranın yüzde 25'i maliyetidir. Yani 3 milyon liralık benzinin 750 bin lirası benzin, gerisi vergidir. Ülkede trafikteki araç sayısı artarken 2005 yılında ham petrol ithalatı miktar bazında yüzde 2 azaldı. Bu kaçak petrol girişinin olduğunu gösteriyor. Türkiye'nin kaçak petrolden vergi kaybı 5 milyar dolardır."
"GÜMRÜKLER KEVGİR GİBİ"
Dış ticaret açığının giderek büyüdüğüne dikkati çeken Üzülmez, açığın bu kadar yüksek olmasının düşük döviz kuru ve yüksek ithalattan kaynaklandığını söyledi.
Üzülmez, ithalat konusunda yeterli tedbir alınması gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Gümrükler kevgir gibi. Bugüne kadar Türkiye pamuk ve ipliğini kendi üretiyor hatta pamuk ihraç ediyordu. Önce pamuk ithal etmeye başladık, arkasından iplik, sonra kumaş ve en sonunda da konfeksiyon ithal eder duruma geldik. Bu da, tarladan konfeksiyona istihdamı tamamen silmiştir. 2006'da dış ticaret açığının 45 milyar dolar olması bekleniyor. İthalattaki artış sürerse açığın 50-55 milyar dolara ulaşacağını tahmin ediyoruz."
2004 Aralık ayında yüzde 84 olan kapasite kullanım oranının 2005 yılının aynı döneminde yüzde 80.6'ya gerilediğini bildiren Üzülmez, tam kapasite ile çalışmamada iç talep yetersizliğinin azalmasının en önemli etken olduğunu söyledi.
YTL, DÖVİZ KARŞISINDA YÜZDE 70 DEĞERLİ
Aralık 2005 itibariyle YTL'nin, 2004 Aralık ayına göre yüzde 19.5 değer kazandığını dile getiren Üzülmez, "2006 yılında YTL'de yüzde 6-10 arasında değer kaybı olacağını tahmin ediyoruz. Ancak bu durumda bile YTL değerli konumunu sürdürmeye devam ediyor. YTL halen döviz karşısında yüzde 70 değerli durumdadır" dedi.
Üzülmez, ülke ekonomisinde iyi olduğu kadar kötü gelişmelerin de yaşandığı bir yılın geride bırakıldığını belirterek, "Öncelikle istikrarın sürdürülmesi gerekir. Seçim tartışmaları ülke ekonomisine zarar verir. 2006 yılında hukuk, kamu yönetimi, eğitim, sosyal güvenlik ve vergi reformu mutlaka yapılmalıdır" diye konuştu.
2. ÖZAL HAREKATI
Gazetecilerin, Konya ekonomisiyle ilgili sorularını da cevaplandıran Üzülmez, Türkiye'nin kaymağını yiyen 250 aile şirketinden ellisinin isimlerinin neden açıklanmadığıyla ilgili olarak "Bu isimleri benim değil, Hükümet yetkililerinin açıklaması gerekir" dedi. İSO'nun açıkladığı 500 büyük şirketin ilk 250'sinin her sene yüzde 30 oranında büyüdüğüne dikkati çeken Üzülmez, "Konya'daki KOBİ'ler reel anlamda kâr etmiyorlar. Anadolu'daki KOBİ'ler ise devamlı küçülüyor. Biz, bu Hükümet'ten 2. Özal Harekatı bekliyoruz. Anadolu'daki sanayicinin önünün açılması gerekiyor. Sanayi yatırımları Anadolu'ya kaydırılmalıdır.
Seçim tartışmaları Türkiye'ye zarar verir. Biz her zaman istikrardan yanayız ve istikrar istiyoruz. İstikrara olan ihtiyacımız her zaman büyüyor" diye konuştu.
'Özal Harekatı'nedir?
Turgut Özal döneminde ithalat ve ihracat serbestleştirildi, dövizde "serbest kur" sistemine geçildi. Daha önce dışa kapalı bir ekonomik model olan "ithal ikamesi"nin yerini, "ihracata öncelik" tanıyan dışa açık bir ekonomi politikası aldı. Bu dönemde devlet sübvansiyonları azaltıldı, üretim ihracata yöneltildi, devletin gelirlerini artırmak için Katma Değer Vergisi yürürlüğe kondu. Gelir Ortaklığı Senetleri satışa çıkartıldı, Toplu Konut ve Özelleştirme idareleri kuruldu, serbest ticaret bölgeleri oluşturuldu. Böylece ekonomik büyüme hızlandırıldı, kronikleşen döviz açığı sorunu çözüldü.