Başbakan Sosyal Medyaya Savaş Açtı
Başbakan Erdoğan, sosyal medyayı “baş düşman” ilan etti. Sosyal medyaya sansürün sinyalini veren Erdoğan twitter’dan “baş belası” diye niteledi. Erdoğan, Taksim Meydanı’ndaki hamburgecilerin de kaldırılacağını açıkladı. “İstanbul zaten AVMye doymuş durumda” diyen “İstanbul’un en büyük sıkıntısı şu an rezidans ve otel” olduğunu söyledi.
Başbakan Tayyip Erdoğan; Habertürk TV, Show TV ve Bloomberg HT ortak yayını Teke Tek Özel’de Fatih Altaylı’nın sorularını yanıtlıyor.
“2 TANE AĞAÇ”
Erdoğan, “Bu bir anda ortaya çıkan bir olay mı? Kim neyi nereye getirdi, bunu görmeleri gerekiyor ekrandaki vatandaşlarımın. Zira bu olayın üzerinde durulan yer Gezi Parkı. Böyle başladı. Gezi Parkı nedir? Bunu şu anda bilmeyen çok. Orada 10 tane sökülen ve taşınan, 2 tane de kesilen ağaç var.
Burada Topçu Kışlası vardı. Mimarisi çok farklı ve güzel bir mimariydi. 1940′a kadar geliyor ve Lütfi Kırdar yıktırıyor. Taksim Stadı olarak yapılıyor ve bugünkü İnönü Stadı ahırlar yıkılarak yapılıyor” dedi.
AKM YIKILACAK
AKM’nin yıkılacağını tekrarlayan Erdoğan, “Bir başka hedef de AKM’yi yıkmak. Yan taraftaki ve arka taraftaki boşluğu da katarak çok büyük bir kültür merkezi yapmayı düşünüyoruz. Bu adımları atarken tabii biz önce Gezi Parkı için kurulun olumsuz yaklaşımı oldu. Bu olumsuz yaklaşımı Ankara’da üst kurul bozdu” dedi.
“MESELE GEZİ PARKI MESELESİ DEĞİL”
“Taksim’de aslında mesele AVM ve Gezi Parkı olayı değildir. Bir İstinye Park gibi bir şey oraya yapılabilir mi? Şehir Müzesi olayını telaffuz ettik biz. İstanbul’da çünkü bir şehir müzesi yok. Bunun dışında biz bir büyük kütüphane de düşünüyoruz. Orası da Rami Kışlası olacak. Ona da itiraz edecekler. Orada zaten kışla kalmamış” diyen Başbakan “Olması gereken demokrasi mücadelesi ise demokrasi mücadelesi sandıkta verilir. O gün ben açıklama yaptım. Polis aşırı gitmiştir dedim. Ama dün polis bunu yapmadı. Minimize oldu iş. Polisin araçlarını yaktılar” dedi.
“MHP ve BDP bu işe bulaşmadı. CHP ortada yalnız kaldı” diyen Erdoğan, “Araçlar, belediye otobüsleri yakılıp yıkıldı. Bunda kesinlikle CHP’nin onayı var. Resmi rakamlara göre 1 Haziran’dan 2 Haziran’a kadar 89 polis aracı, 42 özel araç, 18 belediye aracı, 4 bize ait bina yakılıp yıkıldı. Şimdi yani ne oldu da siz bunu yapıyorsunuz? Seçim hakkınız, demokratik haklarınız mı elinizden alındı? Neden bunları yaptınız?” diye konuştu.
“TWITTER DENİLEN BAŞ BELASI”
Bir önceki konuşmasında milyonları “çapulcu” olarak nitelyen Erdoğan bu defa sosyal medyayı “baş düşman” ilan etti.
Şöyle dedi: “Birtakım insanlar bir yere girdikleri zaman oradan çıkmayabilirler ve orayı terörize edebilirler. Burada da atılan adımlarımız var. Bir defa onların yaklaşım tarzına cevap veremeyecek durumda değildik. Ama samimi yaklaştık. Twitter denilen bir bela var. Yalanın daniskası burada. Bu sosyal medya denilen şey aslında şu anda bana göre toplumların baş belasıdır. ‘Ağaçlarda sallandıracaklar’ ‘Yüz tane İslamcı Taksim’e kaleşnikoflarla geliyor’ filan… Toplum bu şekilde terörize edilir. Photoshoplarla cesetler yayınladılar. Onlar Taksim’e 20 bin kişi mi çıkardı ben de 500 bin kişiyi Kazlıçeşme’ye çıkarırım. Böyle bir imkanımız, gücümüz var. Partimin tabanı da ‘Biz bunlara karşı sessiz mi kalacağız’ diye sürekli bizi aradılar ama biz sakin durduk.
“AVRUPA’DA MÜDAHALE DAHA SERT”
Polis şiddetini meşru göstermeye çalışan Erdoğan, “Avrupa’da polis bizden çok daha sert müdahale yapıyor” iddiasında bulundu.
GS TARAFTARINI UNUTMAMIŞ
Arena Stadı’nın açılışındaki protestoları unutmadığı anlaşılan Erdoğan, “Galatasaray Stadı’nı biz yaptık ve açılışa gittik. Belli bir grubun başlatmasıyla yuhalandık. 400 trilyon para harcamışız. Şu anda bir numaralı stat Türkiye’de orası ve Galatasaray’ın kullanımında. Aynı şey kapalı spor salonlarında da oluyor. Buralarda belli bir ideolojik grup, verdiğin hizmete rağmen her türlü hakareti yapıyorlar. Onların güç aldığı siyasiler, köşe yazarları da ‘Başbakan artık diktatör olmaya başladı’ diyor. Kusura bakmayın, siz her şeyi yazarken biz de bırakın da sesimizi çıkaralım. Siz her türlü şeyi yazacaksınız, biz de sessiz duracağız. Ben dilsiz değilim. Tabii ki konuşacağız” dedi.
“Olay tamamıyla ideolojik” diyen Erdoğan, “Bu yaklaşımla iktidarıma, şahsıma ve Büyükşehir Belediyesi seçimlerine yönelik. AKP’den büyükşehiri nasıl alabiliriz diye düşünüyorlar. Bunun mücadelesi içindeler. AKP’den İstanbul Büyükşehir’i almaya yönelik. Şahsıma yapılan hakaretlerden de asla çekinmiyorum. Burada bir sıkıntı yok. Millet görev vermeye devam ettiği sürece biz devam edeceğiz” dedi.
“REZİDANS VE OTEL SIKINITISI VAR”
“Şimdi 3. havalimanı yapıyoruz. Büyük kısmını yeşil alan düşünüyoruz” diyen Erdoğan, “Konut ve AVM olmayacak. İstanbul zaten AVMye doymuş durumda. İstanbul’un en büyük sıkıntısı şu an rezidans ve otel sıkıntısı” diye konuştu.
TAKSİM’DEKİ HAMBURGERCİLER KALDIRILIYOR
“Taksim’e cami olayı var. Maksemin arkasında yapılacak” sözlerini tekrarlayan Erdoğan, “Burada ilk kez açıklıyorum. Kilise vakfının önündeki tüm dükkanları kaldıralım diye vakıfla konuşacağız. Kilise meydana çıksıın. Diğer tarafta cami olsun. Bizim medeniyet anlayışımızın çok güzel bir göstergesi olsun” dedi.
“İKİ AYYAŞ” POLEMİĞİ
Başbakan, “iki ayyaş” sözlerine ilişkin ise “Bu, toplumda bizim laf ola diye söylenen, iki kişinin hazırladığı diye söylenen bir şeydir. Zaten iki kişinin imzasıyla çıkmaz ki. Bu kanun çıktığında Gazi Mustafa Kemal meclis başkanıydı. CHP’nin yöneticileri çok büyük talihsizlik” dedi.
“RAHATSIZ OLAN VARSA ÖZÜR DİLERİM”
“Alkol yasağı dinin emri” sözlerine ilişkin ise “Dinin emrini yerine getiriyor diyorlar. Din, toplum için, insan için hayırlı bir şey emrediyorsa bunun gereğini yapmak zararlı ve kötü mü? Biz bu arada muhafazakar demokrat bir partiyiz. Burada bizim ifadelerimizden rahatsız olanlar varsa, özür de dilerim ben. Ama ben onları düşünerek bunları söylüyorum” dedi.
‘AKP’Lİ İÇİYORSA ALKOLİK DEĞİL’
“Dünya Sağlık Örgütü bana ödül verdi. İlk defa bu ödülleri almıyorum. Çünkü onların da mücadelesi bu istikamette. Amerika’da bugün alkolle mücadeleye yönelik uygulamalar var. Onlar da tebrik ediyorlar. Avrupa’da da öyle. Bunlar yapılmayan şeyler değil. 18 yaşı altındaki kişilere alkol ve sigara satmazsınız” sözlernin ardından Fatih Altaylı ile şu diyalog yaşandı:
Fatih Altaylı: “Yasaklamalar, kısıtlamalar, düzenlemelerden daha çok insanlara kötü hissettiren belki ‘her içki içen alkolik değildir’”
Başbakan Erdoğan: Alkoliktir, içkiyi içiyorsa alkoliktir. Bunun tanımı odur.
Fatih Altaylı: Haftada bir gün içen de var. Sosyal içici olan da var.
Başbakan Erdoğan: Tasarruf onundur. Bizim ona saygımız da vardır.
Alkol aldığı için alkolik olarak yola çıktı ve karşıdan gelen alkolik olmayan adamla kaza yaptı. Ne olacak? Normal bir katilin aldığı cezayı alıyor mu?
Fatih Altaylı: Fazlasını alması lazım. O konuda kimsenin itirazı yok.
Başbakan Erdoğan: Alkol alanlar bize o zaman isyan edecekler. Siz niye bu kadar yükseltiniz diye.
Fatih Altaylı: Trafikte alkol konusunda yüzde yüz haklısınız.
İnsanlara kendini kötü hissettiren şey ‘ben kırk yılda bir kadeh içiyorum neden alkolik olayım’
Başbakan Erdoğan: Ya onlar bile bana oy veriyor, sen bakma. (gülerek)
Fatih Altaylı: Onlar da size oy veriyor ama bazen öyle bir ayrışım oluyor ki, siz biz noktasına gelindiğinde onlar dışarı kalıyormuş gibi bir durum var. ‘Kadeh içiyorum ama ben de Tayyip’e oy veriyorum’ diyenler var.
Başbakan Erdoğan: Onlar zaten alkolikler arasına girmemiş oluyor.
“AYDA YILDA İKİ KADEH İÇEN ALKOLİK DEĞİL”
Az önce de ifade ettim, ayda yılda bir iki kadeh içmiş kişiler alkolik değil. Alkolik olması için düzenli içmesi gerekiyor. Benim oy tabanımda böyle ayda yılda bir içenler var. Alkolünü içenler alkolünü de alıyor. Rakısını, şarabını, votkasını alıyor. Biz bu düzenlemde cami ve okulların yakınında satışını yasakladık. Karayollarında ve benzin istasyonlarında kaldırdık. Alkol yasağı gibi bir hedefimiz yok. Bu tamamen gençliğe yöneliktir.
Fatih Altaylı: Acaba bir sonraki adıımda daha fazla yasaklama gelecek mi kaygısı var…
Başbakan Erdoğan: Bu ifadeler 10.5 yıldır hep söylenen ifadeler. Ben bunları dinlemekten bıktım ama malesef söylemekten bıkmadılar. Biz çıkardığımız yasalarla sorumluyuz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal tesislerinde alkol yok. Ben kaldırdım. Göğsümü gere gere söylüyorum. Alkol almak istiyorsan git alkollü mekanlarda al.
REKLAMLARI KESEN ARACI KURULUŞLAR VAR, TESPİT ETTİRİYORUM”
Öyle gazeteler oldu ki; özellikle köşe yazarları ve atılan başlıklarla provokatif çağrılar yaptılar. Ve biz bunları okuduğumuz anda dedik ki biz nereye gidiyoruz. Aracı reklam kurumları gazetelere ve televizyonlara reklam vermiyormuş. Böyle bir şey olabilir mi? Bu bir defa medya grupları için ve ülke ekonomisi için bir sıkıntı. Ben çok açık net söylüyorum. Arkadaşlara dedim bu kuruluşları bir tespit edin. Hangi kuruluşlar şirketlerin reklam vermelerine ambargo uyguluyorlar. Gereğini yaparız. Başı boş bırakmayız. İdeolojik davranmak suretiyle holdinglerin reklamını vermiyor. Çok enteresan bir noktaya zemin hazırlıyor. ‘Biz istediğimiz zaman bunu yaparak Türkiye’nin ekonomik itibarını sarsarım’ mesajı verme gayretindeler. Bu aracı kurumdan kaynaklanıyor. Reklam veren bundan haberdar bile değil. Ben birkaÇ tanesini aradım, haberleri yok. Aracı kurumlar reklamları kestiler.”
MELİH GÖKÇEK’İN ‘TÜKÜRÜĞÜMÜZLE BOĞARIZ’ SÖZLERİ
Başbakan Erdoğan, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in açıklamaları sorulunca “İfadenin tamamını bilmiyorum nasıl söyledi ama…” diyerek bir nevi onayladı.
Ardından alakasız şekilde şunları kaydetti: “Yıllar yılı bu ülkede ezilenn biz ve bizim gibiler oldu. Bize çok zulüm ettiler. Suadiye’de bir kız Kur’an Kursu ve aynı zamanda pansiyon var. Bu kızlar sabah dükkana gidiyorlar ve orada o dükkanda terbiye dışı ifadeler kullanılıyor. Bir anda bakıyorsunuz belli yerlerde çirkin el kol hareketleri yapıyorlar. Biz bu ülkenin Başbakanıyız. Bana o el kol hareketlerini yapamazsın. Hele bir bayan olarak yapamazsın. Bu parti yüzde 50 oy almış, halen birileri gelip diyor ki biz sizi ezmeye devam edeceğiz. Ben yüzde 50 ile ezmeyi düşünmüyorum, ama sen yüzde 7 ile, yüzde 13 ile, yüzde 21 ile ezmeye çalışıyorsun.”
TOPLUMUN NASIL OTURACAĞINI-KALKACAĞINI DA BELİRLEYECEK
Ankara metrosunda yapılan anonsun “doğal” olduğunu söyleyen Erdoğan, şunları ekledi:
“Her yerin kendine ait kuralları vardır. Devletin metrosunda ahlak kuralları denilen vardır. Bu ahlak kurallarını aşarak, birilerini tahrik etme suretiyle, böyle bir şey yapılırsa, bu anons, bana göre doğaldır. Buna karşı çıkıyor bir grup. Onlar da daha sonra orada affedersiniz, ellerinde alkoller malkoller… Bu iş değil ki. Şimdi soruyorum, bir anne baba kızının affedersin birinin kucağına oturmasını ister mi? Biz diyoruz ki, buna dikkat edin. Birisiyle bir bankta oturursun sohbet edersin, bunu bir yere kadar saygıyla karşılarsın. Tayyip Erdoğan olarak ben bunu saygıyla karşılamam, ayrı mesele ama toplumun büyük kesimi de saygıyla karşılamaz. Ben Dolmabahçe’de ofisimin önünde, Kadıköy’den gelenlerin durumunu görüyorum, bunlar aslında benim kendi değerlerimle uyuşan şeyler değil ama buna rağmen saygı gösteriyorum. Ama o da aynı saygıyı benim eşime, kızıma, bizim gibi giyinenlere de göstermeliler. Mesele bu.”