Yaklaşık 500 yıldır aile mesleğini olan çarıkçılığı anlatan Fatih Kopar, geçmişten gelen kültürün yaşatmanın sevincinde olduğunu söyledi. Asıl mesleğimiz Osmanlı çarıkları olduğunu söyleyen Fatih Kopar, mesleğin temelinin yaklaşık 1300 yıl eskiye dayandığını söyledi. Çarıkçılığın, yöresel Yemeniden hariç tamamen Osmanlı çarıklarına dayalı bir meslek olduğunu ifade eden Kopar, “Biz tamamen eski usullerde çarıkçılık yapıyoruz. Edik, postal ve kelik modellerini de 1300 yıl önceki teknik kullanılarak tamamen deri malzemelerden yapıyoruz. Meslek aile mesleği olarak yaklaşık 500 yıldan beri sürdürüyoruz. Ben bu mesleği yapan 11’inci kuşağım. Yeni nesle göre bir meslek değil. Günlük yoğun uğraş isteyen bir meslek olduğu için günümüz gençleri tarafından çok tercih edilmeyen bir meslek halini almış durumda” dedi.
AYAKKABICIĞIN ATASI
Ayakkabıcığın atasının çarıkçılığa dayandığını söyleyen Fatih Kopar, çarıkçılığı anlattı. Kopar, Ayakkabının ilk oluşumu bu mesleğe dayandığını söyleyerek, “Osmanlı zamanında o dönemin Ermeni ustaları tarafından geliştirilen bir meslektir. Çarık modeli Türklerde Yörüklere dayalı bir modeldir. Fakat edik, postal ve yemeni modelleri daha eski ve saraylarda kullanılan modellerdir. Deri olarak, ürünlerimiz tamamen deriden oluşuyor. Bunların yanında tamamen organik ve doğal yöntemlerle yapılmasıdır. Kimyasal ve makineye dayalı hiçbir sistem bulunmuyor. Derilerin tabaklanması bile el yöntemi usulüyle yapılıyor. Ayakkabıların tabanı Manda, çamız gönüdür. Yüzeyi inek, içerisi ise keçi veya koyun derisinden yapılıyor. Toplamda bir ayakkabıda 4 hayvanın derisi kullanılıyor” diyerek konuştu.
KULLANAN BİR DAHA VAZGEÇMİYOR!
Çarıkların günlük hayatta kullanılabilen ayakkabı olduğunu ifade eden Kopar, bu ayakkabılardan kullanan kişilerin daha sonra vazgeçemediğini sözlerine ekledi. çarıkları anlatan Kopar, “Daha çok yazlık olarak kullanılabilen bir ayakkabı çeşididir. Bu ayakkabıların dayanıklı olması yönüyle de tercih ediliyor. En az 4 sene en fazla 8 sene dayanma ömrü bulunuyor. Bu ürünlerin bakımı da tamamen doğal yöntemlere dayanıyor. Ayda bir zeytin yağıyla yağlanabilir özelliği bulunuyor. Çarıklar, kış şartlarında uzun süreli kullanıma dayanmayabilir. Aşırı yağmurlu havalarda deforme olması çabuk olur. Eski zamanlarda lastik üretilmediği için mecburen bu ayakkabıları kullanmak zorunda kalınmıştır. Bazı ürünlerde çağa uygun modeller yaptığını söyleyen Kopar, “bazı modellere kültürel özellikler katarak birkaç model yapıyoruz. Bunların yanında sandalet modelleri çağa uygun model olarak yapılıyor. Sonuçta yaptığımız işe bazı yenilikler katmak gerekiyor. Yapılış usulünü bozmadan, eski yöntemlerle derilerden günümüzün modellerini de yapıyoruz. Bir ayakkabının hazır olması ise toplamda 3 gün sürüyor” diye anlattı.
TÜRK SANATLARI YAŞATILMALI
Konya’daki 6. Geleneksel Türk El Sanatları Şöleni’ni anlatan Kopar, “Bizim için böyle bir sergi çok iyi oluyor. Böyle sergilere katılarak maddi kazançlardan manevi olarak geçmiş kültürümüzün de yaşatılmasında çok önemli katkılar oluyor. Bu mesleğin halen yaşatılmış olması insanlar tarafından da takdirle karşılanıyor. Çünkü bu sergideki bir çok sanat geçmişten geliyor ve halen yaşatılıyor. Bu tür etkinlerin olması da bizlere daha çok moral veriyor. Bu tür etkinlikler olması bizim gibi geçmişe dayalı zanaatçılar kabuğumuzu kırmadan yaşamaya çalışacağız. Böyle sergilerle insanlar bizlerin farkına varıyor. Bunların yanında halkımızın da ilgisi oldukça büyük ve bizler bu ilgiyi görünce çok mutlu oluyoruz. Bizlerde insanlar bizimle daha iyi alışveriş yapsınlar diye fiyatları da oldukça uygun tutuyoruz. Bizim amacımız tamamen eski mesleğimizi yaşatmak” dedi.