Terzi Fikri'nin oğlu Naci Sönmez babası için verilen selanın bile yarıda kesildiğini söylerken İsmail Uyar, "Ben kaçınca babamı karakola götürdüler. 'Kızlarına tecavüz ederiz' diye işkence yaptılar. Camiden atlayarak intihar etti" dedi.
32 yıl sonra yargılanan 12 Eylül darbesinin 4. duruşması da mağdurların acılarıyla yankılandı. Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Terzi Fikri lakaplı Fatsa eski Belediye Başkanı Fikri Sönmez'in oğlu Naci Sönmez, mahkemenin müdahillik için kendilerinden belge istemesine tepki gösterirken ilginç ifadeler kullandı. Sönmez, "Mahkeme müdahillik için bizden belge istiyor. Babam cezaevinde, beş yıl işkence gördü. Öldüğünde otopsisine dahi izin verilmedi. Müftülük hoca vermedi, selası yarıda kesildi. Cenazesini adeta kaçırarak köye götürdük. Bunların MİT'te mutlaka görüntüleri vardır. Devletin tüm birimleri oradaydı. Fatsa üzerinde Türkiye'de militarist bir rejim inşaa edildi. Fatsa operasyonu ile 12 Eylül darbesinin provası yapıldı. Ben o dönem 17 yaşındayken babamla cezaevinde yattım, ancak 20 yaşında çıkabildim. Eğer benim müdahillik talebim kabul edilmeyecekse, bu gerçek bir darbe yargılaması olmayacaktır" dedi.
KEMİKLERİNE KADAR YARGILANSIN
Diyarbakır 5 Nolu Askeri Cezaevi'nde kardeşi Orhan Keskin'i 'ölüm orucu'nda kaybeden İpek Keskin Gür, Evren'in duruşmaya getirilmesini ve gözlerine bakarak soru sormak istediğini belirtti. Gür, "Kardeşim Orhan, insanların huzur ve güven içinde yaşayacağı bir ülke istiyordu. Babam, kardeşim gözaltına alındığında karakolun önünde 48 derece sıcaklıkta sabaha kadar bekledi 40 gün boyunca. Kenan Evren'in Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi'ni mutlaka görmesini istiyorum. Cezaevi müdürü Esat Oktay Yıldıran çektirdiği zulümler nedeniyle kemiklerine kadar yargılansın" şeklinde konuştu.
ALLAH UZUN ÖMÜR VERSİN!
Aysel Yukarıgöz, oğlu Ramazan'ın darbe sonrasında idam edildiğini anlatarak "Evren, buraya gelip yaptığı işlere sahip çıksın. Ben nasıl İstanbul'dan bu yaşımla buraya geldiysem o neden buraya gelsin. Allah Kenan Evren'e uzun ömür versin ki bizim yaşadıklarımızı yaşasın. Buraya getirilsin" dedi.
MİNAREDEN ATLAYIP İNTİHAR ETTİ
Darbe döneminde Alanya'da işkence gördüğünü anlatan İsmail Uyar, 40 gün her türlü işkenceyi gördüğünü, suçsuz yere 3 yıl yattığını hatırlarak şöyle konuştu: "Allah bana o zaman cezaevinden kaçmayı nasip etti. Ben kaçınca babamı karakola götürdüler, her türlü işkenceyi yaptılar. Hatta babamı kızlarına tecavüz ederiz diye tehdit ettiler. İnançlı biri olan ve hacca giden babam daha sonra çıkınca baskılara dayanamayarak kendini caminin minaresinden atarak intihar etti. Şu an Kenan Evren'i burada gören onları öldürürüm. Bu derece psikolojim bozuldu."
ÜÇ OĞLUMU KURBAN VERDİM
78 yaşındaki Sakine Arat, oğulları Cemal, Murat ve Tacettin'in 12 Eylül'ün kurbanları olduğunu söyledi. Çocuklarına kimsenin işkence yapmaya hakkı olmadığını vurgulayan Arat, "Bir oğluma Diyarbakır Cezaevi'nde pisliği yemesi halinde kendisine yemek verileceğini söylendi. Oğlum da pislik yemeyerek ölüm orucuna girdi ve hayatını kaybetti. Ben çocuklarımın hakkını istiyorum. Gözüm her gün kapıda, kalan tek oğlumu da ne zaman alıp götürecekler diye.." ifadelerini kullandı.
4 ARKADAŞIM KENDİNİ YAKTI
Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi'nin bütün vahşetini iliklerine kadar yaşadığını anlatan Recep Şeftalıdalı, 4 arkadaşının acılara dayanamayarak, kendilerini ateşe verdiğini dile getirdi. Şeftalıdala, BDP milletvekili Altan Tan'ın babası Bedii Tan'ın işkence ile katledilmesinin birebir tanığı olduğunu kaydetti.
KEFENSİZ GÖMÜLDÜ
Sabriye Tuncay, kardeşinin Fatsa'da işkence sonucu katledildiğini savunurak şöyle devam etti: "Kardeşim kimliği belli değil diye, belediyenin kimsesizler mezarlığına gömüldü. 4 ay sonra 4 kız kardeş gidip kardeşimi mezarlıktan çıkardık. Mezarı açtığımızda kardeşimin üzerinde kefen yoktu. Tüm elbiselerini çıkarmışlar sadece alt çamaşırı vardı. Kardeşimi buradan alıp mezarlığa bizzat ben ellerimde toprağa verdim. Çünkü babam kardeşimin öldüğünü duyar duymaz bitkisel hayata girdi."
PEŞİNİ BIRAKMAM, CENAZEMİ İSTİYORUM
Darbe sürecinde oğlu Cemil Kırbayır'ı kaybeden 104 yaşındaki Berfo Ana, Evren'in peşini bırakmayacağını tekrarladı. Kırbayır, şunları kaydetti: "Ben anayım. Çocuğumun cenazesini istiyorum. Oğlumu vuranların peşini bırakmayacağım. Kenan Evren, senin ocağın sönsün, evin başına yıkılsın. Sen benim oğlumu öldürdüm ama demedin mi anası peşinden gelecek. Karşıma gelsin desin ki böyle böyle oldu diye... Ama ben onun sonuna kadar peşindeyim. Bak, kardeşi, bacısı hepsi buraya gelmişler, ağlıyorlar, sızlıyorlar. Benden Cemil'i istiyorlar. Ben de devletimden istiyorum. Oğlumun gözü bantlı, eli ağlıydı, nasıl karakoldan kaçabilir? Oğlumun cenazesini, kemiğini istiyorum."
MİT DARBEYİ HABER VERMEMİŞ
MİT'in 12 Eylül darbesini Meclis, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlığa rapor etmediği ortaya çıktı. MİT'in darbeden haberi olmasına karşın sivil iradeyi bilgilendirmediği iddialarına karşın mahkeme, geçen duruşmada Cumhurbaşkanlığı, TBMM ve Başbakanlık'a yazı göndererek, MİT'in 12 Eyül darbesinin hazırlık çalışmalarını darbe öncesinde kendilerine bildirip bildirmediğini sormuştu. Bu üç kurum, mahkemeye arşivlerinde MİT'in darbeyi önceden haber verdiğine ilişkin bilgi ve belge bulunmadığını bildirdi.
Bu arada 12 Eylül davası kapsamında 55 öğretim üyesinin tartışmalı şekilde mesleğinden olduğu belirlendi. Tarihi davada mağdur olduğu gerekçesiyle mahkemenin Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya hakkında hazırlanan iddianameden bir suretinin gönderdiği Cumhurbaşkanlığı duruşmaya müdahil olmak için bir temsilci göndermedi. Duruşma öncesinde Mustafa Çalışkan ve Prof. Dr. Mehmet Şengör Evren lehine tanıklık yapmak için mahkemeye başvurdu.
YAVRU VATAN DA ZARAR GÖRDÜ
Mahkemenin talebi üzerine Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya hakkında sistematik işkence iddiasıyla Ankara başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada 122 kişi müdahillik talebinde bulundu. KKTC'nin de darbeden zarar gördüğünü gerekçe gösteren üç kişi yavru vatandan müdahil olmak için dilekçe verdi.
BELGE YERİNE BANT KAYDI
Mahkeme, 18 Ocak 2012'de hazırladığı duruşmaya hazırlık tutanağında Genelkurmay'dan darbe öncesi Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının yaptığı toplantılarının tutanaklarını gönderilmesini istemişti. Genelkurmay, mahkemeye bu tutanaklar yerine, 4 cilt halinde Sıkıyönetim Koordinasyon Kurulu toplantılarının yazıya dökülmüş bant kayıtlarını gönderdi. Belgeler arasında Bayrak Harekat Planı'nın güncellenmesine ilişkin belgeler de yer aldı. Diğer yandan Evren'in dönemin Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'e gönderdiği uyarı mektubu Genelkurmay arşivlerinde bulunamaması üzerine Cumhurbaşkanlığı tarafından mahkemeye ulaştırıldı.
AVUKATLARIN GATA ISRARI
Sanık avukatları duruşmada dikkat çekici bir talepte bulundu. Evren ve Şahinkaya'nın duruşmaya gelip gelemeyeceğini ilişkin son noktayı koyacak İstanbul Adli Tıp Kurumu'nun iki isme ilişkin sağlık raporlarının tarafsız ve teşekkülü bir hastaneden alınması talebi üzerine sanık avukatları sağlık raporlarının GATA'dan alınması ısrarında bulundu.
KİMLER KATILDI?
12 Eylül davasının 4. duruşmasına, müdahillik talepleri kabul edilen TBMM, Başbakanlık, CHP, MHP, Hak-İş, DİSK'in avukatları ile yakınları işkencede öldürülen Ahmet Cihan ve Hüseyin Doğan ile gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır'ın 104 yaşındaki annesi Berfo (Ana) Kırbayır katıldı. Ayrıca müdahillik talebinde bulunan eski BDP İstanbul Milletvekili Ufuk Uras ve BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü'nun arasında bulunduğu çok sayıda mağdur salonda yer aldı. Duruşmada konuşan 12 Eylül mağdurları, iki sanığın mahkemeye getirilmesinde ısrar ederken, unvanlarının geri alınması ve malvarlıklarına el konulmasını istedi.